Uzayda toplamda 309 gün 18 saat ve 2 dakika geçirdi.Au total, il passa plus de 309 jours 18 dans l'espace.
Uzaydaki nokta parçacık kanununa göre fiziki olaylar harekette olduğu gibi düşünülür.Les évènements physiques sont perçus comme des mouvements selon la loi des points matériels dans l'espace.
Uzayda ilk kadın.Elle a été la première femme française dans l'espace.
Uzaydan Altınapa GölüPortail de la plongée sous-marine
Uzayda, itki sisteminin amacı bir uzay aracının hızını (v) değiştirmektir.L'objectif d'un système de propulsion spatiale est d'accroitre la vitesse v d'un engin spatial.
Asıl sorun uzayda uzun süre kalındığı zaman ortaya çıkmaktadır.Le risque est particulièrement grand pour les satellites qui restent dans l'espace pour de longues périodes.
İniş motoru uzayda ateşlenen ilk ayarlanabilir roket motoru olma özelliği taşıyordu.Le moteur de descente était le premier propulseur réglable envoyé dans l'espace.
Günlük hayatta, uzayda üç tanıdık boyut vardır (yukarı/aşağı, sağ/sol, ileri/geri) ve zamanın boyutu yoktur.Notre vie quotidienne se passe dans un espace à trois dimensions (longueur, largeur, hauteur).
Karşıt madde dış uzayda bir yerlerde bulunabilir.Les matières organiques existent dans l'espace.
Bunlar bugüne kadar uzayda bulunan en karmaşık moleküllerdir.Ce sont les combinaisons spatiales les plus complexes à avoir été utilisées jusqu'à présent.
Uzaydan görünümVision spatiale.
Chris Hadfield, (doğum: 29 Ağustos 1959 Sarnia, Ontario, Kanada) Uzayda yürüyen ilk Kanadalı astronot.Chris Austin Hadfield, né le 29 août 1959 à Sarnia en Ontario, est un astronaute canadien.
Böyle bir uzayda tek tek noktalar birer kapalı altkümedir.Tout rétract d'un espace séparé est fermé dans cet espace.
Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.L'électron est dit délocalisé dans l'espace.
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.Ninguna criatura puede vivir en el espacio.
Sally Ride, 1983 senesinde uzaydaki ilk Amerikalı kadın oldu.Sally Ride se convirtió en la primera mujer estadounidense en el espacio en 1983.
Bu dört astronottan üçü (Dafydd Williams, Julie Payette ve Chris Hadfield) uzayda uçtu.Tres de esos cuatro (Dafydd Williams, Julie Payette y Hadfield) han volado al espacio.
Vostok uzayda bir insanı taşıyan ilk uzay aracı oldu.Vostok fue la primera nave espacial que transportó a un ser humano en el espacio.
Böylece MacLean, Canadarm 2'yi uzayda kullananan ilk Kanadalı olmuştur.MacLean es el primer canadiense en controlar el Canadarm2 en el espacio.
Uzayda, Dünya'nın yörüngesinde 48 tur atarak yaklaşık 3 gün geçirdi.Completó 48 órbitas alrededor de la Tierra en sus tres días en el espacio.
Uzayda parlayan bir fener, gecenin içinde yapayalnız.Un faro brillante en el espacio... solo en la noche.
Uzayda 541 gün geçirmiştir.«534 días en el espacio».
Yörüngedeki Mir'in öncelikli amacı uzayda geniş ve yaşanabilir bir bilimsel laboratuvar sağlamaktır.La Mir en órbita proveía de un laboratorio científico amplio y habitable en el espacio exterior.
Fakat uzayda ya da uygun optik araçlar kullanılırsa, bazen ışık kırıcı sınıra ulaşılabilir.Pero en el espacio, o si se usa óptica adaptativa, a veces es posible alcanzar el límite de difracción.
Kuzey Amerika'da uzaydan görülen en önemli yeryüzü şekillerinden biridir.Es una de las más notablemente visibles formaciones terrestres en Norte América vistas desde el espacio.
Bu kaza, uzayda (yüksek atmosfere karşıt olarak) gerçekleşen tek insan ölümüyle sonuçlanan olaydı.Hasta la actualidad es el único accidente mortal sucedido en el espacio (y no en la alta atmósfera).
Uzayda ilk kadın.El Primer Avión Espacial del Mundo.
Bu yüzden, uzaydaki bir itki (İng:propulsion) sisteminin amacı itme (İng:impulse) oluşturmaktır.De esta manera, el objetivo de la propulsión en el espacio es crear impulso.
Ancak uzaydan, örn.El Universo, ed.
Uzaysal nesne sonsuz uzayda yatıyor olmalıdır.Los objetos que consume flotan en un espacio sin fin.
