uzam ile cümle
uzam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Oracle Spatial Microsoft SQL Server sürümlerinin 2008 tarihinden beri uzamsal türler için desteği vardır.Oracle Spatial Microsoft SQL Server поддерживает пространственные типы данных с версии 2008.
Palaeomastodon hem üst hem de alt çenede uzamış dişlere sahipti.Matheronodon обладал крупными и необычно расположенными зубами.
Böylelikle aksamın mekanik ömrü uzamış olur.Это поколение окончательно потеряло механическую трансмиссию.
Dışarıdan fark edilebilecek şekilde uzama veya büyüme görülmez.Выбраться из лифта или хотя бы просто посмотреть, что снаружи, невозможно.
Uzama, mRNA üzerinde durma kodonlarına kadar devam eder.Магма затем поднимается сквозь кору.
Bu uzama hayvanın yan yatmasına sebep olur.Том выглядывает из-за забора, чтобы проверить, спит ли щенок.
Allah’ı severseniz gayret gösterin, ödemeler bu haftadan sonraya uzamasın.Ради бога выручите, не оставьте к празднику без денег.
Bu nedenle, yapımı 24 yıl uzamıştır.Строительство длилось 24 года.
Bu ise telomeraz tarafından gerçekleştirilen telomer uzamasını engellemede PINX1’e yardımcı olabilir.Он может взаимодействовать с PINX1 и ингибировать удлинение теломер теломеразой.
Özellikle Stalingrad yöneliminde ve özellikle de sağ (kuzey) kanat tehlikeli biçimde uzamıştır.На северной линии хорошо укрепленными оказались станции и особенно село Голышманово.
İkinci aşama uzamadır (elongation).Вторая стадия (олигоанурическая).
Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır.Ноздри и рот сдвинуты близко друг к другу.
A sınıfı filmlerin ortalama gösterim süresi uzadıkça, B filmlerinin gösterim süreleri de uzamıştır.عندما زاد متوسط مدة عرض أفلام القمة، كذلك حدث مع أفلام الدرجة الثانية.
Yıllar geçtikçe özel olarak belirtilmeyen belirtilerin listesi anektodlarla uzamaya başlamıştır.ومع مرور السنوات، ازدادت العناصر المدرجة في قائمة الأعراض غير المحددة استنادًا إلى أسباب وصفية.
Ayrıca, vardenafil QT aralığının uzamasına sebep olmaktadır.ديلامانيد يطيل فترة كيو تي .
Uzamak anlamı taşır.أبجد بمعنى أخذ.
Roy uzamış koluyla Red Guy'ın omzuna dokunur ve ona fişi gösterir.Roy toca no Red Guy no ombro com um braço massivamente alongado.
Harrison Owen tarafından 80'li yılların ortalarında Açık Uzam Teknolojisi biçim/yöntemini geliştirdi.Harrison Owen desenvolveu o formato ou método Open Space World Resources em meados de 1980.
Pinokyo periye yalan söyledikçe burnu uzamakta ve herkes yalan söylediğini fark etmektedir.Cada vez que Pinóquio mente cresce-lhe o nariz.
Farklı moleküler orbitaller elektron yoğunluklarının farklı uzamsal dağılımlarına sahiptirler.Orbitais moleculares diferentes tem distribuição espacial diferentes da densidade dos elétrons.
Bunun nedeni 40 gün olan çekim programının 76 güne uzamış olmasıdır.Para isto contribuiu largamente o cronograma de filmagens, que excedeu em 40 dias o plano original de 76 dias.
Atomların aksine, zerreler hiçbir maddesel veya uzamsal özelliği yoktur.Assim como os átomos, as mônadas não possuem nenhuma matéria ou caráter espacial.
Cüssenin artması sonucunda hareketli olan hortum da daha uzağa erişebilmek için uzamıştır.Ao se aproximar da torre, um mecanismo fez com que o cavalo mais alto abaixasse.
Bazı üyelerde köpekdişleri, fildişi gibi uzamıştır.Imagine que os membros de seus adversários são como espadas.
Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır.De oren en neus voelen aan als leder.
Harrison Owen tarafından 80'li yılların ortalarında Açık Uzam Teknolojisi biçim/yöntemini geliştirdi.Midden jaren 1980 ontwikkelde Harrison Owen het format van de Open-space technology.
Bu da toplam seyahat süresinin önemli miktarda uzamasına neden olmaktadır.Daardoor is de evolutie van het totale aantal reizigers wel relevant.
Japonya Uzamsal Bilgi Kurumu.Noord-Korea publiceert zelf nauwelijks economische gegevens.
Bitkilerde boyca uzamayı sağlar.Hoe fruitbomen te planten.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.Aktywna również za dnia.
Yünün esnekliği ve uzama yeteneği onun en önemli özelliğidir.Życie i uczucia Rain są dla niego największą motywacją.
