Ana içeriğe geç
Sözlük

uzan ile cümle

uzan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hobbes ile Locke'un zıt düştüğü nokta ise alanın uzandığı yerler.Nach Hobbes und Locke hingegen muss der menschliche Stolz maximal gebändigt werden.
Fransa ve Türkiye'nin ilişkilerinin tarihi 16. yüzyıl başlarına kadar uzanmaktadır.Der Kontakt zwischen Deutschland und Indonesien besteht seit dem 16. Jahrhundert.
Şehir, Humboldt Nehri'nin iki yakasına doğru uzanmıştır.Hier folgt die Route im Wesentlichen dem Humboldt River.
Baruthane Deresine dek uzanır.Sie steigt bis zur Zwergstrauchstufe auf.
Köyün tarihi 17. yüzyıla kadar uzanmaktadır.Die Dorfkirche ist auf das 17. Jahrhundert datiert.
Talas Ala dağlarının batı etekleri güney Kazakistan ve doğu Özbekistan içlerine kadar uzanır.Die westlichen Ausläufer des Talas-Alataus reichen in das südliche Kasachstan und in das östliche Usbekistan.
Tiber Nehri boyunca uzanan yeni bir madde keşfetti.Außerdem wurde unterhalb von Riga eine neue Schanze am Fluss angelegt.
Kemaller köyü ve yayla çevresinde Roma zamanına uzanan belirsiz kalıntılar mevcuttur.Es gibt in der Umgebung sowohl Spuren aus der Kelten- als auch aus der Römerzeit.
Dağılım bölgesi, Kuzey Meksika'dan Uruguay ve Arjantin'e kadar uzanır.Das Verbreitungsgebiet reicht vom südlichen Mexiko bis in das nördliche Argentinien und Uruguay.
Kanepeye uzanabilir miyim?Est-ce que je peux m'allonger sur le sofa ?
Sıcak bir banyonun içinde uzanmak kadar rahatlatıcı bir şey yoktur.Il n'y a rien d'aussi relaxant que de s'allonger dans un bain chaud.
Sırtüstü uzanıp yıldızları seyrediyordu.Allongé sur le dos il regardait le ciel.
O, evinde uzanarak okurdu.Chez lui, il lisait toujours allongé.
Bankın üzerine uzandı.Il est allongé sur le banc.
Hayat senin önünde uzanıyor.La vie s'étend devant toi.
Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.Le tigre était allongé au milieu de la cage.
Kendime geldiğimde, hastanede uzanmıştım.Quand je revins à moi, j'étais allongé à l'hôpital.
Denis sırt üstü toprakta uzanıyordu.Denis était couché à plat sur le sol.
Biraz uzanacağım.Je vais m'allonger un peu.
ISO 9660 seviyeleri ve Joliet uzantısını destekler.Support de tous les niveaux ISO 9660 et de l'extension Joliet.
Nehrin kaynağı ise doğuya doğru uzanır, dört aylık seyahat uzaklığındadır.La source de la rivière se trouve vers l'est à une distance de quatre mois de voyage.
Tel Aviv, Ayalon Otobanı boyunca uzanan dört adet demiryolu istasyonuna sahiptir.Tel Aviv a 4 gares ferroviaires le long de l'autoroute Ayalon reliées par une ligne de train.
Boyuna (kaideden uca uzanan) damarların hepsi trake taşır.Ils obtiennent tous des Alpenbecher (en fait des gobelets).
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Il vient des Gets (les Métrallins) sur le versant du mont Chéry.
Uzan bekle onları.Levez-vous s'il vous plaît.
Güney Avustralya'nın güney kıyısı Güney Okyanusu'na dek uzanmaktadır.La côte sud de l'Australie-Méridionale est bordée par l'Océan Austral.
Gidip uzanır.J’vas coucher.
1350'den başlayarak 1550'lere kadar uzanan süreçte Norveç'te konuşulan dile Orta Norveççe denir.La langue norvégienne d’entre 1350 et 1550 est généralement qualifiée de moyen norvégien.
OpenGL uzantılarının (extension) sorgulanması ve yüklenmesine yardım eder.Il appelle contre eux les flammes et la main du bourreau,.
Tarihi geçmişi; çok eskilere, MÖ 7500 yıllarına kadar uzanmaktadır.Son utilisation est très ancienne, remontant à 7 000 ans.
Japon sömürge ordusu önce Sibirya'dan Baykal Gölü'ne dek uzanan bölgeyi işgal etmeyi amaçlamıştı.Voulant profiter de l'occasion, l'armée japonaise prévoit d'occuper la Sibérie à l'ouest jusqu'au Lac Baïkal.
Geçmişi 15.yüzyıla kadar uzanan bir kâğıt oyunu.Le billard est un jeu ancien datant du XVe siècle.
UWP, Windows Runtime Modülünden farklı değildir; Bunun yerine, bir uzantısıdır.Pourtant, Grove n'adopte pas un ton triomphaliste, bien au contraire.
Aile fertleri günümüze kadar uzanmıştır.Certaines branches de la famille perdurent jusqu'à aujourd'hui.
Karayolunun bir uzantısı, İslamabad'ın batısında, Hasan Abdal'daki Grand Trunk Yolu ile birleşir.Un tronçon supplémentaire relie la route au Grand Trunk Road à Hasan Abdal, à l’ouest d’Islamabad.
Ağız çevrelerinde uzantılı dokunaçları vardır.Ils tiennent entre leurs mains des lambels (chartes).
2012'de, toplam 35 katılımcı ülke ile Avrupa ötesine uzandı.En 2012, la compétition s'étend en dehors des frontières de l'Europe avec 35 pays participants.
Şehir, Songhua Nehri'nin güney yakası boyunca uzanmaktadır.Elle se situe sur les rives méridionales du fleuve Songhua.
Daha az kıymet içeren, 1143 yılana uzanan devamlar da mevcuttur.Elle ne comprit jamais moins de 1 141 paroisses.
Yanındaki kız çocuğu ise bayrağa doğru uzanmaktadır.Allons mes amis, ralliez-vous autour de ce drapeau.
Bu amaç için geleneksel bir şekilde kullanılan yöntem Kolmogorov uzantısı’dır.Pour ces lois on utilise le terme de cascade de Kolmogorov.
Güneş'in bakış açısıyla, Samanyolu gökadasının merkezine doğru uzanır.Du point de vue du Soleil, Elle est située vers le centre de notre galaxie.
Küçük Buz Çağı'nda 19. yüzyılın ortalarında Aletsch Buzulu 2.5 km daha vadi aşağıya uzanırdı.Depuis la fin du petit âge glaciaire au XIXe siècle, le glacier a reculé d'environ deux kilomètres.
USAGI uzantılı bir çekirdek derleyebilirsiniz.Vous pouvez y trouver de beau site de plongée.
Bu yöntemin kullanımı Sokrates’e kadar uzanmaktadır.Il justifie le procédé en invoquant Socrate.
Yatağına uzanır, yorganını başına çeker.Il se couche auprès d'elle mais a la gueule de bois.
Ayrıca, siyah bir bant da çeneden göğüs yüzgeçlerine uzanır.Cette dernière se différencie aussi par le semis de tâches noires qui descend de l'œil à la poitrine.
Aralarında ilişki bulunan iki değişkenin değerleri diyagramda bir çizgi boyunca uzanacaktır.Les deux étages supérieurs sont délimités entre eux par un cordon.
Kıyı şeridi Langesundsfjorden'den Gjernestangen'e kadar uzanır.Le littoral va du fjord Langesundsfjorden jusqu’à la limite de l’Aust-Agder.
Kentin su ihtiyacını karşılamak için yapılan sistemler şehrin kuruluş dönemine kadar uzanmaktadır.Ils partagent alors le sort des assiégés jusqu’à la reddition de la ville.
Fiziki coğrafyası genellikle arızalı olup Batı Toros Dağlarının kuzey uzantıları ilçeye uzanmaktadırlar.Le virus semble s'être adapté aux conditions difficile du nord-est de la Sibérie.
Jackson ve Langmaid'ın tanışma hikâyesi 2004 senesine uzanıyor.Jackson et Midnight jouent une session acoustique en 2004.
Ancak burada da varlık gösteremeyip kupaya uzanamadı ve hiç podyuma çıkamadı.Seulement, voilà, il est maintenant allongé sur son lit et incapable de faire le moindre mouvement.
St Mary’s, İngiltere Kilisesi, 1120 öncesine uzanan bölümler.Située rue de l'Église, sa construction date d'avant 1120 .
Hakkında en eski kayıt 8. yüzyıla kadar uzanır.Son plus ancien volume remonte au XVIe siècle.
Plan şemasında, bina boyunca uzanan geniş bir koridor ve iki yanında odalar bulunmaktadır.Le modèle passerelle utilise un bâtiment long et étroit, avec les avions garés des deux côtés.
İleri uzanan mızraklar da düşmanlarına yönelen silahlarıydı.Leurs deux pattes de devant leur servent également d'armes contre leurs ennemis.
Elmalı polyesi Elmalı dağı ile Bey dağları arasında uzanır.Haricot beurre nain du Mont-d'Or.
Manisa'nın tarihi Yontma Taş Devri'ne kadar uzanır.L'occupation du site de Wimmis remonte à l'âge de la pierre.
Bu iki iplik birbirlerine ters yönde uzanırlar.Ces deux corps tournent en sens inverse.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod