Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.A od desiatich prikázaní až po zapustenia si brady, pretože Leviticus hovorí, že sa nesmieš holiť.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Desde los diez mandamientos hasta dejarme la barba, (porque el Levítico dice que no puedes afeitarte).
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Desde os Dez Mandamentos até deixar crescer a barba, porque o Levítico diz que não nos podemos barbear.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.És a tízparancsolattól kezdve a szakáll növesztésig -- mert Leviticus szerint nem borotválkozhatunk.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.I tak od Dziesięciu Przykazań do zapuszczenia brody, ponieważ Księga Kapłańska nie pozwala się golić.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.십계명부터 수염을 기르는 것까지말이죠 왜나햐면 레위기에는 면도를 금지하고 있거든요.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Och från de tio budorden till att odla skägg - Leviticus säger nämligen att man inte får raka sig.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Od desetih zapovedi, do puščanja brade -- saj Knjiga Levitov pravi, da se ne smeš briti.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Van de Tien Geboden tot mijn baard laten staan - want Leviticus zegt dat je je niet mag scheren.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Và từ 10 lời răn của Chúa để nuôi một bộ râu -- vì Leviticus nói rằng bạn không được cạo râu.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Από τις δέκα εντολές μέχρι να αφήσω γένια -- επειδή στο Λευϊτικό λέει πως δεν μπορείς να ξυριστείς.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.Від десяти заповідей і аж до відрощування бороди - адже книга Левит забороняє голитись.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.ומעשר הדברות לגידול זקני -- מפני שויקרא אומר שאסור להתגלח.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.من الوصايا العشر حتى خبز خبزي ولأن " لاويين " قال يجب أن لا نحلق شعرنا
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.ひげを伸ばし始めました レビ記に剃ってはならないとあるからです 最終的にこんな感じになりました
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.入邊所有嘅規矩, 譬如話留鬚 -- 因為《利未記》提到唔畀剃鬚。
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Așa că m-am hotărât să-l ajut puțin, și am făcut puțină ordine aranjând blocurile exact unul peste altul.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Ik besloot hem een beetje te helpen en bracht er wat orde in door ze netjes op elkaar te stapelen.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.그래서 그에게 약간의 도움을 주고자, 이 블록들을 깔끔하게 새로 쌓아 올렸습니다.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Tak jsem se rozhodl mu trochu pomoci a vnesl jsem do toho trochu pořádku - vyskládal jsem je jeden na druhý.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Vì thế tôi quyết định giúp anh ta một tí, và sắp xếp những khối này một cách ngay ngắn lên với nhau.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Więc postanowiłem trochę mu pomóc i zaprowadziłem nieco porządku, starannie układając klocki jeden na drugim.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Έτσι αποφάσισα να τον βοηθήσω λίγο, και να βάλω μια τάξη στοιβάζοντας τα τετράγωνα το ένα πάνω στο άλλο.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Затова така реших да го подкрепя малко, и внесох малко ред, като прилежно подредих блоковете един върху друг.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.Так что я решил его немного поддержать, и слегка навел порядок, аккуратно уложив блоки друг на друга.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.אז החלטתי לעזור לו קצת, וסידרתי קצת, בכך שערמתי יפה את הבלוקים האלה זה על זה.
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.لذلك قررت أن أعطيه بعض الدعم وأوجدت شيءً من النظام بأن وضعت المربعات بشكل منظم فوق بعضها البعض
Yardım eli uzatmaya karar verdim, ve kutuları üst üste koyarak düzenli bir küme haline getirdim.ブロックを綺麗に整頓して 一列に積み上げてあげました (笑)