uzun ile cümle

uzun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Dükkanın önünde uzun bir kuyruk oluştu.A long queue had formed in front of the shop.
Mağazanın önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu.A long queue had formed in front of the shop.
Onun ödevi uzun bir zaman sürecek.His homework is going to take a long time.
Savaş ve Barış bugüne kadar yazılmış en uzun romanlardan biridir.War and Peace is one of the longest novels ever written.
En uzun İngilizce kelime nedir?What's the longest English word?
En uzun Fransızca kelimenin ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what the longest French word is.
Otobüs geç kaldığı için uzun süre yağmurda beklemek zorunda kaldık.Since the bus was late, we had to wait in the rain a long time.
En uzun yolculuk bile bir tek adımla başlar.Even the longest journey begins with a single step.
Uykuya dalmak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to fall asleep.
Bu uzun bir zaman alacak.It'll take a long time.
Onun uzun saçı var mı?Does he have long hair?
O uzun süre yaşamayacak.He won't live long.
Uzun lafın kısası sadece ondan hoşlanmıyorum.The long and the short of it is that I simply don't like her.
Sonsuzluk, uzun bir zamandır.Eternity is a long time.
Bu ağaç uzun.This tree is tall.
Bu ağaç uzundur.This tree is tall.
Mary yüksek topuklu giydiği zaman Tom'dan daha uzundur.Mary is only taller than Tom when she's wearing high heels.
Uzun süredir Tom'la çalışıyorsun, değil mi?You've worked with Tom for a long time, haven't you?
Uzun süre Tom'dan haber almayacağız.We won't be hearing from Tom for quite some time.
Ben Tom'un ne kadar uzun zamandır Boston'da yaşadığını merak ederim.I wonder how long Tom has been living in Boston.
Bu ayakkabının daha uzun ömürlü olacağını düşündüm.I thought this pair of shoes would last longer.
Biraz daha uzun kalmamı ister misin?Would you like me to stay a little bit longer?
Ben sadece biraz daha uzun kalacağım.I'm going to stay just a little bit longer.
Tom'u seni tanıdığımdan daha uzun süredir tanıyorum.I've known Tom longer than I've known you.
Tom kendi sınıf arkadaşlarının hepsinden daha uzundur.Tom is taller than all of his classmates.
Burada uzun süre kalmamın nedeni sensin.You're the reason I stayed here so long.
Biz Tom'un çok daha uzun yaşamasını beklemiyoruz.We don't expect Tom to live much longer.
Tom Mary'den biraz daha uzun gibi görünüyor.Tom seems to be a bit taller than Mary.
Biz buralarda yeterince uzun süre bekledik.We've waited around here long enough.
Bunun çok uzun sürmeyeceğini sana söyledim.I told you it wouldn't take too long.
Tom uzun süre boyunca Mary için çalıştı.Tom worked for Mary for a long time.
Sen uzun süredir Boston'daydın.You've been in Boston way too long.
Tom annesinden çok daha uzun.Tom is much taller than his mother.
O kadar uzun bekleyebileceğimden emin değilim.I'm not sure I can wait that long.
Keşke burada daha uzun kalabilsen.I wish you could stay here longer.
Tom uzun süredir evli.Tom has been married a long time.
Uzun zaman uzaklarda olacağım.I'm going to be away a long time.
Tom başka birinden daha uzun.Tom is taller than anybody else.
Sen çok uzun süredir Boston'daydın.You've been in Boston too long.
Tom'un ne kadar uzun boylu olduğunu bilmek istiyorum.I want to know how tall Tom is.
Tom babasından daha uzun.Tom is taller than his father.
Öğle yemeğinden sonra uzun bir şekerleme aldım.I took a long nap after lunch.
Tom Mary'ye uzun bir mektup yazdı.Tom wrote Mary a long letter.
Bu çok uzun sürmemeli.This shouldn't take too long.
Keşke daha uzun kalabilsen.I wish you could stay longer.
Tom o kadar uzun burada olmayacak.Tom won't be here that long.
Ben onun çok uzun zaman almasından üzgünüm.I'm sorry it took so long.
Seni daha uzun sanıyordum.I thought you were taller.
Uzun süre uyudun.You've slept a long time.
Tom üzüntülü olduğunu söyledi.Tom said that he's sorry.
Tom senden daha uzun.Tom is taller than you.
Tom sizden daha uzun.Tom is taller than you.
Tom uzun olmak istiyordu.Tom wanted to be tall.
Tom uzun süre gitmedi.Tom wasn't gone long.
Uzun süre burada olmayacağım.I won't be here long.
Uzun süre bekledim.I waited a long time.
Tom biraz uzun boylu.Tom is kind of tall.
Tom oldukça uzun boylu.Tom is quite tall.
Uzun bir tarihçesi olan dilleri öğrenmeyi tercih ederim.I prefer learning languages that has a long history.
O kadar uzun bir yolculuktan sonra bitkinim.I'm exhausted after that long trip.

İlgili Sayfalar