Çok uzun sürer.It'll take too long.
Sana Tom'un uzun süredir görevde olduğunu söyledim.I told you Tom had been on duty too long.
O yeterince uzun.That's long enough.
Tom uzun bir soluk aldı.Tom drew a long breath.
Güzel uzun bir konuşmamız olacak.We'll have a nice long talk.
Tom bu kadar uzun boylu olduğunu hatırlamıyorum.I don't remember Tom being so tall.
Tom'la uzun tartışmalarımız vardı.We've had lengthy discussions with Tom.
Uzun zaman önce beni kaybettin.You lost me a long time ago.
Uzun zaman önce sana ihtiyacım vardı.I needed you a long time ago.
Onun uzun bir yolculuk olduğunu biliyorum.I know it's been a long trip.
Tom uzun mesafe yüzücüsü bir şampiyondu.Tom was a champion long-distance swimmer.
Benim uzun sarı saçlarım var.I have long blonde hair.
Tom uzun vedalardan hiç hoşlanmadı.Tom never did like long goodbyes.
Bunun üzerinde uzun ve sıkı düşündüm.I've thought long and hard over this.
Tom ve Mary uzun bir süre birbirlerine baktılar.Tom and Mary looked at each other for a long moment.
Tom ne kadar uzundur çevrede?How long has Tom been around?
Ne kadar uzun yaşarsan, o kadar yaşlanırsın.The longer you live, the older you get.
Tom umduğumdan daha uzun boyluydu.Tom was taller than I expected.
Tom uzun süredir burada yaşıyor.Tom has been living here a long time.
Tom uzun süredir Fransızca çalışıyor.Tom has been studying French a long time.
Uzun süredir bir kız arkadaşım olmadı.I haven't had a girlfriend in a long time.
Uzun süredir Meksika yemekleri yemedim.I haven't eaten Mexican food in a long time.
Uzun süredir bunu yapmadım.I haven't done this in a long time.
Uzun süredir bir konsere gitmedim.I haven't been to a concert in a long time.
Tom uzun süredir hastanede.Tom has been in the hospital for a long time.
Tom bu konuda uzun süredir çalışıyor gibi görünüyor.Tom seems to have been working on this for a long time.
Tom uzun süre beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait for a long time.
Uzun süredir mutlu olmadım.I haven't been happy for a long time.
Çok uzun süredir golf oynuyorum.I've been playing golf for a very long time.
Çok uzun süredir Fransızca çalışıyorum.I've been studying French for a very long time.
Çok uzun süredir hastayım.I've been sick for a very long time.
Bu yazılımı yüklemek uzun zamanımı almayacak.It won't take me long to install this software.
Tom üst rafa ulaşmak için yeterince uzun değildi.Tom wasn't tall enough to reach the top shelf.
Uzun süremi almayacak.It won't take me long.
Tom uzun süre orada kalmadı.Tom didn't stay there long.
Uzun süredir ormanda olduğunuzu düşünüyorum.I think you've been in the jungle too long.
Bence Boston'da biraz çok uzun kaldın.I think you've been in Boston a little too long.
Uzun süredir Tom'la çıktığını düşünüyorum.I think you've been dating Tom too long.
Çok uzun süre bir polis olduğunu düşünüyorum.I think you've been a policeman too long.
Çok uzun süre Boston'da yaşadığını düşünüyorum.I think you've been living in Boston too long.
Çok uzun süre Boston'da olduğunu düşünüyorum.I think you've been in Boston too long.
Çok uzun süredir bir terapist olduğunu düşünüyorum.I think you've been a therapist too long.
Çok uzun süre uzak durdum.I've stayed away too long.
Burada çok uzun kalmayı planlamadım.I didn't plan on staying here so long.
Tom Boston'da çok uzun süre kalmayı planlamadığını söyledi.Tom said that he had never planned on living in Boston for so long.
Uzun sürenizi almamalı.It shouldn't take us long.
Yağmur uzun süre sürmedi.The rain didn't last long.
Bu çok uzun süre sürmemeli.That shouldn't take very long.
Tom çok uzun süre Boston'da kalmadı.Tom didn't stay in Boston for very long.
Yeterince uzun süredir burada olduğunu düşünüyorum.I think you've been here long enough.
Yeterince uzun süredir bekliyoruz.We've been waiting long enough.
Sen çok uzun boylusun.You're very tall.
Tom benden biraz daha uzun boylu.Tom is a little taller than I am.
Beni tekrar görmeden önce uzun zaman geçebilir.It might be a long time before you see me again.
Tom uzun süre önce burada olmalıydı.Tom ought to have been here a long time ago.
Umduğumdan daha uzun beklemek zorunda kaldım.I had to wait a lot longer than I expected I'd have to.
Tom artık neredeyse babası kadar uzun.Tom is now almost as tall as his father is.
Tom Mary'den biraz daha uzun.Tom is a little taller than Mary.
Uzun süre burada kalmayı planlıyor musun?Are you planning to stay here for a long time?
Biraz daha uzun bir süre kalırsak olur mu?Would it be OK if we stayed a little longer?