uzam ile cümle
uzam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İki uzamış ve eliptik, benekli yumurta bırakırlar.Bægeret består af to smalle og to ægformede flige.
A sınıfı filmlerin ortalama gösterim süresi uzadıkça, B filmlerinin gösterim süreleri de uzamıştır.Etter hvert som den gjennomsnittlige spilletiden på vanlige spillefilmer økte, skjedde det samme med B-filmer.
Bu dönemde yankı süreleri 2 s'ye kadar uzamıştır.For tiden er dette satt til 2 pst. pp. a.
Kılıç balığı (Xiphias gladius), Xiphiidae familyasından üst çenesi kılıç gibi uzamış yırtıcı bir balık türü.Sverdfisk (Xiphias gladius) er en piggfinnefisk og den eneste arten i familien Xiphiidae.
Fakat iflasları gene 1 yıl uzamıştır. ^ siteTetapi mereka sudah bersembunyi genap selama setahun, jadi tidak apa-apa.
Yıllar geçtikçe özel olarak belirtilmeyen belirtilerin listesi anektodlarla uzamaya başlamıştır.Dalam tahun-tahun berikutnya, daftar gejala non-spesifik terus bertambah atas dasar anekdot.
Farklı moleküler orbitaller elektron yoğunluklarının farklı uzamsal dağılımlarına sahiptirler.Orbital-orbital molekul yang berbeda memiliki distribusi spasial rapatan elektron yang berbeda pula.
Palaeomastodon hem üst hem de alt çenede uzamış dişlere sahipti.Palaeomastodon memiliki gading, baik atas maupun bawah.
Vücutları uzamış, silindirik, bilateral simetrilidir.Bentuk tubuhnya bulat telur, pipih, dan simetris bilateral.
En ayırt edici özellikleri alt çenelerinde aşağıya doğru kıvrılan uzamış dişleridir.Tính năng đáng chú ý nhất của loài này là hai chiếc răng nanh dài nhô ra từ hàm dưới của nó.
Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır.Mũi và môi trên kéo dài thành vòi ngắn.
En sonunda, dalga grubu uzamış olur.最終的に村瀬組は解散する。
Sesli harflerin üzerine konularak (işaretlenerek) hece uzaması sağlanır.種子は密教の真言(密教的な呪文のようなもの)でもあるので下から読む。
O yaralı bir hayvan, sakallı, saçları uzamış, dünyanın ona ihanetinin öfkesiyle dolmuş.彼は傷ついた動物で、ひげを生やし、長髪で、世界が彼を扱った方法に関して怒りで満ちている」と説明した。
Yalnız sakal uzamasında, hemen hemen hiç değişiklik görülmez.エルフである為、外見はほとんど変化していない。
Omurgalılarda ise uzamış burundur.興化話本來都保留著的鼻韻母。
Bu nedenle bekleme listeleri zaman geçtikçe uzamaktadır.因此,其驅動輪旋轉時間較靜止時間長。
O yaralı bir hayvan, sakallı, saçları uzamış, dünyanın ona ihanetinin öfkesiyle dolmuş.그는 상처 받은 짐승에, 수염이 났고, 장발이며, 세상이 그를 대하는 방식에 분노로 차있다."
Parantezler hem geçici hem de uzamsal ortalamayı göstermektedir.중수(中數)는 평균 또는 급수의 중항을 뜻한다.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.נפוץ גם בימים סביבה.
Bu yüzden işlem süreci haliyle uzamaktadır.והמשיב עונה בהתאם.
İlk ve en geniş araştırmaları yapılan alanlardan birisi de bellek, özellikle uzamsal bellektir.אחד המקורות הראשוניים החשובים והייחודיים בתחום, בנוסף לתעודות, הוא מפות.
Atomların aksine, zerreler hiçbir maddesel veya uzamsal özelliği yoktur.שלא כמו חומר, מונאדות אינן בעלות שום סממן חומרי או מרחבי.
Bu üç orduya bağlı tümenlerin savunmakla görevli oldukları cephe hattı 60 kilometreye kadar uzamaktadır.Общият фронт, който трите армии покриват, е с ширина от 120 км.
Eklem kıkırdağı : Kemiğin boyca uzamasını sağlar.Клинично доказано е, че смехът стяга корема.
Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlarda yeniden uzamaya başlar.От стреса дори косата ѝ започва да пада.
