uzun süreli ile cümle

uzun süreli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Dlouhodobá prognóza u osob trpících migrénou je proměnlivá.
Yerleşim alanı, uzun süreli yerleşime uygun değildir.Osídlení lokality je dlouhodobé.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.Při použití primárních alkoholů se nevytváří žádná kyselina.
Öldüğünde en uzun süreli hizmet veren üyeydi.V době úmrtí byl jejím nejstarším členem.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Roubal si pobyt ve vězení zpestřoval neustálými stížnostmi.
Daha sonra güreş antrenörü olarak uzun süreli bir kariyeri oldu.Sama se později stala úspěšnou trenérkou dostihových koní.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.Nakonec byl po dlouhých soudních peripetiích všech obvinění zproštěn.
Clarke ve Alvarez uzun süreli arkadaşlık kurdular.Clarke și Alvarez au rămas mult timp prieteni.
H373 Uzun süreli veya tekrarlı maruz kalma sonucu organlarda hasara yol açabilir .H373: Poate provoca leziuni ale organelor în caz de expunere prelungită sau repetată.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.Pentru cei cu infecții recurente, o cură prelungită de antibiotice administrate zilnic este eficientă.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Prognosticul pe termen lung pentru persoanele cu migrene este variabil.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Tratamentul poate fi necesar pe perioade îndelungate.
Bu Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’deki uzun süreli işbirliğini başlattı.Așa a început o îndelungată asociere cu Universitatea Californiei din Berkeley.
En uzun süreli tutulma 2 dakika 47 saniye ile Faroe Adaları sahillerinde izlenebildi.Durata maximă de totalitate a fost de 2 minute și 47 de secunde, pe coasta Insulelor Feroe, la orele 9:46 UTC.
Kuvvetlerini 443'te Nişapur'da topladı ve Kidaritelere karşı uzun süreli bir sefer başlattı.Jazdagird a 443. évben Neisápurban gyűjtötte össze seregét, és hosszú hadjáratba kezdett a kidariták ellen.
Dolayısıyla en uzun süreli yerleşimi temsil etmektedir.Ez volt az idő tájt leghosszabb rezidenciája.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Ezek alkalmazása hosszú ideig szükséges lehet.
Beşinci haftadan sonra ebeveyn kuşlar rahatlıkla uzun süreli olarak yuvayı terk edebilirler.Az 5 hetes fiókák a kirepülést követően még viszonylag hosszabb ideig a szüleikkel maradnak.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Senki sem tudja, hogy mekkora a világegyetem.
Bu nedenle çalışmaları yavaş, düzenli ve uzun sürelidir.Növekedésük azonban lassú, elhúzódó.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.A többiek általában hosszú börtönbüntetést kaptak.
Fazla miktarda ve uzun süreli kullanımdan kaçınmak gerekir.Ezzel elkerülik a költséges és hosszadalmas újratervezést.
Birçok kanyonu; uzun süreli erozyonların, yaylalar üzerinde oluşturduğu bilinmektedir.A legtöbb kanyon egy fennsík hosszú ideig tartó eróziójával jött létre.
Bulaşıcıdır, aşıyla uzun süreli koruma sağlanır.A betegség tartós védelmet alakít ki.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.Gyógyszeres kezelés esetén az alkohol kerülendő.
Aynı zamanda albüm, Iron Maiden tarihinin en uzun süreli albümüdür.Ezzel az eredménnyel ez a legsikertelenebb Iron Maiden album.
Uzun süreli açlık.Nagyon sokat éhezett.
Kuvvetlerini 443'te Nişapur'da topladı ve Kidaritelere karşı uzun süreli bir sefer başlattı.Hän kokosi joukkonsa Neishaburissa 443 ja aloitti pitkän hyökkäyksen kapinoineita kidariitteja vastaan.
Öldüğünde en uzun süreli hizmet veren üyeydi.Hän oli kuollessaan sen pitkäaikaisin nykyjäsen.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Mutta kukaan ei tiedä paljonko niitä on ihmisessä.
