Ana içeriğe geç
Sözlük

uzatma ile cümle

uzatma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Lafı uzatma ve bana doğruyu söyle!Stop beating around the bush and give it to me straight!
O, bana ona tuzu uzatmamı rica etti.He asked me to pass him the salt.
Lafı uzatma ve sadede gel.Stop beating around the bush and get to the point.
Lafı uzatmayı kes ve olanları bana anlat.Stop beating around the bush and tell me what happened.
Uzatma artık!Cut it out!
Yapman gereken tek şey bu kitabı ona uzatmak.All you have to do is to hand this book to him.
Buradaki kalışımı birkaç gün daha uzatmak istiyorum.I want to extend my stay here for a few more days.
Ayaklarını yorganına göre uzatmalısın.You should try to live within your means.
İnsanlar artık erkeklerin saçlarını uzatmalarına acayip olarak bakmıyorlar.People no longer consider it strange for men to let their hair grow long.
Elini pencerenin dışına uzatma.Don't stick your hand out of the window.
Kalışımı Pazar gününe kadar uzatmak istiyorum.I'd like to extend my stay through Sunday.
Raporu ona uzatmak istedim ama unuttum.I intended to hand the paper to him, but I forgot to.
O sakal uzatmayı düşündü ama vazgeçti.He thought of growing a beard but gave that up.
Onlar demiryolunu sonraki şehre uzatmayı planlıyor.They are planning to extend the railroad to the next town.
O, tuzu ona uzatmamı rica etti.She asked me to pass her the salt.
Sözü uzatma. Sorumu yanıtlamanı istiyorum.Don't beat about the bush. I want you to answer my question.
Bir zeytin dalı uzatmak bir füze fırlatmaktan daha iyi.Better to extend an olive branch than launch a missile.
Bu uzatma kablosu bana tehlikeli gibi görüyor. Nereden yıprandığını görüyor musun?That extension cord looks dangerous to me. You see where it's frayed there?
Tom, bütün yaz sakal uzatmaktadır.Tom has been growing a beard all summer.
Bu kalın bıyığı uzatmak uzun zamanımı aldı.Growing this thick mustache has taken me quite a while.
O çocuklarına saçlarını uzatmaları için izin veriyor.She authorizes her children to grow their hair long.
Bacaklarımı uzatmam gerekiyor.I need to stretch my legs.
Ben bacaklarımı uzatmak istiyorum.I want to stretch my legs.
Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stretching my legs a little.
Tom, Mary'nin uzatmalı sevgilisidir.Tom is Mary's long-time boyfriend.
Bektaşi üzümü hayatı uzatmada etkili meyvelerdir.Gooseberries are fruits that are effective at extending life.
Bir uzatma kablosuna ihtiyacım var.I need an extension cord.
Tom Mary'nin ona sosu uzatmasını istedi.Tom asked Mary to pass him the gravy.
Tom Bostonda kalışını uzatmayı umuyor.Tom hopes to extend his stay in Boston.
Haydi, Tom, uzatma artık.Come on, Tom, cut it out.
Otobüs şoförü, Tom'un bilet ücreti için elli dolar uzatmasından etkilenmedi.The bus driver was not impressed when Tom pulled out a $50 note to pay his fare.
Eğer onu yapmazsak, zaman aralığını uzatmamız gerekecek.If we don’t make it, we shall need to prolong the time frame.
Tom Mary'den ona tuz ve biberi uzatmasını istedi.Tom asked Mary to pass him the salt and pepper.
Bu uzatma kablosu çok kısa.This extension cord is too short.
Tartışmayı uzatmak fuzuli.Any further discussion is pointless.
Gelgitli, uzatmalı ilişkiler duygusal açıdan bezdirici olabilir.On-again, off-again relationships can be emotionally draining.
Bir uzatma şu an yapım aşamasında.An extension is currently under construction.
Basketbol oynamak senin boyunu uzatmaz.Playing basketball doesn't make you grow taller.
Uzatma olmayacak.There will be no extensions.
Tom uzatmaları oynuyor.Tom is on his last legs.
Tom teklifi uzatmadan önce başvuranın karakter referansını kontrol etmek istedi.Tom wanted to check the applicant's character reference before extending an offer.
Leyla saçlarını uzatmak için bir kuaföre gitti.Layla went to a hair salon to get extensions in her hair.
Tom favorilerini uzatmaya karar verdi.Tom has decided to grow sideburns.
Sami yardım eli uzatmayı önerdi.Sami offered to lend a hand.
Sana vurana diğer yanağını uzatma felsefesine inanmıyorum.I don't believe in turning the other cheek.
Uzatmanın anlamı yok.I don't get why you keep insisting.
Tom kira sözleşmesini uzatmak istiyor.Tom wants to extend his lease.
Uzatma başvurusunda bulunmayı planlıyoruz.We're planning to apply for an extension.
Diğer ülkelere yapılan bu uzatma Ocak 2009'da ilan edildi.This extension to other countries was announced in January 2009.
17 yıl sonra, Suns bir başka final maçında üç uzatma oynadı.17 years later, the Suns would be involved in another triple-overtime Finals game.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.I shall not waste my days in trying to prolong them.
Pepsi, bir enerji içeceği hattı uzatmasına sahip ilk büyük kola markasıdır.Pepsi is the first major cola brand to have an energy drink line extension.
Bir tane doğru parçasını her iki yöne de sürekli bir şekilde uzatmak mümkündür.It is possible to extend a line segment continuously in both directions.
30:3 Nazir (Kendini Tanrı'ya adayan) saçını uzatmalı Num.30:3 The Nazirite must let his hair grow — Num.
Uzatma desteği de ilan edildi.Extension support was also announced.
Microsoft, 1998'de tescilli IRCX aracılığıyla IRC için bir uzatma gerçekleştirdi.Microsoft made an extension for IRC in 1998 via the proprietary IRCX.
Istvan yaşam uzatma hakkında bilinçlendirme adına bu otobüs turunu planlamıştı.Istvan planned the bus tour to raise awareness of life extension.
Hastalığın önlenmesi ve genel refah oluşturma faaliyetlerinin, yaşam süresini uzatması beklenir.Preventing disease and creating overall well-being, prolongs our life expectancy.
Hayatı yapay bir şekilde uzatmak tatsız.It is tasteless to prolong life artificially.
NBA Finalleri 3. maçında, Suns Bulls'u üçüncü uzatmada 129-121'lik skorla yendi.In Game 3 of the NBA Finals, the Suns defeated the Bulls in triple overtime, 129–121.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod