Ana içeriğe geç
Sözlük

uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tepelik arazide yer alan katedral uzun bir mesafeden görülebilir.Situated on hilly terrain, the cathedral can be seen from a long distance.
Ben uzun zamandır bu konuda konuşmadım.I haven't talked about this in a long time.
Ağrı çok daha uzun sürmez.The pain won't last much longer.
Onlar uzun sürüyor.They're taking a long time.
Çok uzun süredir buradasın.You've been here way too long.
Bu uzun bir sipariş. Bunun için çaba göstermeliyiz.That's a tall order. We have to work at it.
Tom uzun bir duş yaptı ve tüm sıcak suyu kullandı.Tom had a long shower and used all the hot water.
Ben çok uzun uyudum.I slept too long.
Senin uzun vadeli planların nedir?What are your long term plans?
O kültürün erkekleri için, aşırı uzun boyunlu kadınlar çekici olarak kabul edilir.For men of that culture, women with extremely long necks are considered attractive.
Arkadaşımın gerçekten uzun bir adı var.My friend has a really long name.
Uzun zamandır o bunu şimdi yaptı.He has done it now for a long time.
Onlar çok uzun süredir birbirlerini tanıyorlar.They've known each other for a very long time.
Tom Maria'dan daha uzundur.Tom is taller than Maria.
Ben uzun zamandır bu kadar hayal kırıklığına uğramadım.I have not been so frustrated in a long time.
Biz uzun süre güzel hava yaşadık.We had a long period of good weather.
Domates sosunu ne kadar uzun kaynatırsan o kadar lezzetli olur.The longer you let the tomato sauce simmer, the tastier it will be.
Bunu uzun vadede kazanmıyorsun.You won't earn it in the long run.
Kuyu uzun zamandır kurudu.The well has long since dried up.
Uzun mesafe ilişkileri gerçekten işe yarayabilir mi?Can long distance relationships really work?
Tom ve Mary uzun süredir çıkmıyor.Tom and Mary haven't been dating long.
Uzun mesafe ilişkileri işe yarayabilir mi?Can long distance relationships work?
Biz yeterince uzun uygulama yaptık.We've practiced long enough.
Uzun eski bir gün olacak gibi görünüyor.Looks like its gonna be a long old day.
O toplantı uzun bir süre sürdü.That meeting lasted a long time.
Tom ve Mary uzun zamandır en iyi arkadaşlardı.Tom and Mary have been best friends for a long time.
Trigonometri üçgenlerin uzunluklarını ve açılarını içeren ilişkileri çalışmaktadır.Trigonometry studies relationships involving lengths and angles of triangles.
Orada uzun süre ayakta durmadım.I didn't stand there long.
Ben orada çok uzun kalmadım.I didn't stay there very long.
Gördüğüm adam çok uzun boylu.The man I see is very tall.
Tom biraz daha uzun kalmalıydı.Tom should've stayed a little longer.
Onun evinde uzun süre kaldın mı?Did you stay long at his place?
Tom'un evinde uzun süre kaldın mı?Did you stay at Tom's place for a long time?
Hâlâ gitmek için uzun bir yolumuz var.We still have a long way to go.
Uzun saçım var.I've got long hair.
Benim uzun saçım var.I've got long hair.
Keşke daha uzun kalsak.I wish we were going to stay longer.
Böylesine uzun bir hikayeye inanmamı bekleme.Don't expect me to believe such a tall tale.
Onun arabası üç metre uzunluğundaydı.His car was three metres long.
Ben uzun bir yürüyüşe çıktım.I went for a long walk.
Ben her öğleden sonra uzun yürüyüşler yapardım.I used to take long walks every afternoon.
Ben çok uzun saça sahiptim.I used to have very long hair.
Çok uzun saçım vardı.I used to have very long hair.
Yaşlı adamın sakalı uzun ve inceydi.The old man's beard was long and thin.
Mümkün olduğunca uzun süre burada kalacağım.I'll stay here as long as I can.
Ben uzun süre bir günlük izin almadım.I haven't had a day off in a long time.
Mümkün olduğunca uzun süre bunu yapmaya devam etmek istiyorum.I want to keep doing this for as long as possible.
Burada elimden geldiği kadar uzun kalmak istiyorum.I want to stay here as long as I can.
Ona söylemek için ne kadar uzun süre beklersen o kadar kötü olacak.The longer you wait to tell her, the worse it's going to be.
Boston'a gitmek uzun zaman aldı.Getting to Boston took a long time.
Ben uzun zaman önce onu gördüm.I saw it a long time ago.
Ben bunu uzun zaman önce söyledim.I said this a long time ago.
Ben onu uzun zaman önce söyledim.I said that a long time ago.
Ortalama olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.On average, women live longer than men.
O uzun süre hasta olan biri gibi görünüyordu.She looked like someone who had been sick for a long time.
O ona uzun ve tutkulu bir öpücük verdi.He gave her a long, passionate kiss.
Ben uzun zamandır bu kadar çok eğlenmemiştim.I haven't had this much fun in a long time.
Beni çok uzun süre bekleme.Don't wait too long for me.
Tom çok uzun beklemek zorunda değildi.Tom didn't have to wait very long.
Uzun zamandır burada olduğumu düşünüyorum.I think I've been here too long.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod