Titanyum ayrıca kömür küllerinde, bitkilerde ve hatta insan vücudunda da bulunur.Il titanio si trova inoltre nelle ceneri di carbone, nelle piante ed anche nel corpo umano.
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın."Si può abbandonare il proprio corpo, ma è necessario preservare l'onore".
Ayrıca vücudun diğer bölümlerine yayılabilir.Possono anche essere coinvolte altre parti del corpo.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Le cicatrici possono anche provocare un disturbo dell'immagine corporea.
Meganyan, vücudundaki mantarı çıkarmasını istiyor - enerjisini baskılayan mantar.Meganyan ritorna, chiedendo di estrarre il tappo nel suo corpo, il tappo che sopprime la sua energia.
Gövde: insan vücudunun bir bölümüdür.Busto – parte del corpo umano.
Virüslere karşı vücudun ilk savunma hattı doğuştan gelen bağışıklık sistemidir.La prima linea di difesa dell'organismo contro i virus è il sistema immunitario innato.
Parlak bir zırh bütün vücudunu kaplamıştı.Un'oscura membrana copriva l'intero sistema.
Vücudu, Arlington Ulusal Mezarlığı'nda bulunan kardeşi John'un yanına gömüldü.Il suo corpo fu sepolto vicino a quello del fratello, John, al Cimitero nazionale di Arlington.
Küçük çocuğun vücuduna 18 bıçak darbesi indirdi.Sul corpo del giovane vennero rinvenuti i segni di 20 coltellate.
Vücudunun her tarafındaki teni cok beyazdı ama yüzünün beyazlığı biraz kırmızı karıştırılmış gibiydi.La sua pelle in tutto il corpo era bianchissima, e in volto il bianco era temperato dal rosso.
Vücudu dinç tutar.Toccare il corpo.
Hikâye insan vücudu içinde geçmektedir.Viaggiamo nel corpo umano.
Vücudu parçalandı ve kafasi sultana gönderildi.I loro corpi, vennero dilaniati e le loro teste vennero inviate al sultano.
Vücudu yoktur sadece kafası vardır.Un cadavere è trovato senza testa.
Her hangisin bakarsan bir vücudu görürsün.Se stai cercando altri significati, vedi UNO.
Vücudun arka kısmının hareketi ile kıpırdarlar.Parte posteriore del corpo.
Böylece ruhtaşını kendi vücuduna yerleştirir.Di conseguenza, Evil la riassorbe nel proprio corpo.
Vücudun yalnızca üst bölümünde olan bu pullar kuyruğun tamamında bulunur.Tali tatuaggi si trovano solamente in una metà del corpo.
Vücuduna dövme yaptırdı.Getta via il corpo.
Ancak vücudu zayıf ve genellikle hasta olduğu için çoğu zaman babası ile çalışamamıştır.Non gode di buona salute, infatti è spesso malato.
Bunun yanı sıra, serumu aldığında vücudunun yaydığı hormonlar karıncaları kendisine çektiğini öğrenmiştir.Mentre era in cerca dei semi, si era accorta casualmente che le formiche facevano il suo stesso lavoro.
Oçokoçi'nin bütün vücudu simsiyah tüylerle kaplıdır.L'intero corpo è ricoperto di piastre ossee.
Erkeklerde testisler vücudun içinde saklıdır.Gli organi genitali del maschio sono dissimulati all'interno del corpo.
Vücuduna fazladan ağırlıklar eklenebilir.Il farmaco può indurre aumento del peso corporeo.
Evden ölü olarak çıkartıldığında vücudunda 25 kurşun vardı.Al momento degli omicidi ne possedeva 25 fucili.
Ağrı bireyin acı verici bir durumdan kaçmasını sağlar bu sayede vücudunun zarar görmemesini sağlar.Il dolore ci avverte che qualcosa sta funzionando male nel corpo o sta per avvenire un danno.
Böylece, içine alanın vücudunda ruhlar oluşur.Inoltre riescono a percepire l'anima all'interno di un corpo.
Alyuvarlara yerleşen virüs tüm vücudu sarar.Tubi adesivi sono comunque sparsi su tutto il corpo.
Bu hastalık vücudun bağışıklık direncini azaltır.L'obiettivo è ridurre l'immunosoppressione del paziente.
Kolların, bacakların ve vücudun birlikte ahengi ritmik olmalıdır, hareketli bir yürüyüşte olduğu gibi.Le cadenze di braccia, gambe e corpo sono molto simili a quelle della camminata veloce.
