Tom Mary hakkında düşünürken uzun süre gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for a long time thinking about Mary.
Tom Mary'den birkaç inç uzun.Tom is a couple of inches taller than Mary.
Tom uzun bir süre bilgisayarındaki antivirüs yazılımını güncellemedi.Tom hasn't updated the antivirus software on his computer in a long time.
Tom uzun süre çin dominosu oynamadı.Tom hasn't played mahjong in ages.
Tom uzun süredir evlenmedi.Tom hasn't been married long.
Tom uzun süredir burada yaşamıyor.Tom hasn't been living here long.
Tom Boston'da uzun süre bulunmadı.Tom hasn't been in Boston long.
Tom uzun süredir burada değil.Tom hasn't been here long.
Tom uzun süredir burada değildi.Tom hasn't been here long.
Tom uzun süredir barmenlik yapmıyor.Tom hasn't been bartending long.
Tom uzun zamandır bir öğretmen değil.Tom hasn't been a teacher long.
Tom uzun süredir yatakta hastadır.Tom has been sick in bed for a long time.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom'un önünde uzun bir sürücü kuyruğu var.Tom has a long drive ahead of him.
Tom yağmurun o kadar uzun süreceğini düşünmedi.Tom didn't think the rain would last so long.
Tom toplantının o kadar uzun süreceğini beklemiyordu.Tom didn't expect the meeting to last so long.
Tom konu üzerinde uzun süre düşündükten sonra fikrini değiştirdi.Tom changed his mind after thinking over the matter for a long time.
Tom işi yapabilir, eminim, fakat onun uzun zamanını alacaktır.Tom can do the job, I'm sure, but it'll take him a long time.
Tom ve Mary uzun bir süre mutlu değiller.Tom and Mary haven't been happy for a long time.
Tom ve Mary uzun süredir mutlu değiller.Tom and Mary haven't been happy for a long time.
Tom ve Mary uzun bir süredir arkadaşlar.Tom and Mary have been friends for a long time.
Tom'un orada sıcak karşılanmadığını farketmesi uzun zaman almadı.It didn't take Tom long to realize he wasn't welcome there.
Arabayı yıkamak beklediğimizden daha uzun zaman aldı.Washing the car took longer than we expected.
Bu üç metre uzunluğundadır.This is three meters long.
O, uzun süre önce şarkı söyledi.He sang a long time ago.
Devlet ceza evinden üç uzun dönem mahkum kaçtı.Three long-term inmates of the state penitentiary have just escaped.
Çok uzun zaman önce ben bir denizciydim.Many moons ago, I was a seaman.
Son kez Fransızca konuştuğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I last spoke French.
Gerçek bir tatil yaptığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've had a real vacation.
Tom'un bariton saksafonunu çaldığını duyduğumdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've heard Tom play his baritone sax.
Bu bölgede herhangi bir yusufçuk gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen any dragonflies in this area.
Senin gülümsediğini göreli uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you smile.
Senin gülümsediğini gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you smile.
Bir kravat taktığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've worn a tie.
Bir şey yazdığımdan beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've written anything.
Başbakan uzun uzun mali kriz hakkında konuştu.The prime minister spoke about the financial crisis at length.
Uzun lafın kısası ben kovuldum.Long story short, I was fired.
Uzun zaman önce, Yunanlılar sık sık büyük atletik olaylar düzenlerdi.Long ago, the Greeks would frequently hold great athletic events.
Uzun bir süredir bekliyordum.I was waiting for a long time.
Biz uzun süre bekledik ama o görünmedi.We waited a long time, but she didn't show up.
Keşke daha uzun kalabilseydim.I wish I could've stayed longer.
Uzun bir süre, ben senin yaptığın aynı şeye inandım.For a long time, I used to believe the same thing you do.
Tom uzun boylu ve yakışıklı idi.Tom was tall and handsome.
Tom'un ne kadar uzun olduğunu düşünüyorsun?How tall do you think Tom is?
Çok uzun zaman oldu.It has been too long.
Uzun tatillere maddi gücüm yetmez.I cannot afford long vacations.
Tom, oldukça uzun bir zaman Boston yakınında küçük bir bar işletti.Tom managed a small bar near Boston for quite a long time.
Erken yatan ve erken kalkan insanlar uzun süre yaşarlar.People who go to bed early and get up early live a long time.
O, uzun süredir onlara yazmadı.He hasn't written to them in a long time.
Ben onu uzun bir süredir görmedim.I did not see her for a long time.
Onu son gördüğümden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I last saw him.
Tom uzun zamandır Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary a long time.
Tom vizesinden uzun kaldı.Tom has overstayed his visa.
Onu gördüğümden beri uzun zaman oldu.It has been a long time since I saw him.
Her zamankinden daha uzun çalıştığı için, o, yorgun hissetti.Since he had worked longer than usual, he felt tired.
Maria'nın saçı uzundur.Maria's hair is long.
Yakında sana uzun bir e-posta göndermem gerekiyor!I need to send you a long email soon!
Biraz daha uzun uyumak istiyorum.I want to sleep a little longer.
Alzheimer hastalığı ile uzun bir mücadeleden sonra Tom geçen kış vefat etti.Tom passed away last winter after a long battle with Alzheimer's disease.
Benden üç santimetre daha uzun boylusun.You are three centimetres taller than me.