Fadıl uzaklaşmadı.Fadil didn't get far.
Fadıl'ın görevi onu dış dünyadan uzak tuttu.Fadil's job kept him removed from the outside world.
Bence o buradan yaklaşık 3 mil uzakta.I think it's about three miles from here.
Buradan hayvanat bahçesi ne kadar uzaklıkta?How far is it to the zoo from here?
Buradan çok uzak olmayan bir oda kiraladım.I've rented a room not far from here.
Tom'un evinden çok uzakta olmayan bir otelde kaldım.I stayed at a hotel not too far from Tom's.
Bu, ailemden üç haftadan daha uzun süre uzak durduğum ilk seferdir.This is the first time I've been away from my family for more than three weeks.
Tom buradan çok uzak olmayan bir çiftlikte doğdu.Tom was born on a farm not too far from here.
Tom'tan uzak durmanızı öneriyorum.I suggest that you stay away from Tom.
Buradan mümkün olduğu kadar çabuk uzaklaşmak istiyorum.I want to get away from here as soon as possible.
Kitaplar sizi hem gerçek hem de hayali uzak memleketlere götürebilir.Books can transport you to faraway lands, both real and imagined.
Düzenin bozucu davranış nedeniyle okuldan uzaklaştırıldım.I was suspended from school for disorderly conduct.
Benden uzak dur!Stay away from me!
Leyla, Kanada'nın uzak bir parçasına gidiyordu.Layla was going to a remote part of Canada.
Leyla, Sami'nin kendisinden her zaman uzak durmasını istedi.Layla wanted Sami to stay away from her at all times.
Leyla, çocuklarını her türlü zarardan uzak tutmak istiyordu.Layla wanted to keep her kids away from all harm.
O buradan çok uzak değil, değil mi?That's not too far away from here, is it?
Romalılar uzak yerlerden suyu getirmek için su kemerleri inşa ettiler.The Romans built aqueducts to bring water from distant places into cities.
Leyla evinden yirmi mil uzaktaki bir bankayı soydu.Layla robbed a bank twenty miles away from her home.
Leyla birkaç mil uzakta yaşıyordu.Layla lived a few miles away.
Leyla uzaklaştı.Layla moved away.
Leyla uçağın dikkatini çekmeye çalıştı ama görülemeyecek kadar uzaktı.Layla tried to attract the attention of the plane, but she was too far to be seen.
Tom arabasına atladı ve uzaklaştı.Tom hopped in his car and drove off.
Tom motosikletine atlayıp uzaklaştı.Tom hopped on his motorcycle and drove off.
Sami buradan yaklaşık bir blok uzakta yaşıyor.Sami lives about a block away from here.
O, memuru işten uzaklaştırdı.She suspended the officer.
Tom'un uzakta olduğunu biliyorum.I know Tom is away.
Tom'un sıkıntıları çok uzak.Tom's troubles are far from over.
Tom uzaktan bir ışık gördü.Tom saw a light in the distance.
Tom kibar ama uzaktı.Tom was polite but distant.
Tom'un beladan uzak durmasına sevindim.I'm glad Tom stayed out of trouble.
Tom'a beladan uzak kalacağımı söyledim.I told Tom I'd stay out of trouble.
Tom'un Mary'den uzak durması söylendi.Tom has been told to stay away from Mary.
Postane buradan çok uzakta değil.The post office isn't very far from here.
Tom benden çok uzakta yaşamıyor.Tom doesn't live very far from me.
Kız arkadaşımdan uzak durmalısınız.You need to stay away from my girlfriend.
Kız arkadaşımdan uzak durmanız gerekiyor.You need to stay away from my girlfriend.
Onun Boston'a bu kadar uzak olduğunu bilmiyordum.I didn't know it was so far to Boston.
Tom'un evi Mary'ninkinden uzakta değil.Tom's house isn't far from Mary's.
Tom hâlâ otuz dakika uzaklıktadır.Tom is still thirty minutes away.
Tom pazartesi gününe kadar uzakta olacak.Tom will be away until Monday.
Tom görevden uzaklaştırılmadı ama Mary uzaklaştırıldı.Tom wasn't suspended, but Mary was.
Çalıştığım yerden uzakta yaşamıyorum.I don't live far from where I work.
Bunu yaptığım için uzaklaştırma aldım.I got suspended for doing that.
Tom seni görmemiş olsaydı, bununla uzaklaşırdın.You would've gotten away with it if Tom hadn't seen you do it.
Sami herkesten uzaklaşmak istiyordu.Sami wanted to get away from everyone.
Onu uzaktan seyrettim.I watched her from afar.
Onu uzaktan izledim.I watched him from afar.
Sami, Leyla'nın güvende olduğuna inanarak uzaklaştı.Sami drove away, believing that Layla was safe.
Sami okuldan uzaklaştırıldı.Sami was suspended from school.
Sami sadece birkaç adım uzaktaydı.Sami was just a few feet away.
Sami arabayla uzaklaşıyordu.Sami was driving away.
Tom'un Boston'tan uzakta olmayan küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm not far from Boston.
En yakın plaj ne kadar uzaklıkta?How far is the nearest beach?
Onlar çok uzaklara gittiler.They have gone far away.
O, evden çok uzakta.He is far away from home.
Uzakta çalan bir rege müzik duydum.I heard some reggae music playing in the distance.
Eyfel kulesi ne kadar uzakta?How far away is the Eiffel Tower?
Tom uzakta tökezledi.Tom staggered away.
Çok uzaklara gitti.She has gone too far.