Bir buzdolabı yiyeceği uzun bir süre taze tutar.A refrigerator keeps food fresh for a long time.
Hey, uzun zamandır görüşemedik.Hey, long time no see.
Mary uzun boylu ve güçlü.Mary is tall and strong.
Eşeğin neden böyle uzun kulakları var?Why does the donkey have such long ears?
O uzun zaman alacak.That'll take a long time.
Onu yapmak uzun zaman alacak.Doing that will take a long time.
Onu o şekilde yapmak uzun zaman alacak.Doing it that way will take a long time.
Tom senin kadar uzun boylu değil.Tom isn't as tall as you.
Bu uzun bir hikâye.That's a long story.
O çok uzun sürebilir.That might take too long.
Çok uzun zaman alabilir.That might take too long.
Biraz daha uzun kalmanı istiyorum.I want you to stay a little longer.
Keşke daha uzun süre kalabilsem ama gitmek zorundayım.I wish I could stay longer, but I have to leave.
Daha uzun süre kalmak istiyorum ama gitmek zorundayım.I'd like stay longer, but I have to leave.
Uzun kollu gömlekler soğuk hava için iyidir.Long-sleeved shirts are good for cold weather.
Sizin için bir sakıncası yoksa, biraz daha uzun kalmak istiyorum.If it's all right with you, I'd like to stay for a while longer.
Burada kış uzun ve yaz kısadır.Winter was long here and summer short.
Hem Tom hem de Mary'nin uzun saçı var.Both Tom and Mary have long hair.
Hem Tom hem de Mary uzun saça sahip.Both Tom and Mary have long hair.
Mary'yi uzun saçlı genç bir adamla konuşurken gördüm.I saw Mary talking with a young man who had long hair.
Deri çok uzun süre boyunca güneş ışığına maruz bırakılmamalı.Skin shouldn't be exposed to sunlight for too long.
Tom uzun bir süredir burada bekliyor.Tom has been waiting here for quite a while.
Birinin bu evde uzun zaman yaşadığını sanmıyorum.I don't think anybody's lived in this house in a long time.
Tom burada uzun bir süredir beklemekte.Tom has been waiting here for a long time.
Tom'un yaşamak için çok uzun zamanı olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom has very long to live.
Tom burada üst rafa ulaşmak için yeterince uzun olan tek kişi.Tom is the only one here who's tall enough to reach the top shelf.
Tom tavana dokunmak için yeterince uzun.Tom is tall enough to touch the ceiling.
Belki bu kadar uzun kalmamalıydık.Maybe we shouldn't have stayed so long.
Tom'un saçı uzun.Tom's hair is long.
Tom'u ziyaret ettiğimizden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since we've visited Tom.
Bunu yaptığımızdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since we've done this.
Ne kadar uzun kalabileceğimi bilmiyorum.I don't know how much longer I can stay.
Çok uzun bir hikaye.It's a very long story.
Burada uzun süre kalmayacağım.I won't stay here for long.
Gelecek sefer daha uzun kalacağım.I'll stay longer next time.
Sen ve Tom uzun süre beraber miydiniz?Were you and Tom together for a long time?
Uzun bir araba gezintisi oldu.It's been a long drive.
Çok uzun zaman alıyor.It's taking too long.
Yeterince uzun değilsin.You're not tall enough.
Uzun bir savaş oldu.It's been a long war.
Uzun bir bekleyiş olacak.It'll be a long wait.
Senden daha uzun yaşayabilirim.I may outlive you.
Tom'un at kuyruğu yaptığı uzun bir saçı var.Tom has long hair, which he wears in a ponytail.
Son viraj, en uzun olanıdır.The last mile is the longest.
Uzun bir süre sessiz kaldı.He kept silent for a long time.
Tiyatroda çok uzun bir kişinin arkasında oturdum.I sat behind a very tall person at the theater.
Tom John'dan daha uzun boylu ve daha güçlüdür.Tom is taller and stronger than John.
Tom Mary'den daha uzun ve daha güçlüdür.Tom is taller and stronger than Mary.
Mary uzun at kuyruğunu omzunun üzerinden attı.Mary flicked her long ponytail over her shoulder.
Biraz uzun kalabilir misiniz?Can't you stay a while longer?
O tankı gazla doldurmak, bir sürü para ve uzun bir zaman alır.It takes a long time, and a lot of money, to fill that tank with gas.
Bu fabrikayı kurmak, uzun bir zamana ve bir sürü paraya mal oldu.It took a long time and a lot of money to build this factory.
O uzun bir süredir burada yaşıyor.He has lived here for a long time.
Uzun zamandır deniyorum.I have tried for a long time.
Onlar uzun süre öpüştüler.They kissed for a long time.
Uzun bir sessizlik vardı.There was a long silence.
Tom uzun sessizliği bozdu.Tom broke the long silence.
Uzun bir zaman geçtiğini biliyorum.I know it's been a while.
Sen gerçekten uzun boylu ve yakışıklısın.You're really tall and good-looking.
Ben onu uzun zamandır duyuyorum.I've been hearing that for a long time.