Daha büyük kütleli Sefe'lere doğru gidildikçe dönem uzamakta ve yaş küçülmektedir.На четиридесет царицата изглежда много по-възрастна за годините си, ставайки все по-слаба.
Kılın büyümesine izin vererek onu düz uzamasına sağlamak.Те решават да го отгледат въпреки физическото му състояние.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.Тогава е активна и през деня.
Savaşın uzaması nedeniyle, Sauron 3441 yılında savaş alanına çıkmıştır.По време на операция Пустинна буря, Стъркоу извършва 41 бойни полета над територията на Ирак.
Vücutları uzamış, silindirik, bilateral simetrilidir.Tijelo člankonožaca je kolutićavo, bilateralno simetrično.
İkinci aşama uzamadır (elongation).Druga je faza elongacija ili produživanje.
Yaylara uygulanan kuvvet arttıkça, yayın uzama miktarı da orantılı bir şekilde artar.Keďže ju nie je možné ďalej zväčšiť, používa sa škálovanie násobením maximálnej veľkosti okna.
Somut Şiir: Zaman-Uzam’daki Nesne-Kelime gerilimidir.Opozorilo: V slovenščini je to edini pomen besede tangenta.
Uzama miktarı sıkışma miktarına eşittir.Ne mažiau svarbus inkilo pakabinimo aukštis.
Bu nedenle bekleme listeleri zaman geçtikçe uzamaktadır.Tad akies kampučius laikas nuo laiko reikia pavalyti.
Sonuç olarak, bu tip iplerde gerilme, uzama miktarından bağımsızdır.Tokiu būdu šis dydis tampa nepriklausomas nuo transporto priemonės dydžio.
Bunun sonucu olarak yeni ipliğin uzaması 5'->3' yönünde olur.Selle tulemusena pikeneb uus ahel 5’-3’ suunal.
Yalnız sakal uzamasında, hemen hemen hiç değişiklik görülmez.Kasulik helisignaal ise jääb selle juures peaaegu muutumatuks.
Hava ikmal hattının mesafesinin uzamasıyla yeni güçlükler ortaya çıktı.Ajapikku on kahe järjestikuse purske keskmine vahe suurenenud.
Ancak insan ömrü uzamaya devam etti.老人の死亡のペースが緩やかになったからです
Aslında her yöne uzamaya devam ediyor ama ben sadece bir kısmını çiziyorum.모든 방향으로 뻗어나가지만 일단 일부만 그려 보죠
Aslında her yöne uzamaya devam ediyor ama ben sadece bir kısmını çiziyorum.Planerne fortsætter i alle retninger.
Aslında her yöne uzamaya devam ediyor ama ben sadece bir kısmını çiziyorum.Тя продължава в всички посоки. Аз просто чертая една част от равнината.
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.Foloseau, sau păreau că folosesc, o parte a creierului care e implicată în memoria spaţială şi navigare.
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.흥미롭게도 그들은 공간기억과 방향탐지에 관련된 두뇌부위를 사용했고 그게 아니라면 그런 듯 해 보였습니다.
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.Używali części mózgu związanej z pamięcią przestrzenną i sterowaniem.
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.Zdálo se, že používali část mozku, která je spojena s prostorovou pamětí a navigací.
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.למעשה, הם השתמשו, או נראה היה שהם משתמשים בחלק של המוח שמעורב בזכרון מרחבי ובניווט
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.وللملاحظة كانوا يستخدمون أو أنه على ما يبدو كانوا يستخدمون جزء من الدماغ مسئول عن الذاكرة المكانية والتنقل
Bakın, yalnızca uzamsal belleklerini kullanıyorlardı ya da öyle görünüyordu.空間記憶とナビゲーションに 関わる部分のようです なぜでしょう? ここから何がわかるでしょう?
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""A béke azt jelenti, hogy a lábkörmeim újra visszanőnek."
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""Friede ist, dass meine Zehennägel wieder wachsen."
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""Hòa bình là khi móng chân của tôi mọc trở lại"
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""평화는 제 발톱이 다시금 자란다는 사실입니다."
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""La paix est le fait que mes ongles des pieds repoussent de nouveau."
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""La paz es cuando las uñas de los pies crecen otra vez".
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""Mier je to, keď moje nechty na nohách znova rastú."
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""Mír znamená to, že mi moje nehty na prstech u nohou znovu rostou."
"Barış ayak tırnaklarımın yeniden uzamaya başlamasaı gerçeğidir.""Pacea este faptul că unghiile mele de la picioare cresc din nou la loc."