Ana içeriğe geç
Sözlük

uzat ile cümle

uzat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Daha çok anlatırım ama lafı uzatmayacağım.I could go on about this at great length, but I won't. (Laughter) (Applause)
Bacaklarını dışarı doğru uzatacak.It is going to extend its legs out.
Sözü uzatmadan, programı çalıştıralım.Without further ado, let's just run it.
Bu, Barielle Doğal Tırnaklar için Uzatıcı Cila.This is the Barielle Growth Activator for Natural Nails.
Ve okyanusta geçirdiğim onca zamana rağmen, şöyle adam gibi bir sakal uzatmayı başaramadım.And no matter how long I've spent on the ocean,
Kaçınılmaz sonu uzatmaya gerek yok.No more prolonging the inevitable.
"Kağıtları bana uzatın, size her soru için bir dolar vereceğim.""Pass me the sheets of paper, and I'll pay you a dollar per question."
Yeter, uzatma.Stop, stop.
Bunları uzatacak olsaydık, oldukça uzun bir insanın boyuna ulaşırdı.If we were to stretch it out, it would be about as tall as a pretty tall man.
Holmes bir makbuz not kitabın bir levha üzerine karalanmış ve ona uzattı.Holmes scribbled a receipt upon a sheet of his note-book and handed it to him.
Ve On Emir'den sakallarımı uzatmaya kadar -- çünkü Leviticus tıraş yasak der.And from the Ten Commandments to growing my beard -- because Leviticus says you cannot shave.
Biraz nakiti uzattıktan sonra arabadaki eleman arabaya atladı-And then handing over some cash and the guy jumped in the car-
Yayı çekip uzattımAnd I've stretched the string.
Çırak programındaki birisi gibi kollarını uzatmıştı.And he had his arm outstretched like someone out of The Apprentice.
Çok uzattın.It's not funny anymore.
Eğer size durumu tarif edebildiysem, daha fazla uzatmak istemiyorum.So if I gave you that picture, I don't want to go too long on that.
Ve görüyorsunuz ki sağ kolunu kafasının altından iyice öne doğru uzatıyor.And you can see that he's extending his right arm below his head and far in front.
Kol kafanın altından uzatılıyor.The arm is extended below the head.
Kollarý biraz daha uzatalým."To Ezel, wishing you to success the impossible "
Ve dedi ki, "Çünkü elinizi uzatın, hikayenizi anlatın, incinebilir olun, diyorsunuz.And I said, "Why?" And he said, "Because you say to reach out, tell our story, be vulnerable.
Biz elimizi uzatıp incinebilip olduğumuzda ağzımız burnumuz kırılır.When we reach out and be vulnerable, we get the shit beat out of us.
(Müzeyyen) Ye hadi ye... ...ekmeđi uzat oradan.Eat it ... ...Give me a slice of bread.
Hareket ederken, kollarını ileri uzatırlar!When they move, they stretch their arms forward!
İhtiyacı olanlara, başlarını sokacak... ...bir sığınak vermek için şefkatli elinizi uzatır mısınız?Will you lend a caring hand To shelter those who need it? Only have to sign your name
Uzatmalı sevgilim Penny'ye karşı büyük bir aşk hissettiğimde...When I fell deeply in love with my serious long-term girlfriend Penny--
Şunu farkettim ki pişirme süresini uzattığınızda kanserojen madde miktarı da hızla artıyor.And I found that if you increase the time cooked, the amount of carcinogens rapidly increases.
Ve Amerika Birleşik Devletleri ise yaşam süresini uzatmayı seçti, aile büyüklüğünü değiştirmeden.And the United States up there is getting for longer life, keeping family size.
Ellerini uzatacaksın ve onu Tanrı"ya vereceksin, o da alacak.You extend the hand and give it to God and they will take.
O bir çocuktu, içinde şüphe yoktu. Ellerini uzattı.She was a child no doubt in her and she extend it.
Ve sen de şimdi ellerini uzat, odana gittiğinde yap bunu. Ona çikolatayı ver.Give him the chocolate.
Eğer geriye doğru çizgiyi uzatırsak, 3 birim aşağıya inmeliyiz.If you go back, you're going to go down by 3.
Cat, bacağını şu kenardan uzatabilir misin?Cat, can you put leg over that side? Yeah.
Eğik bençe sırt üstü uzanın ve iki elinizle bacaklarınızı dümdüz uzatınYour legs should be fully extended with a slight bend in your knees.
Lütfen, daha uzatmadan.So please, without further ado.
Ben sağ bacağımı yataktan çıkartırken, o koltuk değneklerimi aldı ve bana uzattı.And as I lifted my leg out of bed, she reached for my crutches and handed them to me.
Ve öğrencilere bu konuma gelmeleri için el uzatmak büyük önem taşıyor.And so doing things to help students prepare to be in that position, very important.
'Aniden alay onun dilini uzattı bana olsaydı, daha fazla hissettim. aşağılanmış.'Had he suddenly put out his tongue at me in derision, I could not have felt more humiliated.
Ellerini bize doğru nasıl uzattığına bakın.There's a real sense of desperation. And look at the way her palms are opened up towards us.
Kollarınızı uzatın.Extend your arm, and the distance from your middle to the tip of your finger,
Çocuğumuz bacağını düzgünce uzatamıyordu.She said that might mean that he had brain damage.
Bacaklarını asimetrik bir şekilde uzatıyordu, bu da beyninde tümor olduğu anlamına gelebilirdi.And he had a very large head, which she thought might indicate hydrocephalus.
Eğer bitirdiğinde uzatabilirsen iyi olur.PM: If you can pass it down when you're done.
Ancak elinizi uzatır ve yakalamaya çalışırsanız, onu paramparça edersiniz.But if you reach out to grab it or hold it, you will destroy it.
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?BENVOLlO It was.--What sadness lengthens Romeo's hours?
Biz fazla uzatmadan devam edeceğiz, bir veya iki arkadaş;We'll keep no great ado,--a friend or two;
"Genellikle sözü çok uzatıyor" Hmmm."Often long-winded." Hmmm.
Basın konferansını uzatabilir misiniz?But... Is there any way you can stall the press conference?
Basın konferansını uzatmak istediğini söyledi.I just spoke with Seol. She asked to stall the conference.
İşte, niçin yaşamı uzatmalıyızla başlayacağımSo I'm going to start with why we should.
Sözleşmemi bir sene daha uzattılar.They've extended my contract another year!
Kesinlikle ve çok uzatılmış figürler bu stilin başka bir karakteristiğidir.Exactly, and the very, very elongated figures are another characteristic of the style.
XY'yi uzatalım.So let me just make XY look a little bit bigger
Uzatmayın artık lafı.You don't need to beat around the bush.
Sadece uzatıyor.It just extrudes.
Aklından zoru olmayan kim cam bir tavanı kırıp kafasını yukarı uzatabilir ki?What crazy person would pop their head through a glass ceiling?
Ödemeyi yapmak üzere kredi kartımı uzatıyorum, yapılan ilk işlem otorizasyon almak.So I would give them my Visa card and the first process is called authorization.
Yani, kendini büyük gösterirsin, uzatırsın, alan kaplarsın, temel olarak genişlersin.So you make yourself big, you stretch out, you take up space, you're basically opening up.
Sigbritt, lapayı Angelica'ya uzat.Sigbritt, pass Angelica the porridge.
Hagbart, ekmeği uzat.Hagbart, pass the bread.
Bana lütfen şuradaki büyük kutuyu uzatır mısın?Will you please hand me that big box over there.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
uzat ile cümle - Sayfa 10 - uzat kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App