Nadiren, belkide hiç, bir saatten daha uzun süre beklemek zorunda kalacaksın.You will rarely, if ever, have to wait longer than an hour.
Tom, Mary'ye uzun bir mektup yazdı ama ona göndermedi.Tom wrote Mary a long letter, but he didn't send it to her.
Tom bildiğim en uzun adamdır.Tom is the tallest man I know.
Tom, Mary'den daha uzun boyludur.Tom is taller than Mary.
Tom, Mary'den daha uzundur.Tom is taller than Mary.
İkiniz birlikte uzun ve mutlu bir hayat yaşasın.May you both have a long and happy life together.
Tom uzun bir süredir banyoda.Tom has been in the bathroom for quite a while.
Sanırım Mary'nin eteği çok uzun.I think Mary's skirt's too long.
Hiçbir şey arabayla uzun mesafe yolculuktan daha sıkıcı değil.Nothing is more boring than traveling long distances by car.
Bu uzun zamandır oturduğum en rahat sandalye.This is the most comfortable chair I've sat on in a long time.
Sen Tom'dan daha uzun musun?Are you taller than Tom?
Çok uzun bir süre onu görmedim.I haven't seen him for a good long time.
Uzun zamandır en eğlenceli zamanım bu.This is the most fun I've had in a long time.
Uzun ağaçlar güneşi kesiyordu.The tall trees blocked out the sun.
Merhaba. Uzun zaman görüşme yok.Hello. Long time no see.
Tom uzun zaman sessizliğini korudu.Tom remained silent for a long time.
Tom uzun süre sessizliğini bozmadı.Tom remained silent for a long time.
Mary uzun süre sessiz kaldı.Mary remained silent for a long time.
Bunu yapmak hakkında çok uzun bir zamandır düşünüyordum.I've been thinking about doing this for a very long time.
Zürafa, hayvanların en uzunudur.The giraffe is the tallest of all animals.
Uzun bir dinlenmeyi hak ediyorsun.You deserve a long rest.
Oturma odasında uzun tüylü bir halı var.There's a shag carpet in the living room.
Ne uzun bir salatalık.What a long cucumber.
O, uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.She is used to walking long distances.
Eğlence uzun sürmedi.The fun didn't last long.
Toplantı uzun sürmedi.The meeting didn't last long.
Tom orada çok uzun kalmadı.Tom didn't stay there very long.
Biz yeterince uzun katlandık.We've endured for long enough.
Tom uzun bir sakal bıraktı.Tom grew a long beard.
Ortalama kadın benden daha uzun boyludur.The average woman is taller than me.
Uzun elbiseler giymişti.He was wearing long robes.
Uzun süre beklemek zorunda olmamalısın.You shouldn't have to wait long.
Biz bu uzun sokakta yaşıyoruz.We live on this long street.
Bir zürafanın uzun boynu bile sadece yedi omurga içerir.Even the long neck of a giraffe contains only seven vertebrae.
Ben uzun bir hayat yaşadım.I've lived a long life.
Daha uzun süre kalmak isterdim.I would've liked to stay longer.
Uzun süre kravat takmadım.For a long time I didn't wear a tie.
Uzun olmasa da bu cümle hala anlamca belirsiz.This sentence is still ambiguous, even though it isn't long.
O uzun bir bekleyişti.It was a long wait.
O uzun bir gündü.It was a long day.
Uzun saç bir başbelasıdır.Long hair is a pain.
Gün uzun ve doğru olandır.The day is long and is the right one.
Uzun bir yolculuktan henüz geri geldim.I have just come back from a long trip.
Uzun boylu ağaçlar bir sürü rüzgar yakalar.Tall trees catch a lot of wind.
Çoğu basketbolcular uzun boyludur.Most basketball players are tall.
O uzun bir liste değildi.It wasn't a long list.
Uzun bir bekleyiş vardı.There was a long wait.
Uzun bekleyiş sona erdi.The long wait is over.
Küçük tencerenin uzun kolları var.Small pots have long handles.
O uzun zaman aldı.It's taken a long time.
Tom Mary'den uzun mu?Is Tom taller than Mary?
O çok uzun zaman önce değildi.That wasn't so long ago.
O uzakta uzun bir yol.That's a long ways away.
Bu şapka çok uzun boylu.This hat is too tall.
Uzun ve müreffeh bir hayat yaşa.Live a long and prosperous life.
Tom uzun sıcak bir banyo aldı.Tom took a long warm bath.
Mary uzun bir sıcak banyo aldı.Mary took a long warm bath.
Tom uzun süre buralarda olmayacak.Tom won't be around long.
Ben ondan daha uzun boyluyum.I'm taller than he is.
Sanırım onlar en azından iki kat daha uzun olmalı.I think they must be at least twice as long.