Ana içeriğe geç
Sözlük

uzatmaya ile cümle

uzatmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tom favorilerini uzatmaya karar verdi.Tom has decided to grow sideburns.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.I shall not waste my days in trying to prolong them.
3 maç uzatmaya kalırken, 2 maçın da sonucunu penaltılar belirledi.In the cup final, he again made two saves when that match was also decided on penalties.
Üç kez uzatmaya giden maçta Celtics 128-126 maçı kazandı.This was one of the many high points of the game, which the Celtics won, 128–126.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.I could go on about this at great length, but I won't. (Laughter) (Applause)
Kaçınılmaz sonu uzatmaya gerek yok.No more prolonging the inevitable.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.And from the Ten Commandments to growing my beard -- because Leviticus says you cannot shave.
Neyse, hikayeyi uzatmayalım,So, to cut a long story short,
Lafı uzatmayayım, dedim ki "Buranın arkasına mı geçmem gerekiyor?"To make a long story short, I said, "So you need me to get back in there?"
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Assuming that it really is worth it, and that was the correct price, I didn't overpay, whatever.
Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım.Even if you extend your hand toward me to kill me, I will not extend my hand toward you to kill you.
"Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, seni öldürmek için ben elimi sana uzatmayacağım.Even if you extend your hand toward me to kill me, I will not extend my hand toward you to kill you.
Taçi, barış için el uzatmaya hazır olduklarını söylüyorThaci backs extending "the hand of reconciliation"
Stanişev, "İstikrar adına her türlü demokratik partiye elimizi uzatmaya hazırız," dedi."We are ready to reach out to any democratic party in the name of stability," he said.
Ancak ülke fonları artırmaya ve 2013'e kadar uzatmaya çalışıyor.However, the country is trying to increase and extend the funds to 2013.
Sığ deşarj/yeniden şarj döngüleri genel pil ömrünü uzatmaya yardımcı olur.Shallow discharge/recharge cycles will help extend the overall battery life.
Çok fazla uzatmayayım. İşte bu şarkının arkasında yatan düşünce buydu." [2]Without putting it into too much literal detail, that was what lay behind that song."[2]
Maç uzatmaya gitti.Die Partie ging in die Verlängerung.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.Ich werde meine Tage nicht dazu verschwenden, sie zu verlängern.
Böylece maç uzatmaya gitti.(ET) Match s'étant joué en prolongation.
Sezon sonunda sözleşmesini uzatmayarak Portekiz ekibi Sporting Braga'ya transfer oldu.Al finalizar esa temporada ficha el Sporting de Braga.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.Sobrevivir para gastarlos, no tanto.
Bir hal doğal olarak geçicidir, kişi uzatmaya uğraşmamsı gerekir.Un ḥāl è transitorio per natura e non si dovrebbe tentare di prolungarlo.
Çok çok çekişmeli giden seride oynanan 7 maç da uzatmaya kaldı.Предстоит многое улучшить в нашей игре, чтобы сыграть семь матчей.
Böylece maç uzatmaya gitti.И потребовал остановить матч.
Gezimi uzatmaya imkân kalmadı.Виза по прибытию не может быть продлена.
Sonucu belirleyen ve 3 kez uzatmaya giden 7. maçı, Leiden 96-95 kazandı.In een historische zevende wedstrijd won Leiden na drie verlengingen met 96–95.
Böylece maç uzatmaya gitti.Zo ging de wedstrijd naar verlengingen.
Sezon sonunda ise sözleşmesini uzatmayacağını açıkladı ve Sivasspor'dan ayrılma kararı aldı.Onnodig te zeggen dat hij na de oorlog een veroordeling opliep en uit Dudzele verdween.
Bir hal doğal olarak geçicidir, kişi uzatmaya uğraşmamsı gerekir.Замість тікати від абсурду, людина може прийняти його.
Böylece maç uzatmaya gitti.Varoval je, že zápas bude ukončen.
İnsanları eski Rusça konuşmaya, haç çekerken iki parmak kullanmaya ve sakallarını uzatmaya davet ettiler.De fortsatte å snakke gammelrussisk, korset seg med to fingre istedenfor tre og lot skjegget gro.
Üç kez uzatmaya giden maçta Celtics 128-126 maçı kazandı.I den andre kampen vant Celtics 129-123.
Üç kez uzatmaya giden maçta Celtics 128-126 maçı kazandı.試合は128対126でセルティックスの勝利となった。
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.En supposant que c'est vraiment vaut, et qui a été le prix correct, je ne paie, peu importe.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Giả sử đấy là giá trị tương xứng, là giá đúng của ngôi nhà Tôi không bị mua hớ, hay đại loại thế
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Olettaen, että se on todella sen arvoinen, ja että se on oikea hinta, enkä maksanut liikaa, tai mitä tahansa.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Przyjmujemy, że tyle jest właśnie wart, że to była poprawna cena, że nie przepłaciłem, itd.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Za předpokladu, že má skutečně takovou hodnotu a že to byla správná cena, že jsem nepřeplatil.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Υποθέτοντας ότι όντως αξίζει τόσο και ότι αυτή ήταν η σωστή τιμή, δεν πλήρωσα παραπάνω ας πούμε.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Припустимо, що він дійсно стільки коштує, і це була справедлива ціна, я не переплатив.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.それは正しい価格で、私は払いすぎていなかった。とにかく、 私は今、私の資産は100万ドルの家になります。
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Aș putea să continui cu multe detalii, dar nu acum.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Ich könnte das noch sehr ausführlich besprechen, werde es aber nicht tun.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Ik zou er nog lang over kunnen doorbomen. (Gelach) (Applaus)
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Je pourrais continuer sur ce sujet indéfiniment, mais je ne le ferai pas.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.엄청 길게 설명할 수도 있지만, 하지 않도록 하겠습니다.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Még nagyon sokat beszélhetnék erről, de most befejezem.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Mógłbym o tym dyskutować godzinami.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Podría seguir y seguir con esto por mucho rato, pero no lo haré.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Potrei continuare a lungo su questo ma non lo farò.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Saya tidak akan membahas hal ini lebih dalam lagi.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Tôi có thể nói thêm nhiều, nhưng tôi sẽ dừng ở đây
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Мога да продължа да говоря за това още много дълго, но няма.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.Об этом я могу говорить долго, но не буду.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.אני יכול להרחיב על זה עד מאד, אך לא אעשה זאת.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.يمكنني أن أسترسل في هذا باستفاضة كبيرة ، لكنني لن أفعل.
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.スティーブン ウルフラム ありがとうございました
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?집에 있으면 나가고 싶었어요. 왜냐하면 모든 경기가, 제 생각에 모든 경기가 오버타임이었어요, 맞죠?
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Oder die Häuser: Man war draußen, denn jedes Spiel, oder beinahe jedes Spiel, ging in die Verlängerung.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
uzatmaya ile cümle - uzatmaya kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App