Tom o kadar uzun beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait that long.
Tom uzun süre bekletilmekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like to be kept waiting for a long time.
Tom uzun süredir Boston'da olabilirdi.Tom could be in Boston for a long time.
Tom uzun süre kalamaz bu yüzden toplantıyı başlatalım.Tom can't stay for long so let's get the meeting started.
Tom kamerayı alalı çok uzun zaman olmadı.Tom bought a camera not too long ago.
Kim daha uzun, Tom mu yoksa Mary mi?Who's taller, Tom or Mary?
Tom, Mary'nin biraz daha uzun kalmasını söyledi.Tom wanted Mary to stay a little bit longer.
Tom uzun süre Mary'yi bekledi ama o asla gelmedi.Tom waited a long time for Mary, but she never showed up.
Tom Mary'ye biraz daha uzun süre beklemesini söyledi.Tom told Mary to wait a little longer.
Tom Mary'yi o kadar uzun bekletmemeliydi.Tom shouldn't have kept Mary waiting so long.
Tom Mary'yi uzun süre bekletti.Tom made Mary wait for a long time.
Tom Mary'nin uzun siyah saçını seviyor.Tom likes Mary's long black hair.
Tom uzun süre Mary'yi bekletti.Tom kept Mary waiting for a long time.
Tom Mary kadar uzun değil.Tom isn't as tall as Mary.
Tom Mary'den üç inç daha uzundur.Tom is three inches taller than Mary.
Tom hem Mary'den ve hem de onun erkek kardeşinden daha uzundur.Tom is taller than both Mary and her brother.
Tom Mary'den çok daha uzundur.Tom is much taller than Mary.
Tom Mary'den çok daha uzun boylu.Tom is much taller than Mary.
Tom sadece Mary'den biraz daha uzun.Tom is just slightly taller than Mary.
Tom uzun süre Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary for quite a while.
Tom uzun süredir Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary for a long time.
Tom uzun süredir Mary'den haber almadı.Tom hasn't heard from Mary in a long time.
Tom uzun süredir Mary'yi sevmektedir.Tom has loved Mary for a long time.
Tom uzun süredir Mary'yi tanımaktadır.Tom has known Mary for a long time.
Tom Mary ile uzun bir konuşma yaptı.Tom had a long talk with Mary.
Tom Mary'nin ne kadar uzun olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how tall Mary is.
Tom ve Mary kırlarda uzun bir yürüyüş yaptılar.Tom and Mary took a long walk through the countryside.
Tom ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.Tom and Mary have been at odds with each other for a long time.
Tom'un yanında duran o uzun kız Mary'dir.That tall girl standing next to Tom is Mary.
Bizimle istediğiniz kadar uzun süre kalabilirsiniz.You're welcome to stay with us as long as you want.
Ben uzun süre kalamam. Planlarım var.I can't stay long. I have plans.
Uzun zamandır onlara mektup yazmadı.He hasn't written them a letter in a long time.
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.Tom waited for what seemed like a long time.
Tom uzun zamandır bir mektup yazmadı.Tom hasn't written a letter in a long time.
Tom uzun süre yüzmeye gitmedi.Tom hasn't gone swimming in a long time.
Tom uzun süre silahını temizlemedi.Tom hasn't cleaned his gun in a long time.
Tom uzun süredir süpermarkete gitmedi.Tom hasn't been to the supermarket in a long time.
Tom uzun süredir yalnız yaşıyor.Tom has been living alone for a long time.
Tom'un başını belaya sokmakla ilgili uzun bir geçmişi var.Tom has a long history of getting into trouble.
Tom, Mary'ye kötü haberi söylemeyi mümkün olduğu kadar uzun süre erteledi.Tom had put off telling Mary the bad news for as long as possible.
Tom, o hatırlayabildiği kadar uzun süre Mary'nin en yakın arkadaşı olmuştu.Tom had been Mary's best friend for as long as she could remember.
Mary'nin ölümünü hazmetmek Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to get over Mary's death.
Uzun süre İzlanda'da yaşadı.He lived in Iceland very long.
Uzun bir hastalıktan sonra öldü.He died after a long illness.
O, uçakla uzun mesafelere yolculuk eder.He travels long distances by plane.
Polis uzun süredir onun peşinde.The police have been after him for a long time.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesilleri tükenmiştir.Dinosaurs became extinct a very long time ago.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesli tükendi.Dinosaurs died out a very long time ago.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesilleri tükendi.Dinosaurs died out a very long time ago.
Deniz kaplumbağalarının uzun bir ömrü vardır.Sea turtles have a long lifespan.
Uzun hafta sonu için ne planlıyorsun?What are you planning for the long weekend?
Bu uzun bir mektup oldu.This was a long letter.
Sekiz metre uzunluğundaydı.It was eight meters long.
Bu köprü, en uzun köprüdür.This bridge is the longest bridge.
Tom bahçede çalışırken uzun kollu giyer.Tom wears long sleeves when working in the garden.
Tom uzun süre uzaklarda bulunduktan sonra evde olmaktan mutluydu.Tom was happy to be home after being away for so long.
Tom onun daha uzun süreceğini düşündü.Tom thought it would take longer.
Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.Tom talked for a long time, but didn't really say much.
Tom uzun süredir Mary'yi görmediğini söyledi.Tom said he hadn't seen Mary for a long time.
Tom uzun zamandır iyi bir ev yemeği yemediğini söyledi.Tom said he hadn't had a good home-cooked meal for a long time.