uzun süreli ile cümle

uzun süreli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü yulafta vernelizasyon uzun sürelidir.أثار دين لابولابو جدلا طويلا.
Aynı sonuçlar uzun süreli glükokortikoid kullanımında da ortaya çıkar.As mesmas conseqüências advêm do uso de drogas glicocorticóides por longo prazo.
Afrika kıtasında seyahat düzenleyen bireysel gezginler de ülkede uzun süreli kalmayı tercih etmemektedir.Para acompanhar os brasileiros que cruzaram o continente não será preciso viajar tanto.
Bu çalışmaların ilki orta çağda Avrupalıların dünyanın düz olduğuna inandıkları uzun süreli mitin kaynağıdır.A primeira dessas obras é a fonte do mito medieval em que os europeus acreditavam que a Terra era plana.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Durante todo este tempo eles vivem um duradouro caso de amor.
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.O tratamento prolongado com comprimidos de esteroides está associado a efeitos adversos significativos.
Fotoğraftaki adam, Bush'un basçısı, mühendisi ve uzun süreli partneri Del Palmer'dır.O homem com ela na fotografia da capa era o seu baixista, engenheiro e parceiro de longa data Del Palmer.
Genellikle uzun süreli tedavi gereklidir.Contudo, habitualmente é um tratamento prolongado.
Daha sonra güreş antrenörü olarak uzun süreli bir kariyeri oldu.Depois, iniciou uma longa carreira de treinador.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.Se esta estiver sobrecarregada a codificação para a memória de longa duração pode ser afetada.
Ayrıca Zack'in uzun süreli ilk sevgilisidir.Ele também foi o primeiro amor de Tarō.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Estes podem ser requeridos por longos períodos de tempo.
A Bill of Divorcement 'ın gücüyle RKO aktrisle uzun süreli bir anlaşma imzaladı.Com o sucesso de A Bill of Divorcement, a RKO Pictures assinou com a atriz a um contrato de longo prazo.
Yine uzun süreli bir ısıtma bütün kültür türlerinde kimyasal bir reaksiyona neden olur."Parece que tudo volta automaticamente quando há uma química.
Bu nedenle her türlü uzun süreli tedavilerde doz yavaş yavaş azaltılmalıdır.Portanto, deve-se retirar a dose de modo gradual.
Mayıs 2005'te uzun süreli bir sakatlık geçirdi.Finalmente, em Maio de 1994 chega-se a um cessar-fogo.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.O prognóstico a longo prazo de pessoas com enxaquecas é variável.
Düzgün çalışan bir işleyen bellek daha iyi bir uzun süreli bellek kodlamasını beraberinde getirir.Uma boa memória de trabalho está relacionada a uma melhor codificação de memória de longa duração.
22 Temmuz - Tarihin en uzun süreli Güneş tutulması gerçekleşti.20 de Junho - tem lugar um dos mais longos eclipses solares totais desde o ano 1.
Uzun süreli görevler Uluslararası Uzay İstasyonu Seferi olarak adlandırılır.Expedição 44 foi uma missão tripulada de longa duração a bordo da Estação Espacial Internacional.
Yukarı Akropol Orta Çağ'da bir ara tahkim edilerek kullanılmışsa da, bu yerleşim fazla uzun süreli olmamıştır.Se isto significa que Acropolitissa tinha morrido na época, é incerto.
Bu şehir de kariyeri boyunca uzun süreli olarak yaşamıştır.Razão pela qual manteve, durante toda sua carreira, seus cabelos compridos.
Uzun süreli hastalığı sonrasında Segar karaciğer hastalığından 43 yaşında öldü.No entanto, ele morreu alguns anos mais tarde, de uma doença infecciosa com a idade de 35 anos.
Rachel ile uzun süreli, çok inişli çıkışlı bir ilişkisi olmuştur ve Emma adında bir kızları olmuştur.Vivia uma relação instável com Ross, na qual tiveram uma filha, Emma.
Diğer bellek kategorileri uzun süreli bellek tartışmasıyla ilişkili olabilir.Outras tipos de memória também podem ser relevantes para a discussão de memórias de longa duração.
Bu sayede, Salyut 6, uzun süreli uzay görevlerini destekleyebildi.Com a Salyut 6, o programa de estações espaciais soviético envolvia estadias de curta-duração e longa-duração.
Bazılarının uzun süreli kullanımı gerekebilir.Deze moeten mogelijk lange tijd worden gebruikt.
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Men wist niet eens zeker of een mens wel zo lang in de ruimte in leven kon blijven.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Deze laatste is een cruciaal onderdeel van het langetermijngeheugen.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.Tijdens de behandeling mag men geen alcohol nuttigen.
Orlovsky, Ginsberg'in uzun süreli sevgilisiydi, 1997'de Ginsberg'in ölümüne kadar açık ilişki yaşamışlardı.Dit was de start van een langdurige liefdesrelatie, die zou duren tot het overlijden van Ginsberg in 1997.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.Van de rest kregen de meesten langdurige gevangenisstraffen.
Beşinci haftadan sonra ebeveyn kuşlar rahatlıkla uzun süreli olarak yuvayı terk edebilirler.Het jong verlaat na 15 weken het nest maar wordt door de oudervogels nog lange tijd bijgevoerd.
Genellikle uzun süreli tedavi gereklidir.Een medicamenteuze behandeling is vaak noodzakelijk.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.De gevangen genomen Communards werden veroordeeld tot lange gevangenisstraffen.
Bunların en uzun süreli hüküm süreni mahallesi kuran Hitiler'dir.Soera De Huichelaars is een soera van de Koran.
Uzun süreli sürekli atışlarda namlu sıklıkla değiştirilerek soğuması sağlanmalıdır.Bij het schieten wordt de loop erg heet en moet daarom regelmatig gewisseld worden.
Çok uzun süreli provalar yapılarak ezberlenir.Dit zijn wekenlange intensieve trainingen.
Uzun süreli kanamalar Demir eksikliği anemisine yol açabilmektedir.Przewlekłe krwawienie może być przyczyną niedokrwistości z niedoboru żelaza.
Uzun süreli fermentasyon için daha düşük sıcaklıklar söz konusu olabilmektedir.Poddawana fermentacji w niższych temperaturach przez dłuższy czas.
Uzun süreli bellek, bilgilerin devamlı kaldığı bellektir.Być przedmiotem, to tutaj być zawsze danym w doświadczeniu.
Han Solo'nun uzun süreli arkadaşıdır ve Millenium Falcon'un eski kaptanıdır.Był także bliskim przyjacielem Hana Solo i przez pewien czas, właścicielem Sokoła Millennium.
Beşinci haftadan sonra ebeveyn kuşlar rahatlıkla uzun süreli olarak yuvayı terk edebilirler.W wieku 5 tygodni młode ptaki opuszczają gniazdo, jednak przez dłuższy czas pozostają z rodzicami.
Uzun süreli açlık.Wielkiego Głodu.
Kısa bir süre sonra S.O.S adlı bir grup kuran Özdemir'in bu çalışması uzun süreli olmadı.Tak obrzydliwego wpisu Gmyza dawno nie było.
Uzun süreli tedavilerde kesinlikle alkol kullanılmamalıdır.W okresie stosowania leku nie wolno spożywać alkoholu.
Uzun süreli kullanımlardan sonra ilacın aniden kesilmesi yoksunluk sendromuna neden olur.Doprowadza to po pewnym czasie do niewydolności oddychania.
Çünkü yulafta vernelizasyon uzun sürelidir.Behandling med mesalazin är långvarig.
Uzun süreli arkadaşı Monica'ya aşık olur ve yedinci sezonda evlenirler.Chandler friar till Monica i slutet av säsong sex och de gifter sig i slutet av säsong sju.
Yine de kabartmalı panellerin kaide üstünde açıkça sergilenmesi uzun süreli bir etki bıraktı.Kravet att kunna bära tunga jaktrobotar med lång räckvidd fanns dock kvar.
Bu şehir de kariyeri boyunca uzun süreli olarak yaşamıştır.Staden behöll länge sin dubbla karaktär.
Uzun süreli açlık.Näldsjön och Nälden.
Adam'ın uzun süreli yol arkadaşı olması hiç düşünülmemiştir.Але Адам ніколи не прагнув бути довготривалим супутником.
Uzun süreli yaşayan çok az sayıdadır.Більшість із них мають дуже короткий час життя.
Uzun süreli açlık.Можуть довго голодувати.
A Bill of Divorcement 'ın gücüyle RKO aktrisle uzun süreli bir anlaşma imzaladı.Після успіху цього фільму RKO підписала з акторкою довгостроковий контракт.
Daha sonra güreş antrenörü olarak uzun süreli bir kariyeri oldu.Згодом він розпочав довгу тренерську кар'єру.
Mayıs 2005'te uzun süreli bir sakatlık geçirdi.1995 року відбувається грандіозний скандал.
Nükseden enfeksiyon sahibi kişiler için, uzun süreli günlük antibiyotik kullanımı etkilidir.U osob s opakujícími se infekcemi je účinné dlouhodobé každodenní podávání antibiotik.
Nietzsche, uzun süreli çalışmayı imkansız kılan, uzun ve acılı hastalık atakları yaşamaya devam etti.Nietzsche ovšem stále zápasil s vracejícími se bolestivými záchvaty, které znemožňovaly delší práci.

İlgili Sayfalar