uzun ile cümle
uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bunun için uzun zaman bekledim.I've waited a long time for this.
Mümkün olduğunca uzun süre bekledim.I've waited as long as possible.
Yeterince uzun bekledim.I've waited long enough.
Bunun için çok uzun süre bekledim.I've waited so long for this.
Çok uzun zaman bekledim.I've waited so long.
Daha şimdiden çok uzun bekledim.I've waited too long already.
Uzun süre Tom'la çalışıyorum.I've worked with Tom a long time.
Onu uzun süre önce yaptım.I did that ages ago.
Tom'un uzun kalacağını sanmam.I don't suppose Tom will be long.
Onun uzun süreceğini sanmıyorum.I don't think it'll take long.
O kadar uzun süre burada olmayacağım.I won't be here that long.
Burada uzun süre çalışmayacağım.I won't be working here long.
Zaten çok uzun zamandır uzak durdum.I've been away too long already.
Kadınlar genellikle kocalarından daha uzun yaşarlar.Women generally outlive their husbands.
Tom'u uzun zamandır tanıyordum.I knew Tom a long time.
Biraz daha uzun kalmam gerektiğini biliyorum.I know I should stay a little bit longer.
Uzun süre burada kalmayı planlamadığını biliyorum.I know you're not planning on staying here for a long time.
Uzun süre önce Boston'dan ayrıldım.I left Boston a long time ago.
Sürprizlerle biten uzun hikayeleri seviyorum.I like long stories with surprise endings.
Tom'u uzun saçlı olarak daha çok seviyordum.I liked Tom better with longer hair.
Uzun bir süre burada olabilirim.I might be here quite a while.
Bu kadar uzun yaşayacağımı gerçekten hiç düşünmedim.I never really thought I'd live this long.
Bir zamanlar Tom diye birini tanırdım; ama bu çok uzun zaman önceydi.I once knew somebody named Tom, but that was a long time ago.
Uzun zaman önce bıraktım.I quit a long time ago.
Tom'u senin tanıdığından çok daha uzun süre tanıyorum.I've known Tom a lot longer than you have.
Bu kadar garip bir ilişki uzun bir süre tekrar olmayacak.An affair this strange will not happen again for a long time.
Böylesine garip bir ilişki uzun süre tekrar olmayacak.Such a strange affair will not occur again for a long time.
O uzun zaman önceydi.That was a long time ago.
Tom Mary'den birkaç inç daha uzun.Tom is a few inches taller than Mary.
Tom Mary'den o kadar çok daha uzun değil.Tom isn't that much taller than Mary.
Çok uzun bakmadık.We didn't look very long.
Onu uzun süre önce yapmalıydım.I should've done that a long time ago.
Uzun süre önce eve gitmeliydim.I should've gone home a long time ago.
Çok daha uzun olmamalıyım.I shouldn't be too much longer.
Başka yerde o kadar uzun kalmamalıydım.I shouldn't have stayed away so long.
Uzun zaman önce sana kızmayı bıraktım.I stopped being mad at you a long time ago.
Tom'un uzun zaman önce düşündüğünü umursamayı bıraktım.I stopped caring about what Tom thinks a long time ago.
Sanırım yeterince uzun gördük.I think we've seen enough.
Sanırım yeterince uzun bekledik.I think we've waited long enough.
Sanrı kısa ömürlüdür ama pişmanlık uzun bir zaman sürer.Delusion is short-lived, but remorse lasts a long time.
Uzun bir süre Fransızca konuşmadım.I haven't spoken French in a long time.
Fransızca konuştuğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've spoken French.
Uzun süredir Tom'un gülümsediğini görmedim.I haven't seen Tom smile for a long time.
Uzun hafta sonunun tadını çıkardığını umuyorum.I hope you enjoyed the long weekend.
Onların ikisinden daha uzun olanı önce dışarıya çıktı.Of the two of them, the taller one went out first.
Uzun süredir Fransızcayı kullanmadım ve birçok kelime unuttum.I haven't used French in a long time and I've forgotten a lot of words.
Uzun süredir Fransızca öğreniyorum ama henüz akıcı değilim.I've been studying French for a long time, but I'm not yet fluent.
Uzun etek giyiyor.She wears long skirts.
Mary çoğunlukla uzun etek giyer.Mary often wears long skirts.
Ben uzun bir zaman önce Fransızca öğrenmiştim ama şimdi tüm hatırladığım "Bonjour".I studied French a long time ago, but now all I remember is "bonjour."
O buraya uzun zaman önce geldi.He came here a long time ago.
Uzun zamandır sevdiğimi ona söylemek istedim.I've wanted to tell her that I love her for a long time now.
Sanırım uzun süredir buradasın.I think you've been here too long.
O uzun ve zorlu bir meslek kursundan geçti.She went through a long and arduous vocational course.
Uzun zamandır bunu söylemek istedim. Sizin alaycı şakalarınız tahammül edilmezdir.I've wanted to tell you this for a long time: Your cynical jokes are unbearable.
O Kaşgar'a gelmeden uzun süre önce iyi Uygurca biliyordu.He knew Uyghur well long before coming to Kashgar.
Bir aydan uzun sürdü.It's been more than a month.
O uzun boylu ve incedir.He's tall and lanky.
Dün çok uzun boylu bir adam gördü.She saw a very tall man yesterday.
Neden bu kadar uzun zamanımı aldığını bilmiyorum.I don't know why it took me so long.