uzun süreli ile cümle
uzun süreli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Kate Bush daha öncesinde Del Palmer ile uzun süreli bir ilişki yaşadı.לה היה בעבר הרחוק רומן עם פר סליאן.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Дългосрочната прогноза при хора с мигрена е променлива.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Те могат да бъдат необходими за дълги периоди от време.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.При хората с повтарящи се инфекции, продължителния курс от ежедневен прием на антибиотици е ефективен.
DNA'nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır.Основната функция на молекулата на ДНК е дълготрайното съхранение на информация.
Böylece imparatorluğun batı sınırları uzun süreli güvence altına alınmıştır.Окончателно се установяват западните граници на империята.
Anterograd Amnezi, yeni hatıraların (olayların) uzun süreli hafızaya aktarılamadığı amnezi tipidir.Ленард Шелби е човек страдащ от антероградна амнезия, която му пречи да съхранява нови спомени в паметта си.
A Bill of Divorcement 'ın gücüyle RKO aktrisle uzun süreli bir anlaşma imzaladı.След „Молба за развод“, RKO подписват с нея дългосрочен договор.
17 Kasım 2010'da iyileşmeyen, uzun süreli ayak sakatlığı yüzünden tenisten emekli olduğunu açıkladı.На 17 януари 2011 си взема почивка за неопределен период от време поради сериозния здравен проблем.
Çünkü yulafta vernelizasyon uzun sürelidir.Процесът на издигане в ранг йокозуна е многоетапен.
Köyün en uzun süreli Muhtarlığını İLYAS ARAT ve HIDIR MERİÇ yapmıştır.Кобилата на един селянин – Иван била много стара и ослепяла.
Ayrıca Zack'in uzun süreli ilk sevgilisidir.Гас е дори първата ѝ целувка.
Öldüğünde en uzun süreli hizmet veren üyeydi.Той е най-дълго живелият президент след напускането на поста.
Birçok kanyonu; uzun süreli erozyonların, yaylalar üzerinde oluşturduğu bilinmektedir.Повечето каньони се образуват от влиянието на продължителна ерозия в плато.
Han Solo'nun uzun süreli arkadaşıdır ve Millenium Falcon'un eski kaptanıdır.Dugogodišnji prijatelj Han Soloa i bivši vlasnik broda Millennium Falcon.
En uzun süreli tutulma 2 dakika 47 saniye ile Faroe Adaları sahillerinde izlenebildi.Najduže trajanje totaliteta bilo je 2 minute 47 sekunde nedaleko od obale Ferojskih otoka.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.Uvedene su umjesto toga, dugotrajne kazne zatvora.
Bunun üzerine batarya seri ve uzun süreli olarak ateş altına alınarak susturuldu.Cijev je dizajnirana za dugu i kontinuiranu paljbu.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Međutim, obojica su uhićena te su dobili duge zatvorske kazne.
Hazarların asıl ve en uzun süreli dini, Gök Tanrı Dini'ydi.Grob je naša najduža i najupornija vjera".
Adada sağlanan barış ortamı ekonomik bunalımın derinleşmesi yüzünden uzun süreli olamadı.Nezdravé prostredie na ostrove malo za následok ďalšie ľudské straty.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.Pri liečbe nie je vhodné konzumovať alkoholické nápoje.
Mevcut güzergâhta uzun süreli yol çalışmaları yapılarak, 1 Kasım 2003 tarihinde hizmete sokulmuştur.Na tomto mieste má od 1. novembra fungovať dočasná autobusová stanica.
Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar.Prevažnú väčšinu času sa však pacienti cítia byť depresívni a unavení.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.Za tiste s ponavljajočimi se okužbami je dolgotrajnejše jemanje dnevnih antibiotikov učinkovito.
Bazı insanlar, uzun süreli oksijen terapisi veya akciğer nakliyle belirgin iyileşmeler gösterebilir.Za nekatere ljudi je rešitev dolgoročna terapija s kisikom ali pa presaditev pljuč.
Fazla miktarda ve uzun süreli kullanımdan kaçınmak gerekir.Vendar pa so potrebne visoke doze in dolgotrajna uporaba.
Bizans sanatı ve edebiyatı Avrupa'da üstün bir yere sahip oldu ve bu etki oldukça uzun süreliydi.Bizantinska umetnost in književnost sta imeli v Evropi prevladujočo vlogo in izjemen in dolgotrajen vpliv.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.To stanje lahko traja dolgo obdobje.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Karbonarski voditelji so bili obsojeni na dolge zaporne kazni.
