Ana içeriğe geç
Sözlük

uzayda ile cümle

uzayda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Helyum-3: Dünyanın yüzeyinde çok nadir ama uzayda sıkça.Гелий-3, очень редкий на поверхности Земли, но весьма распространённый в космосе.
Helyum-3: Dünyanın yüzeyinde çok nadir ama uzayda sıkça.Хелий-3: много рядък на повърхността на Земята, много често срещан в космоса.
Helyum-3: Dünyanın yüzeyinde çok nadir ama uzayda sıkça.הליום-3: מאוד נדיר על פני השטח של כדור הארץ, מאוד נפוץ בחלל.
Helyum-3: Dünyanın yüzeyinde çok nadir ama uzayda sıkça.منها ثلاثي الهليوم وهو نادر جدا على سطح الأرض ومنتشر بكثرة في الفضاء.
Helyum-3: Dünyanın yüzeyinde çok nadir ama uzayda sıkça.しかし本当でしょうか?
Her neyse bu cümleyi ilk söyleyen Buckminster Fuller idi. Kominist sistem çökmeden önce uzayda veCreo que fue el 20 de Julio de 1969 cuando, por primera vez, la humanidad pudo mirar al planeta Tierra.
Hidrojen uzun zamandır uzayda mevcut.El hidrógeno ha existido por mucho tiempo
Hidrojen uzun zamandır uzayda mevcut.L'idrogeno esiste da molto tempo.
Hidrojen uzun zamandır uzayda mevcut.O hidrogénio existe há muito tempo.
İnsanlığın geleceği uzayda yatıyor.El futuro de la humanidad reside en el espacio.
İnsanlığın geleceği uzayda yatıyor. Oraya gidecek imkanımız var.Máme prostředky tam letět, chybí nám jen vůle.
İnsanlığın geleceği uzayda yatıyor.Ştiu la uşa cui să bat. <i>Viitorul umanităţii e în spaţiu.</i>
İnsanlığın geleceği uzayda yatıyor.Я буду знать, чьих это рук дело. <i>Будущее человечества - в космосе.</i>
İnsanlığın geleceği uzayda yatıyor.我々はそこにいく必要がある。我々欠けているのは、意思なんだ。
Kaç tane evren var? Neden uzayda bir şeylerin yaşadığının kanıtını göremiyoruz?"Có cả thảy bao nhiêu vũ trụ?"
Kaç tane evren var? Neden uzayda bir şeylerin yaşadığının kanıtını göremiyoruz?Ile jest wszechświatów?
Kaç tane evren var? Neden uzayda bir şeylerin yaşadığının kanıtını göremiyoruz?טקסט: כמה יקומים קיימים?
Kaç tane evren var? Neden uzayda bir şeylerin yaşadığının kanıtını göremiyoruz?النص: ما هو عدد الأكوان الموجودة؟
Kaç tane evren var? Neden uzayda bir şeylerin yaşadığının kanıtını göremiyoruz?(なぜ異星人がいる証拠が見つからないのか?)
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Allora Kaluza pensò che forse lo spazio avesse più dimensioni.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Also sagte Kaluza: Gut, vielleicht gibt es ja zusätzliche Raumdimensionen. Er sagte:
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Así que Kaluza se dijo, bien, tal vez existen más dimensiones en el espacio.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Deci Kaluza a zis, păi, poate că sunt mai multe dimensiuni ale spaţiului.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Dla Kaluzy odpowiedzią były dodatkowe wymiary przestrzeni.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Donc Kaluza dit, "eh bien, peut-être qu'il y a plus de dimensions de l'espace"
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Dus zei Kaluza, misschien zijn er meer ruimtedimensies.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Então Kaluza disse, bem, talvez existam mais dimensões de espaço.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Kaluza azt mondta, rendben, talán a térnek több dimenziója is létezhet.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."그래서 칼루자는 공간에 또 다른 차원이 존재할 가능성을 생각해냈죠.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Så Kaluza sagde, nå, måske er der flere dimensioner af rum.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Takže Kaluza vyhlásil; "Dobre, možno existuje viac rozmerov priestoru."
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Vì thế Kaluza cho rằng, ừ, có thể có nhiều chiều không gian.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Έτσι λοιπόν, ο Καλούζα είπε ότι ίσως υπάρχουν περισσότερες διαστάσεις στο χώρο.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Калуца си казал: Е, може би пространството има повече измерения.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."Так что Калуца подумал: "Может, в пространстве больше трех измерений?
