uzlaşma ile cümle
uzlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Pravdy a usmíření.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Questa gente si e' riunita portando con se' due soli valori: verita' e riconciliazione.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Și oamenii s-au adunat laolaltă și s-au concentrat pe aceste două valori: adevăr și reconciliere.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Und Menschen kamen zusammen, um sich nur auf diese beiden Dinge zu fokussieren: Wahrheit und Versöhung.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Và con người đến với nhau chỉ tập trung vào hai giá trị: sự thật và sự hòa giải.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Y la gente se reunió enfocados sólo en esos 2 valores: verdad y reconciliación.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Zebrali się i skupili na 2 wartościach: prawdzie i pojednaniu.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.Και οι άνθρωποι ενωθήκανε εστιάζοντας μόνο στις δύο αυτές αξίες: την αλήθεια και τη συμφιλίωση.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.И люди решили объединиться и сфокусироваться лишь на двух ценностях: правде и примирении.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.И хората са се събрали фокусирани само върху тези две ценности: истина и помирение.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.ואנשים התאחדו והתמקדו רק בשני ערכים: אמת ופיוס.
Ama insanlar bir araya geldiler, ve sadece iki değere odaklandılar: gerçek ve uzlaşma.وجاء الناس سوياً ركزوا فقط على قيمتين: الحقيقة والمصالحة.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Am constatat că orice cultură are contradicții proprii ireconciliabile.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Encontré que toda cultura tiene sus contradicciones irreconciliables.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ho scoperto che ogni cultura ha le sue contraddizioni inconciliabili.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ich fand heraus, dass es in jeder Kultur unauflösbare Widersprüche gibt.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ik ontdekte dat elke cultuur haar onverenigbare tegenstrijdigheden heeft.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.J'ai trouvé que toute culture a ses contradictions inconciliables.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.어느 문화나 해소하기 어려운 모순이 존재한다는 걸 알게 되었습니다.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Tôi nhận thấy rằng bất kỳ nền văn hóa nào cũng có những mâu thuẫn không thể hòa hợp được.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.W każdej kulturze istnieją sprzeczności nie do pogodzenia.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Ανακάλυψα ότι κάθε πολιτισμός έχει τις ασυμβίβαστες αντιφάσεις του.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Я зрозумів, що в будь-якій культурі є свої непримиренні протиріччя.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.Я понял, что в каждой культуре есть свои непримиримые противоречия.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.גיליתי שלכל תרבות יש ניגודיות בלתי ניתנת להסתרה משלה.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.لقد اكتشفت أنّ أيّة ثقافة بها تناقضاتها الخاصة.
Anladım ki; her kültürde birbiriyle uzlaşmayan çelişkiler mevcut.これは私とフランスの芸術家 JR との共同制作です
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.평화협정이 맺어질때까지 우리가 해산하지 않을 것을"
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Nem voltunk hajlandók elmenni, amíg a békeszerződést alá nem írták."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Nie opuścimy tego miejsca dopóki deklaracje pokojowa nie zostanie podpisana."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Non ce ne saremmo andate fino alla firma dell'accordo di pace."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.No nos íbamos a ir hasta que el acuerdo de paz se firmara."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Nous ne partirions pas jusqu'à ce que le traité de paix soit signé."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Nu intenţionam să plecăm până la semnarea acordului de pace."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.We waren niet van plan weg te gaan totdat het vredesakkoord werd getekend."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Wir würden nicht weggehen, ehe nicht der Friedensvertrag unterzeichnet war.
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Δεν θα φεύγαμε εώς ότου υπογραφεί η ειρηνευτική συμφωνία."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Мы не собирались уходить до тех пор, пока мирное соглащение не будет подписано."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.Нямаше да си отидем докато мирния договор не бъде подписан."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.לא נעזוב עד שלא ייחתם הסכם שלום".
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi." لم نكن لنبرح مكاننا حتى يتم توقيع إتفاقية السلام."
Barış uzlaşması imzalanana kadar ayrılmama kararındaydık" dedi.そして和平協定は合意されました
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineIch wurde gebeten, die
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineJ'ai été invitée à diriger
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineJeg er blevet bedt om at lede
Benden Liberya Uzlaşma Girişimine liderlik etmem istendi.Mij werd gevraagd om het Liberiaans Verzoeningsinitiatief te leiden.
Benden Liberya Uzlaşma Girişimine liderlik etmem istendi.Pediram-me para liderar a "Iniciativa de Reconciliação da Libéria".
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineMe han pedido que lidere
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineMi è stato chiesto di guidare
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineSaya telah diminta untuk memimpin
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineΛΓ:
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineМене попросили очолити
Benden Liberya Uzlaşma GirişimineМеня попросили возглавить
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Antara kelompok utama ada waverers dan kompromis.
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Entre ces groupes principaux, il y avait hésitants et conciliateurs.
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Entre estes grupos principais foram vacilantes e conciliadores.
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Entre estos grandes grupos hay indecisos y los conciliadores.
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Giữa các nhóm chính có waverers và compromisers.
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Între aceste grupe principale s-au waverers and compromisuri.
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.Között fő csoportra voltak waverers and compromisers.