22 Temmuz - Tarihin en uzun süreli Güneş tutulması gerçekleşti.22. julij - Najdaljši sončev mrk v 21. stoletju.
Bitler genellikle ev sahibinin üzerinden çıkarıldığı takdirde uzun süreli olarak yaşayamazlar.Odkril je, da bakterija ne more preživeti izven gostitelja daljši čas.
Anterograd Amnezi, yeni hatıraların (olayların) uzun süreli hafızaya aktarılamadığı amnezi tipidir.Amnezija je nesposobnost tvoriti nov dolgoročni epizodični spomin.
Geleneksel kimyasal UV koruma uzun süreli kalıcı olamamaktadır.Kontrarevolucionarni odpor ni večen.
Sinaptik güçlendirme, parçaların kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya nakledilme işlemidir.Imunski spomin delimo na pasivni kratkotrajni in aktivni dolgotrajni spomin.
Bu birleşme uzun süreli bir ilişkiyi doğurdu.Tako so ohranili povezavo z Veliko nočjo..
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Na koncu pride preverjanje dolgotrajnega spomina.
Kurulan devlet çok uzun süreli olmadı.Vendar državnega rekorda ni držal dolgo.
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.Dolgotrajno zdravljenje s steroidnimi tabletami je povezano z občutnimi stranskimi učinki.
Sasani kast sistemi imparatorluktan da uzun süreli yaşayarak erken İslam döneminde de devamını sürdürdü.Kastni sistem je preživel imperij in se nadaljeval v zgodnjem islamskem obdobju.
Uzun süreli hastalığı sonrasında Segar karaciğer hastalığından 43 yaşında öldü.Po hudi bolezni je umrl v komaj 43. letu starosti.
Diğer bellek kategorileri uzun süreli bellek tartışmasıyla ilişkili olabilir.Kitus lygmenis pasiekę žmonės gali tikėtis ilgo gyvenimo dausose.
Uzun süreli aktif bellek enfeksiyon sonrası B ve T hücrelerinin etkinleştirilmesine gerek duyar.Ilgalaikė aktyvioji atmintis susidaro po infekcijos, kuomet suaktyvinami B ir T limfocitai.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Ilgą laiką nebuvo žinoma, kiek tiksliai valstybėje gyvena žmonių.
Kuvvetlerini 443'te Nişapur'da topladı ve Kidaritelere karşı uzun süreli bir sefer başlattı.Tada jis surinko savo pajėgas prie Neišaburo ir 443 m. pradėjo ilgą karą su kidaritais.
Sistem, bir patojen karşısında uzun süreli bağışıklık kazandırmaz.Tokia sistema nesudaro ilgai išliekančio imuniteto prieš patogenus.
Uzun süreli hastalığı sonrasında Segar karaciğer hastalığından 43 yaşında öldü.Jis mirė vos 33 metų, po ilgos kovos su tuberkulioze.
Uzun süreli açlık.Kestis suur nälg.
Fazla miktarda ve uzun süreli kullanımdan kaçınmak gerekir.Tuleb vältida stressi ja pikaajalist pingutust.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Oletame, et me ei tea, kas homme toimub kosmoselahing.
Clarke ve Alvarez uzun süreli arkadaşlık kurdular.Agassi ja Graf hoidsid oma suhet kaua saladuses.
Bu etkiler kısa süreli olsa da uzun süreli etkiler de ortaya çıkabilir.Täiendavalt on võimalik neid jagada veel ka lühi- ja pikaajalise mõjuga teguriteks.
Öldüğünde en uzun süreli hizmet veren üyeydi.Ta oli oma surma ajal maailma vanim ametisolev riigipea.
Beşinci haftadan sonra ebeveyn kuşlar rahatlıkla uzun süreli olarak yuvayı terk edebilirler.Alles 5.-6. elunädalast hakkavad vanemad teda üksinda jätma.
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.101) Glej izbrano vprašanje o uživanju drog v sprostitvenih okoljih 2006.
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.) Cfr. la questione specifica sul consumo di droga negli ambienti ricreativi (2006). )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definido como consumo de cocaína a largo plazo y/o regular y/o por vía parenteral. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definiert als der langfristige und/oder regelmäßige und/oder injizierende Kokainkonsum. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definit drept consumul de cocain≤ pe termen lung ªi/sau frecvent ªi/sau prin injectare. )
103) Uzun süreli ve/veya düzenli ve/veya enjekte edilen kokain kullanımı olarak tanımlanmaktadır. 104) Bkz.Definované ako dlhodobé a/alebo pravidelné a/alebo injekčné užívanie kokaínu. )