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."אז קלוצה אמר- טוב, אולי ישנם עוד מימדים לחלל.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."لذلك فقد قال كلوتزة، حسن، ربما يوجد أبعاد إضافية أكثر للفراغ.
Kaluza "peki öyleyse" dedi, "belki de uzayda daha başka boyutlar vardır."曰く、ひとつ多くの力を説明するためには
Karbon uzayda fazla yer kaplamaz ve her türlü şekle sahip olabilir.Через це карбон не займає багато місця і може складатися у витончених формах.
Karışım desenleri, iki dalga deseninin uzayda aynı yeri işgal ettiğinde oluşan karmaşık kıvrımlardır.Hình ảnh giao thoa là một chuyển động sóng phức tạp xảy ra khi 2 sóng chiếm cùng một chỗ.
Karışım desenleri, iki dalga deseninin uzayda aynı yeri işgal ettiğinde oluşan karmaşık kıvrımlardır.빛의 간섭이란 두 개의 파동이 같은 공간을 차지할 때 일어날 때 생기는 복잡한 물결무늬입니다.
Karışım desenleri, iki dalga deseninin uzayda aynı yeri işgal ettiğinde oluşan karmaşık kıvrımlardır.Modele de interferenţă sunt ondulaţiile complicate care apar când două unde ocupă acelaşi spaţiu.
Karışım desenleri, iki dalga deseninin uzayda aynı yeri işgal ettiğinde oluşan karmaşık kıvrımlardır.תבניות התאבכות הן מבנים מורכבים שקורים כששתי תבניות גל תופסות את אותו המקום.
Karışım desenleri, iki dalga deseninin uzayda aynı yeri işgal ettiğinde oluşan karmaşık kıvrımlardır.أنماط التداخل هي التموجات المعقدة التي تحدث عندما تشغل موجتان تملك كل منهما نمطا معينا نفس الحيز.
Karışım desenleri, iki dalga deseninin uzayda aynı yeri işgal ettiğinde oluşan karmaşık kıvrımlardır.特殊なパターンです 2つの物体が 池に投げ込まれ
Kitap sanal olarak aynada.Kitabın görüntüsü gerçek fiziksel bir uzayda değil .허구의 이미지인 것이죠 실제로 저 이미지가 나타나는 물리적인 공간은 없습니다
Kitap sanal olarak aynada.Kitabın görüntüsü gerçek fiziksel bir uzayda değil .Odrazí se rovně pryč a vrací se zpět ke zdroji světla.
Kitap sanal olarak aynada.Kitabın görüntüsü gerçek fiziksel bir uzayda değil .Por isso, é realmente uma pessoa Essa seta tinha olhos. O que veria essa seta?
Kitap sanal olarak aynada.Kitabın görüntüsü gerçek fiziksel bir uzayda değil .To tylko pozory. Nie istnieje fizyczna przestrzeń dla tego obrazu.
Kitap sanal olarak aynada.Kitabın görüntüsü gerçek fiziksel bir uzayda değil .Успоредно на земята.
Kitap sanal olarak aynada.Kitabın görüntüsü gerçek fiziksel bir uzayda değil .לראות אותו-הספר לא באמת שם-אין מקום פיזי מאחורי המראה או לא יודעים אם יש
Kodları kırmak için. Uzayda yaşam aramak için.암호를 해독하기 위해서도, 외계생명체를 찾기 위해서도 쓰이고 있죠.
Kodları kırmak için. Uzayda yaşam aramak için.lámat šifry, hledat život ve vzdáleném vesmíru.
Kodları kırmak için. Uzayda yaşam aramak için.לפצח קודים. לחפש חיים בחלל החיצון.
Kodları kırmak için. Uzayda yaşam aramak için.وفك الرموز. للبحث عن آثار للحياة في الفضاء الخارجي.
Kodları kırmak için. Uzayda yaşam aramak için.まだ十分な知識があるとは思いません
Kominist sistem çökmeden önce uzayda veEt dans un sens, c'est Buckminster Fuller qui a inventé cette phrase.
Kominist sistem çökmeden önce uzayda veIn zekere zin was het Buckminster Fuller die deze term introduceerde.
Kominist sistem çökmeden önce uzayda ve공산주의 체계가 무너지기 전,
Kominist sistem çökmeden önce uzayda veולפני קריסת המערכת הקומוניסטית
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod