İnce bir vücuda ve pullu bir kuyruğa sahiptirler.Il tient dans ses mains un arc et un calice.
Kafkasya'da kurulacak ordunun esasını vücuda getirmek.Tu vas fouler le corps / De ton ami dans la poussière.
Vücuda girmesinin ardından kaliforniyumun sadece %0,05'i kan dolaşımına karışır.Una vez en el cuerpo, solo el 0,05% del californio alcanzará el torrente sanguíneo.
Eğer ihmal edilirse enfeksiyon vücuda yayılıp kurbanı öldürebilir.Si se descuida, una infección puede diseminarse y posiblemente causar la muerte de la víctima.
Örneğin tiroid bezi vücuda giren iyotun büyük bir yüzdesini alır.Por ejemplo, la glándula tiroides acumula un gran porcentaje de yodo que entra al cuerpo.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Tiene rayas por todo el cuerpo.
Üst kol: Vücuda yakındır.Codos: Bien colocados cerca del cuerpo.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Posee un cuerpo robusto.
Kuyruk: Vücuda göre kısa, aşağıdan konumlu, uca doğru zarifçe incelir.Cola: Corto en comparación a su medida de cuerpo, abajo y tapering hacia el consejo.
Ancak yıllar içerisinde mumyalama şekilleri değişti ve organlar kuruduktan sonra vücuda geri konmaya başladı.A lo largo de los años, la formación se fue renovando y así fue como entró Cáceres.
Vücuda girmesinin ardından kaliforniyumun sadece %0,05'i kan dolaşımına karışır.Una volta nel corpo, solo lo 0,05% del californio raggiunge il flusso sanguigno.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Aveva un fisico possente.
Oradan boyuna, yüze ve bazen de tüm vücuda yayılır.Ali e coda sono piumate, e talvolta lo è tutto il corpo.
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.В Сретенье метель дорогу переметает, корм подметает (к неурожаю).
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Остеодермы распределены по всему телу.
Döküntüler, bütün vücuda yayılır, 5-7 gün içinde kaybolur.Имаго появляются на трупах через 5—11 дней и развиваются 5—7 недель.
Eğer ihmal edilirse enfeksiyon vücuda yayılıp kurbanı öldürebilir.إذا أهملت، قد تنتشر العدوى ويحتمل أن تقتل الضحية.
Üst kol: Vücuda yakındır.ونحو : عندم الجسد.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.وتتوزع هذه الغدد في كل أنحاء الجسم.
HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur.ففي اللحظة التي تصل بها الفيروسات إلى داخل الجسم تبدأ بصنع نسخ عن نفسها بهدف الانتشار داخل الجسم.
Vücuda enerji ve kuvvet verir.التي تمنح الجسد والنفس طاقة الوجود.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.A doença se espalhara por todo o seu organismo.
Uygulama yolu bir ilacın vücuda verilme şeklidir.Um de seus possíveis usos seria o de transporte de medicamentos através do corpo humano.
En basitiyle; fiziksel engeller bakteri veya virüs gibi patojenlerin vücuda girmelerini engeller.Najprostsze są bariery fizyczne, które zapobiegają wejściu do ciała takim patogenom, jak bakterie czy wirusy.
Kalp, insanlarda dinlenme ânında dakikada 60-80 kez tüm vücuda kan pompalayan güçlü bir pompadır.60 – 80 razy i z każdym uderzeniem wyrzuca krew do naczyń tętniczych.
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.Położona była w lesie między drogą Pniewo – Przystań, a Jez.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Fascior finns över hela kroppen.
DMSO çözünmüş maddeleri hızla ciltten vücuda taşıdığından dikkatli olunması gerekmektedir.Det skall hanteras med försiktighet eftersom ämnen lösta i DMSO lätt tas upp genom huden.
Üst kol: Vücuda yakındır.Befjädringen ligger tätt mot kroppen.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Перші розташовані по всьому тілу.
Bu hissizlik zamanla vücuda yayılır.Ця неоднорідність зростає з часом.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Má silné tělo.
Uygulama yolu bir ilacın vücuda verilme şeklidir.Medicamentul se administrează la prescripția medicului.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Hatalmas orgánummal rendelkezett.
Geryoneus 3 başa, 6 adet kola ve 3 adet ayrı vücuda sahip bir savaşçı görünümündeydi.Geryonilla oli kolme päätä, kolme kehoa ja yhteensä kuusi kättä.
Sırt boyunca uzanır ve vücuda destek sağlar.Selkäevä kaartuu taaksepäin ja sijaitsee ruumiin takapuolella.
Hayvan olgunlaştıkça lekeler daha yoğunlaşır ve tüm vücuda yayılır.Efterhånden som dyrene bliver ældre, kommer der flere og flere pletter og de spreder sig til hele kroppen.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Hudtænderne er fordelt over hele kroppen.
Teneffüs yoluyla alınarak vücuda yerleşir.Herfra transporteres de rundt i kroppen.
Bu proteine vücuda almak için çeşitli besinler alınarak sağlanabilir.Derefter kan de sættes sammen til nye proteiner i kroppen.
Üst kol: Vücuda yakındır.Fjerdragten er hård og ligger tæt ind til kroppen.
Vücuda gerekli olan başta A, B, D, E ve birçok vitamini yüksek oranda barındırır.De fettløselige vitaminene (A, D, E og K) kan lagres i kroppen hvis vi får mer av dem enn vi trenger.
Damarlar tüm vücuda dağıtır.Mereka akan menyebarkannya ke seluruh tubuh mereka.
En basitiyle; fiziksel engeller bakteri veya virüs gibi patojenlerin vücuda girmelerini engeller.Pelindung fisik mencegah patogen seperti bakteri dan virus memasuki tubuh.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.Nó có thân thể khá lực lưỡng.
En basitiyle; fiziksel engeller bakteri veya virüs gibi patojenlerin vücuda girmelerini engeller.最も簡単なのは、物理的な障壁で、細菌やウイルスが生体に侵入するのを防ぐことである。
Radyoaktif kirlenme vücuda soluma, yeme, soğurma veya enjeksiyon yoluyla girebilir.放射能汚染は、食物の摂取、吸気、肌からの吸収、または、注射を通して体内に入ることが可能である。
İlacın vücutta bir etki gösterebilmesi için ilacın vücuda herhangi bir yolla uygulanmış olması gerekir.医療パッチ 身体に貼ることで体内に薬を投入することができる。
İlaçlar değişik nedenlerle vücuda değişik yollarla verilirler.薬物は目的により様々な経路から投与される。
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.羽参差兮喻高渐之鸿仪;音上下兮调无弦之宫商。
Yiyecekler aracılığıya vücuda girerek, şiddetli kusma, ishal yapar.벌은 이 틈새를 밀랍으로 메꾸고, 벌꿀방을 꿀로 채운다.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.튼튼한 몸을 갖고 있다.
Siyah, tüp benzeri bir vücuda sahiptirler.붕소는 홑원소 상태에서 탄소와 비슷한 흑회색이다.
O devirde şeker ancak çeşitli meyvelerin yenilmesiyle vücuda girebiliyordu.다른 과실주는 다른 종류의 과일에서 당류의 발효에 의해 생산된다.
Diğer sivrisineklerdeki gibi, ergin Anofel 3 bölümlü ince bir vücuda sahiptir: baş, göğüs, sırt.ככל היתושים, ליתוש האנופלס גוף רזה עם 3 חלקים: ראש, בית החזה ובטן.
Fırın ateţ edildikten sonra, kilden vücuda yanan kâğıt yanar.לאחר כל הצבעה נשרפים הפתקים בתנור מיוחד.
Kuvvetli bir vücuda sahipti.היה לו כוח פיזי עצום.
Bu sayede birçok yılanın aksine kafa ve vücuda saldırır.במקום ראש, בוקעים מצווארה שני נחשים.
Düzenleme görevi: Metabolizma ile oluşan ısıyı bütün vücuda dağıtıp vücut ısısını dengede tutar.הטיפול הנהוג במצב זה הוא טיפול במגע (שיאצו או טווינה) כדי להחזיר את החום ותחושת המלאות לגוף.
Vücuda genel şeklini verir.היא נותנת לגוף את הצורה שלו.