1984 - Amerikalı astronot Bruce McCandless, uzayda ilk kez serbest yürüyüş yaptı.«EL PRIMER ASTRONAUT DE VUELO LIBRE DE LA HUMANIDAD, BRUCE MCCANDLESS, PASA LEJOS DE EDAD 80».
1984 - Salyut 7 kozmonotu Svetlana Savitskaya, uzayda yürüyen ilk kadın unvanını aldı.1984: la cosmonauta soviética Svetlana Savítskaya se convierte en la primera mujer que camina por el espacio.
Bu esanada uzaydan Dünya'ya düşen bir araç görür.Sería como un extraterrestre caído del cielo.
Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.El tanque externo se pierde en el espacio.
Bu, o tarihte uzayda en uzun kalma rekoruydu.Durante mucho tiempo este fue el récord de velocidad en España.
Amacı uzaydaki nükleer patlamaları tespit etmekti.Detectamos la explosión con el satélite.
Uzayda tıp hakkında çeşitli araştırmalar yürütülmektedir.Varios trabajos de Investigación en el área médica.
Böyle bir uzayda tek tek noktalar birer kapalı altkümedir.Nosotros, por supuesto, nos encontramos en uno de esos universos.
Yani düğüm, uzayda basit kapalı bir eğridir.Sería un cuerpo frío e invisible en el espacio.
Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) şu anda uzayda kalıcı olarak yaşanılan tek yapıdır.La ISS es una estación permanente de investigación espacial.
Hesap şu ilkeye göre yapılmalıdır: Kastettiğimiz parçacık sonuçta uzayda herhangi bir yerdedir.No importa en que lugar del planeta nos encontremos, esa idea debe ser válida en todas partes.
Bu uçuşun tamamlanmasının ardından Weitz, uzayda toplamda 793 saat geçirmiştir.Con la conclusione di questa missione Paul Weitz raggiunse un totale di 793 ore di volo nello spazio.
Wow! sinyali, 15 Ağustos 1977'de SETI projesi kapsamında uzaydan tespit edilen radyo sinyali.Solamente in un caso, il 15 agosto 1977 il SETI ha registrato un segnale dallo spazio profondo.
Sergei Krikalyov 803 gün, 9 saat, 39 saniye ile uzayda en uzun rekorun sahibidir.Sergej Krikalëv è rimasto nello spazio per oltre 803 giorni 9 ore e 39 minuti in diverse missioni.
3 Kasım 1957, Laika adlı köpek Sputnik 2 ile uzayda dolaştı ve geldi.Il 3 novembre 1957 i sovietici inviarono la cagnolina Laika nello spazio all'interno dello Sputnik 2.
Mürettebat uzayda kaynak yapımı konusunda önemli deneyler gerçekleştirdi.L'equipaggio eseguì comunque importanti esperimenti per eseguire delle saldature nello spazio.
Foton her zaman uzayda ve zamanda yüksek bölgeleşmiş noktalarda görünür.Un fotone appare sempre in un certo punto, molto localizzato, sia nel tempo che nello spazio.
Uzayda yön kavramı yoktur.Nello spazio non ci sono più direzioni assolute.
Uzayda 541 gün geçirmiştir.Complessivamente ha passato più di 343 ore nello spazio.
Asıl sorun uzayda uzun süre kalındığı zaman ortaya çıkmaktadır.Il gioco comincia in un futuro lontano nello spazio.
3 Haziran - Edward White uzayda ilk yürüyüşü gerçekleştirdi.Con questa tuta Edward White ha realizzato la prima passeggiata spaziale americana nel 1965.
Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.Attualmente è disperso nello spazio.
Uzayda tahminen milyarlarca galaksi bulunmaktadır.Stimò che nella galassia vi possano essere ben 50 miliardi di sistemi planetari.
Jeoidin uzaydaki yeri ortalama yer elipsoidi (örneğin WGS84) referans alınarak tanımlanır.L'avionica dell'MD-80 è stata aggiornata nel corso degli anni (con, ad esempio, l'aggiunta dell'EFIS).
Uzayda Surfer onu yakalar ve boşluğa bırakır.L'entità afferra Farman, lo sbatacchia nell'aria e lo scaglia contro l'astronave.
Uzayda 541 gün geçirmiştir.Они готовы провести в космосе ещё 533 дня.
Uzayda tahminen milyarlarca galaksi bulunmaktadır.Во вселенной существует, предположительно, 100 миллиардов галактик.
Doktor'un ve Clara'nın TARDIS'leri uzayda birbirlerine zıt ve çapraz şekilde uçarken bölüm sona erer.Обе ТАРДИС Доктора и Клары разминаются в космосе.
Uzayda ilk kadın.Первая в мире женщина-космонавт.
Bu sayede uzayda kullanılabilirler.В космосе может случиться все что угодно.