Bu etkiler kısa süreli olsa da uzun süreli etkiler de ortaya çıkabilir.Pitkäaikaiset seuraukset ovat mahdollisia, ja lyhytkestoisemmat seuraukset ovat yleisiä.
Batı Roma İmparatorluğu 4. yüzyılda çöktükten sonra Olbia uzun süreli bir çökme göstermiştir.Rooman hajoamisen jälkeen 400-luvulla Bergamum vallattiin moneen kertaan.
Bu tür cihazlar hastalar uzun süreli konuşamadıklarında, bazı sesleri çıkaramadıklarında yardımcı olmaktadır.Tällöin ystävät voivat auttaa sinua ilman pidempiä viestejä.
Daha sonra güreş antrenörü olarak uzun süreli bir kariyeri oldu.Hän on myöhemmällä urallaan menestynyt valmentajana.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Mies on halukas kuolemaan ikuisen rakkauden tähden.
Han Solo'nun uzun süreli arkadaşıdır ve Millenium Falcon'un eski kaptanıdır.Hän on erittäin uskollinen Han Sololle ja toimii Millennium Falconin toisena pilottina.
Bu birleşme uzun süreli bir ilişkiyi doğurdu.Tästä liittoumasta muodostui pian pitkäkestoinen ystävyys.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Etsinnät saattoivat kestää usein hyvinkin pitkään.
Uzun süreli profilaksi önerilmemektedir.Pitkäaikaista käyttöä ei kuitenkaan suositella.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Η μακροπρόθεσμη πρόγνωση σε ανθρώπους με ημικρανία ποικίλλει.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Αυτά ενδέχεται να απαιτούνται για μεγάλες χρονικές περιόδους.
Hastalık tekrarlayabileceği için uzun süreli izlem gerekmektedir.Ίσως να χρειαστεί να επαναληφθούν αρκετές φορές οι εξετάσεις για να διαγνωσθεί τελικά η ασθένεια.
Kurulan devlet çok uzun süreli olmadı.Η προσωρινή κυβέρνηση δεν είχε μεγάλη διάρκεια.
1954 başlarında Aaron Klug ile yaptığı görüşme, uzun süreli başarılı ve başarılı bir işbirliğine yol açtı.Γνωρίζει τον Χάρρυ Κλυνν, με τον οποίο συνεργάζεται στενά και με μεγάλη επιτυχία.
Kuvvetlerini 443'te Nişapur'da topladı ve Kidaritelere karşı uzun süreli bir sefer başlattı.Han samlede hærstyrkerne i Nishapur i 443 og indledte et langvarigt felttog mod kidariterne.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Ingen ved ved med sikkerhed, hvor længe Mandø har eksisteret.
Genellikle uzun süreli tedavi gereklidir.Medicinsk behandling er ofte nødvendig.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Dette vil teste langtidshukommelsen.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Nogen kan udnyttes over lange årrækker.
Rachel ile uzun süreli, çok inişli çıkışlı bir ilişkisi olmuştur ve Emma adında bir kızları olmuştur.Til sidst føder Rachel en sund lille pige, som kommer til at hedde Emma.
Fiat'ın en uzun süreli ürettiği araçlardandır.Det er Toyotas længst kørende bilserie.
Diğer bellek kategorileri uzun süreli bellek tartışmasıyla ilişkili olabilir.Længere historier kan udvikle sig over flere kampe i en længere periode.
Aynı sene Kadınlar Uzun Süreli Uçuş ta Dünya rekoru kırdı.Samme år blev også et rekordår for lufthavnen.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Noen kan foreta lange hopp.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.Individer som har hyppig eller langvarig bruk av antibiotika.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Slaget ble derimot etterfulgt av et langvarig antiklimaks.
Uzun süreli zararlarda gelişmişlerdir.Da vil det oppstå mer langvarig skade.
Expedıtıon : Doğada uzun süreli (genellikle 1 haftalık) yatılı olarak yapılan etkinliktir.Grunneieren krever inn en (som regel årlig) grunnleie.
Bu hastalar uzun süreli istirahattan ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar.Hesten må få mye ro og hvile i sykdomsperioden.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.De fikk lange fengselsstraffer.

İlgili Sayfalar