Ana madde: Aşırı duyarlılık Aşırı duyarlılık, vücudun kendi dokularına zarar veren bir bağışıklık yanıtıdır.Le reazioni di ipersensibilità sono una risposta immunitaria che danneggia i tessuti del corpo.
Güçlü ve üstün vücudunun içinde, Digimonları aşacak gizli gücü tutar.Severo e autoritario, nasconde un cuore d'oro.
Bu durum vücudun bağışıklık sistemini negatif etkiler ve enfeksiyon riski yükselir.Il risultato è un basso livello di anticorpi e il rischio di infezioni.
Vücudu küçük ve incedir.Il corpo è piccolo e compatto.
Sindirildiğinde, kullanan kişinin ruhunun vücudundan çıkmasına neden olur.Quando accelerato, l'avatar dell'utilizzatore viene espulso dal corpo.
Eğer mevcutsa, İsrail toprağı vücudun çeşitli bölgelerine konur ve bir kısmı tabut içine serpiştirilir.Terra di Israele (afar), se disponibile, viene messa su varie parti del corpo e infine gettata sulla bara.
Yağ tabakası canlının vücudunu sıcak tutar ve darbelere karşı korur.Il tuo ardore riscalda l'indolente e dà fiducia allo scettico.
Boyun ve baş dışında vücudu örter.Pelo medio e liscio sul restante corpo.
İnsan vücudunda milyarlarca akar yaşamaktadır.Nel loro percorso, queste passano attraverso il corpo di miliardi di organismi.
Kabuk, vücudun her tarafında aynı kalınlıkta değildir.Il rame si trova un po' ovunque nel corpo.
Beş adam bayıldı ve birinin vücudunda çürükler oluştu.Cinque casi hanno avuto origine nel tronco e uno nella testa.
Şeytan çıkarma ayini sırasında, Emily'nin vücudundaki altı şeytan, farklı dillerde kendilerini tanıtır.Durante l'esorcismo si presenta come uno dei sei diavoli che possiedono la povera Emily.
Vücudunu bir kancaya asarak, et parçaları kesti.Le briciole testimoniano che lui ha tagliato un pezzo di pane.
Türk doktorlar onun vücudunun yeni dokuyu kabul ettiğini duyurdu.Турецкие врачи заявили, что его тело приняло новую ткань.
Hayalet'in vücudunu almak üzere görevlendirilmişlerdir.Они планируют захватить тело Призрака.
Bazı modeller insan vücudundan daha büyük benzerlik etkisi yaratmak için sıcak su ile doldurulabilir.Некоторые модели могут наполняться тёплой водой, для создания большего эффекта подобия человеческого тела.
Kadının vücudu (sağına doğru dönük) resmin sol tarafına dönük, yüzü izleyene bakar şekildedir.На левой к зрителю стене изображён воин, на правой — женщина-труженица.
Aslında vücudu iyi durumdaydı.Но на самом деле он был здоров.
Vücudunun yarısı tam bir kadındı.Половина её тела была мужской, а половина — женской.
Eserlerde, elbise kumaşının altından vücudun formları belli olmaktadır.Под складками одежды чувствуются формы тела.
Vücudunun geri kalan kısmı grinin çeşitli tonlarındadır.Остальное тело окрашено в различные оттенки серого.
Vücudu yakıldı ve külleri Bronx'da Aziz Raymond Mezarlığı'na gömüldü.Тело кремировали, прах похоронили на кладбище Святого Раймонда в Бронксе.
Vücudu parçalandı ve Tiber nehri'ne atıldı.Его тело было разорвано на куски и брошено в Тибр.
Virüslere karşı vücudun ilk savunma hattı doğuştan gelen bağışıklık sistemidir.Первой защитной линией организма против вируса является врождённый иммунитет.
Orta Çağ bilginleri insan vücudunda sindirimin, yemeğin pişmesi gibi bir süreç olduğunu düşünmüşlerdir.Средневековые учёные считали, что человеческое пищеварение было процессом, схожим с приготовлением пищи.
Vücudunun üst kısmı alt kısmından daha koyu renklidir.Верхняя часть тела у них темнее, чем нижняя.
Her hangisin bakarsan bir vücudu görürsün.Если посмотреть на него с какой-то стороны — вы увидите грань.
ای دشمن ار تو سنگ خارهای من آهنم (Ey düşman taştan olsan bile vücudum çeliktir!)Доколе враг мой вознесется Еще, о Господи! над мной?
Hikâye insan vücudu içinde geçmektedir.Игра происходит внутри человеческого тела.