Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Az első dolog, hogy mindenért, amit az űrben teszünk, kilónként kell fizetni.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Egal, was sie im Weltraum machen, sie zahlen pro Kilogramm.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.E la prima cosa è che qualunque cosa facciate nello spazio si paga al kilo.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.첫째, 여러분이 우주에서 하는 모든 활동의 대가는 킬로그램단위로 지불합니다.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Le premier point est : tout ce que vous faites dans l'espace vous le payez au kilogramme.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Po pierwsze, za wszystko, co robicie w kosmosie płacicie za kilogramam.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Và điều đầu tiên là mọi thứ bạn làm trong vũ trụ, bạn trả theo kilogram.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Και το πρώτο πράγμα είναι ότι οτιδήποτε κάνεις στο διάστημα το πληρώνεις με το κιλό.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.Во-первых, за всё, что ты делаешь в космосе, ты платишь по килограмму.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.והדבר הראשון הוא שעל כל דבר שעושים בחלל יש לשלם לפי הקילוגרם.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.وأول شيء هو كل ما تفعله في الفضاء تدفع عنه بالكيلوغرام.
Uzayda yapacağınız ilk şey kilo olarak bunu ödersiniz.この会場に来てペットボトルの水を飲まれましたか?
Uzayda yaşam aramak için.A cercare vita nello spazio.
Uzayda yaşam aramak için.Buscar vida en el espacio exterior.
Uzayda yaşam aramak için.Do szukania życia w przestrzeni kosmicznej
Uzayda yaşam aramak için.Élet nyomait kereshették a világűrben.
Uzayda yaşam aramak için.Om leven te zoeken in de ruimte.
Uzayda yaşam aramak için.Pour chercher la vie dans l'espace extra-atmosphérique.
Uzayda yaşam aramak için.Să cauţi viaţă în spaţiu.
Uzayda yaşam aramak için.Um nach Leben im Weltraum zu suchen.
Uzayda yaşam aramak için.Для поиска жизни в открытом космосе.
Uzayda yaşam aramak için.За да търсят живот на други планети.
- Uzayda yürümek yok.-Ano.
- Uzayda yürümek yok.Benar.
- Uzayda yürümek yok. Çılgın astronot zımbırtıları yok.- Fără mers în spaţiu, fără astronauţi.
- Uzayda yürümek yok. Çılgın astronot zımbırtıları yok. - Sadece delik.لا تجول فضائى أو شىء معقد الحفر فقط
- Uzayda yürümek yok. Çılgın astronot zımbırtıları yok.Без астронавтски фокуси?
- Uzayda yürümek yok.- Ja.
- Uzayda yürümek yok.- Ja, genau.
- Uzayda yürümek yok.- Ja.
- Uzayda yürümek yok.Không đi ra ngoài không gian... hay làm những việc điên điên chứ?
- Uzayda yürümek yok.Nada de coisas de astronautas?
- Uzayda yürümek yok.- Nič sprehodov po vesolju?
- Uzayda yürümek yok.-Niin.
- Uzayda yürümek yok.¿Ningunas locuras de astronautas?
- Uzayda yürümek yok.- Sė.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti. Hey! Bırak, bırak.Het ruimteveer Atlantis is om 3:47 uur geėxplodeerd.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti. Hey! Bırak, bırak.Lo shuttle Atlantis č esploso stamattina alle 3.47...
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti. Hey! Bırak, bırak.Το διαστημόπλοιο "Ατλάντις" εξεράγη στο διάστημα το πρωί.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti. Hey! Bırak, bırak.Тази сутрин совалката 'Атлантис" се взриви в космоса.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.-Mitä nyt? Avaruusalus Atlantis räjähti kello 3.47 tänä aamuna.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.Ob 3.47 je razneslo Atlantis. NASA sporoča...
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.Pesawat ulang-alik Atlantis meletup di ruang angkasa pukul 3:47 pagi, bahagian timur.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.Raketoplán Atlantis vybuchl dnes ráno z neznámých důvodů...
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.- Scht! 'Die Raumfähre Atlantis ist heute im Weltraum explodiert.' [Knurrt]
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.- Vad har hänt? Rymdfärjan Atlantis exploderade klockan 3.47 imorse.
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.?מה הבעיה שלך .הוא אוכל את ה"גודזילה" שלי !עשה משהו !תפוס אותו, ריצ'רד ...אם לא הייתי אדם מאמין
Uzay mekiği Atlantis, Doğu saatiyle 15:47'de uzayda infilak etti.المكوك أطلانطس انفجر فى الفضاء الساعة 3:47 صباحاً بتوقيت شرق أمريكا
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.Dan kata membawa jauh - sangat jauh - ke perusakan melalui waktu sebagai peluru pergi terbang melalui ruang.
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.És egy szót hordozza messze - messze - foglalkozik pusztítást, amikor a golyók mennek repül a térben.
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.In beseda nosi daleč - daleč - obravnava uničenje skozi čas kot krogle go plujejo skozi vesolje.
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.Og et ord bærer langt - meget langt - tilbud ødelæggelse gennem tiden, da kugler go flyver gennem rummet.
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.Và một từ xa mang rất xa - giao dịch phá hủy qua thời gian như các viên đạn đi bay qua không gian.
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.И слово несет далеко - очень далеко - занимается разрушением во времени, как пули идут полет в космос.
Ve bir kelime kadar taşıyan çok uzak fırsatlar imha zaman içinde mermi gitmek Uzayda uçan.І слово несе далеко - дуже далеко - займається руйнуванням в часі, як кулі йдуть політ у космос.
Ve biz uzayı algılayanız. Dolayısıyla uzaydan bile daha ince (algılanması zor) bir şey var burada.Et nous sommes ceux qui perçoivent l'espace, donc quelque chose de plus subtil que l'espace est ici.
Ve biz uzayı algılayanız. Dolayısıyla uzaydan bile daha ince (algılanması zor) bir şey var burada.Und wir sind die Wahrnehmenden des Raumes, also ist etwas Subtileres als Raum hier.
Ve bu ilk defa Dünya'yı uzayda asılı dururken görüşümdü. Eşsiz bir duyguydu.la planète flotter comme ça dans l'espace, et c'était profond.
Ve bu medeniyeti yarattı, karanlığı ışığa döndüren bu harika tabloyu, ve bu medeniyeti uzaydan görebilirsiniz.Die beschavingen bouwden dat geweldige beeld dat van duisternis licht maakte je ziet het vanuit de ruimte.
Ve bu medeniyeti yarattı, karanlığı ışığa döndüren bu harika tabloyu, ve bu medeniyeti uzaydan görebilirsiniz.In so zgradila civilizacijo, to čudovito sliko, ki je spremenila temo v luč, in jo lahko vidite iz vesolja.