Fransızca konuştuğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've spoken French.
Uzun süredir Tom'un gülümsediğini görmedim.I haven't seen Tom smile for a long time.
Uzun hafta sonunun tadını çıkardığını umuyorum.I hope you enjoyed the long weekend.
Onların ikisinden daha uzun olanı önce dışarıya çıktı.Of the two of them, the taller one went out first.
Uzun süredir Fransızcayı kullanmadım ve birçok kelime unuttum.I haven't used French in a long time and I've forgotten a lot of words.
Uzun süredir Fransızca öğreniyorum ama henüz akıcı değilim.I've been studying French for a long time, but I'm not yet fluent.
Uzun etek giyiyor.She wears long skirts.
Mary çoğunlukla uzun etek giyer.Mary often wears long skirts.
Ben uzun bir zaman önce Fransızca öğrenmiştim ama şimdi tüm hatırladığım "Bonjour".I studied French a long time ago, but now all I remember is "bonjour."
O buraya uzun zaman önce geldi.He came here a long time ago.
Uzun zamandır sevdiğimi ona söylemek istedim.I've wanted to tell her that I love her for a long time now.
Sanırım uzun süredir buradasın.I think you've been here too long.
O uzun ve zorlu bir meslek kursundan geçti.She went through a long and arduous vocational course.
Uzun zamandır bunu söylemek istedim. Sizin alaycı şakalarınız tahammül edilmezdir.I've wanted to tell you this for a long time: Your cynical jokes are unbearable.
O Kaşgar'a gelmeden uzun süre önce iyi Uygurca biliyordu.He knew Uyghur well long before coming to Kashgar.
Bir aydan uzun sürdü.It's been more than a month.
O uzun boylu ve incedir.He's tall and lanky.
Dün çok uzun boylu bir adam gördü.She saw a very tall man yesterday.
Neden bu kadar uzun zamanımı aldığını bilmiyorum.I don't know why it took me so long.
Dükkanın önünde uzun bir kuyruk oluştu.A long queue had formed in front of the shop.
Mağazanın önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu.A long queue had formed in front of the shop.
Onun ödevi uzun bir zaman sürecek.His homework is going to take a long time.
Savaş ve Barış bugüne kadar yazılmış en uzun romanlardan biridir.War and Peace is one of the longest novels ever written.
En uzun İngilizce kelime nedir?What's the longest English word?
En uzun Fransızca kelimenin ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what the longest French word is.
Otobüs geç kaldığı için uzun süre yağmurda beklemek zorunda kaldık.Since the bus was late, we had to wait in the rain a long time.
En uzun yolculuk bile bir tek adımla başlar.Even the longest journey begins with a single step.
Uykuya dalmak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to fall asleep.
Bu uzun bir zaman alacak.It'll take a long time.
Onun uzun saçı var mı?Does he have long hair?
O uzun süre yaşamayacak.He won't live long.
Uzun lafın kısası sadece ondan hoşlanmıyorum.The long and the short of it is that I simply don't like her.
Sonsuzluk, uzun bir zamandır.Eternity is a long time.
Bu ağaç uzun.This tree is tall.
Bu ağaç uzundur.This tree is tall.
Mary yüksek topuklu giydiği zaman Tom'dan daha uzundur.Mary is only taller than Tom when she's wearing high heels.
Uzun süredir Tom'la çalışıyorsun, değil mi?You've worked with Tom for a long time, haven't you?
Uzun süre Tom'dan haber almayacağız.We won't be hearing from Tom for quite some time.
Ben Tom'un ne kadar uzun zamandır Boston'da yaşadığını merak ederim.I wonder how long Tom has been living in Boston.
Bu ayakkabının daha uzun ömürlü olacağını düşündüm.I thought this pair of shoes would last longer.
Biraz daha uzun kalmamı ister misin?Would you like me to stay a little bit longer?
Ben sadece biraz daha uzun kalacağım.I'm going to stay just a little bit longer.
Tom'u seni tanıdığımdan daha uzun süredir tanıyorum.I've known Tom longer than I've known you.
Tom kendi sınıf arkadaşlarının hepsinden daha uzundur.Tom is taller than all of his classmates.
Burada uzun süre kalmamın nedeni sensin.You're the reason I stayed here so long.
Biz Tom'un çok daha uzun yaşamasını beklemiyoruz.We don't expect Tom to live much longer.
Tom Mary'den biraz daha uzun gibi görünüyor.Tom seems to be a bit taller than Mary.
Biz buralarda yeterince uzun süre bekledik.We've waited around here long enough.
Bunun çok uzun sürmeyeceğini sana söyledim.I told you it wouldn't take too long.
Tom uzun süre boyunca Mary için çalıştı.Tom worked for Mary for a long time.
Sen uzun süredir Boston'daydın.You've been in Boston way too long.
Tom annesinden çok daha uzun.Tom is much taller than his mother.
O kadar uzun bekleyebileceğimden emin değilim.I'm not sure I can wait that long.
Keşke burada daha uzun kalabilsen.I wish you could stay here longer.
Tom uzun süredir evli.Tom has been married a long time.
Uzun zaman uzaklarda olacağım.I'm going to be away a long time.
Tom başka birinden daha uzun.Tom is taller than anybody else.
Sen çok uzun süredir Boston'daydın.You've been in Boston too long.
Tom'un ne kadar uzun boylu olduğunu bilmek istiyorum.I want to know how tall Tom is.
Tom babasından daha uzun.Tom is taller than his father.