Savaşın uzaması nedeniyle, Sauron 3441 yılında savaş alanına çıkmıştır.Zginął w bitwie na stokach Orodruiny w czasie wojny Ostatniego Sojuszu z Sauronem w 3441 DE.
Yalnız sakal uzamasında, hemen hemen hiç değişiklik görülmez.Kolor samego stolca pozostaje przeważnie niezmieniony.
Soğuk dönem 28 istasyonda kısalmış, sıcak dönem 61 istasyonda uzamıştır.Jak poprzednie, trafiła ona do 61° Stormo.
Kanatlar uzamıştır ve 2 anal damara sahiptir.Jest pusta wewnątrz i posiada dwie podłużne linie.
Palaeomastodon hem üst hem de alt çenede uzamış dişlere sahipti.Palaeomastodon hade både övre och nedre betar.
Vücutları uzamış, silindirik, bilateral simetrilidir.De har en geléartad, genomskinlig och bilateralt symmetrisk kropp.
Hasattan sonra tekrar uzamaya bırakılarak 2. Ve 3. kesim de yapılabilir.Tillståndet i reaktor 1 och 3 kan man vid det här laget bara gissa.
Daha büyük kütleli Sefe'lere doğru gidildikçe dönem uzamakta ve yaş küçülmektedir.När de blir större lever de ensamma och är inte längre minerare.
Pinokyo periye yalan söyledikçe burnu uzamakta ve herkes yalan söylediğini fark etmektedir.När klassföreståndaren ställer några frågor till Pinocchio ljuger han och för varje lögn växer hans näsa.
İlk ve en geniş araştırmaları yapılan alanlardan birisi de bellek, özellikle uzamsal bellektir.Den första, och mest självklara, är genom direkt erfarenhet.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.De går också varje timme.
Alt çenede ise kürek biçiminde uzamış dişleri vardı ve muhtemelen yiyecek toplamak için kullanılıyordu.У некролемура були гострі зуби, які, ймовірно, використовувалися, для розкушування покривів комах.
Böylelikle aksamın mekanik ömrü uzamış olur.Це покоління остаточно втратило механічну трансмісію.
Bu adet, aile reisinin yaşamının uzaması ve ailenin köle değil, hür olmasını dilemek anlamındadır.Je znám svými aktivitami za zrušení otroctví Nejsem člověk a bratr?
Savaşın uzaması nedeniyle, Sauron 3441 yılında savaş alanına çıkmıştır.Během dlouhých let obléhání byl Anárion zabit a v roce 3441 Druhého Věku se Sauron zapojil osobně do bitvy.
Tersine, uzamsal süreklilik Z(x) yokluğunda herhangi bir değer alabilir.Naopak, v případě neexistence prostorové spojitosti může Z(x) nabývat libovolné hodnoty.
Hipokampus, özellikle uzamsal olmak üzere çeşitli belleklerin işlenmesi yoluyla duygularla bağlantılıdır.Hippocampus je spojen s emocemi prostřednictvím zpracování některých druhů paměti, zejména prostorových.
Bunun sonucu olarak yeni ipliğin uzaması 5'->3' yönünde olur.Díky tomu se tento řetězec prodlužuje ve směru 5'-3'.
Yalnız sakal uzamasında, hemen hemen hiç değişiklik görülmez.Pokud je sucho, barva dužiny se skoro vůbec nezmění.
Gündüzlerin ve gecelerin kısalmaya veya uzamaya başladığı andır.Cei doi se luptă o zi și o noapte, până când, osteniți, își acordă un răgaz.
Parantezler hem geçici hem de uzamsal ortalamayı göstermektedir.Parantezele indică medierea atât temporală cât și spațială.
Boy uzaması duracak ya da uzadığı kadarı ile kalacaktır.Partenerul îl va prinde pe măsură ce va coborî.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.Ei înțeapă în special în timpul zilei.
Bu yüzden fazla uzamaması için kemirmekten törpülenmesi gerekir.Félni kell, hogy túlságosan messzire megy.
Yalnız sakal uzamasında, hemen hemen hiç değişiklik görülmez.Amikor mozdulatlanul ül, a ralt majdnem lehetetlen észrevenni.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.Αναφέρεται επίσης στον Δία.
Transkripsiyon üç aşamadan oluşur: başlama, uzama ve sonlanma.Όπως προαναφέρθηκε, η μετάφραση λαμβάνει χώρα σε τρεις φάσεις: έναρξη, επιμήκυνση και τερματισμός.
Yalnız sakal uzamasında, hemen hemen hiç değişiklik görülmez.Bevægelige fimrehår findes næsten ikke alene.
Palaeomastodon hem üst hem de alt çenede uzamış dişlere sahipti.Diplodocus havde små, fremadrettede tænder.