Tom'a Mary'den uzak durmasını söylemelisin.You should tell Tom to keep away from Mary.
Sami'ye Leyla'dan uzak durmasını söylemen gerekir.You should tell Sami to keep away from Layla.
Tom sadece birkaç masa uzakta oturuyor.Tom is sitting just a few tables away.
Kitaplar sizi hem gerçek hem de hayali uzak memleketlere götürebilir.Books can transport you to faraway lands, both real and imagined.
Tom buradan çok uzak olmayan bir müzede çalışıyor.Tom works at a museum not too far from here.
Çıldırmış insanlardan uzak durmaya çalışıyorum.I try to stay away from crazy people.
O buradan çok uzak değil, değil mi?That's not too far away from here, is it?
Leyla'nın büyükanne ve büyük babaları bir mil uzakta yaşıyordu.Layla's grandparents lived just a mile away.
İstasyon buradan 3 mil uzakta.The station is three miles away from here.
İstasyon buradan üç kilometre uzakta.The station is three kilometers from here.
Sami ve Leyla oldukça uzaktaydılar.Sami and Layla were rather distant.
Tom'un uzakta olduğunu biliyorum.I know Tom is away.
Tom'un sıkıntıları çok uzak.Tom's troubles are far from over.
Çok uzun süredir uzaktaydım.I've been away too long.
Zaten çok uzun zamandır uzak durdum.I've been away too long already.
Sadece uzaklaşmanı istiyorum.I just want you to go away.
Tom atına binip uzaklaştı.Tom rode away on his horse.
Tom ve Mary kanepede mümkün olduğu kadar birbirlerinden uzak oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting on the sofa as far away from each other as possible.
Bildiğim kadarıyla yürümek için o kadar uzak değil.As far as I know, it's not all that far to walk.
Tom'tan uzak dursaydın başın dertte olmazdı.You wouldn't be in trouble if you had stayed away from Tom.
Emeklilikten üç hafta uzaktayım.I'm three weeks away from retirement.
Benden uzak kalamazsın, Tom.You won't get away from me, Tom.
Tom, Mary uzaklaşırken izledi.Tom watched as Mary walked away.
Tom endişeyle uzaklaştı.Tom anxiously hurried away.
Sana uzak durmanı söyledim.I told you to keep away.
Tom bugün çok uzak görünüyor.Tom seems very distant today.
Orası, doğduğum yerden sadece bir taş atımı uzaklıkta.It's only a stone's throw away from where I was born.
Tom ve Mary zıt yönlerde yürüyerek uzaklaştı.Tom and Mary walked away in opposite directions.
Tom uzakta bir şey farketti.Tom noticed something in the distance.
Tom arabasına bindi ve uzaklaştı.Tom got in his car and drove away.
Sadece Tom'un arabayla uzaklaştığını gördüm.I just saw Tom driving away.
Tom Mary ile birlikte uzaklaştı.Tom moved away with Mary.
Tom, Mary'den uzaklaştı.Tom moved away from Mary.
Bu adamdan uzak dur.Stay away from this guy.
O adamdan uzak dur.Stay away from that guy.
Hokaido oldukça uzak, değil mi?Hokaido is pretty far, isn't it?
Tom Mary ile arabaya bindi ve uzaklaştı.Tom got into the car with Mary and they drove away.
Tom buradan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from here.
Gürültüden uzak olarak, gölün önündeki egzotik bitkilerin yanında oturabilirsin.You can sit by the exotic plants in front of the lake, away from the noise.
Tom'u buradan uzak tut.Keep Tom out of here.
Tom'u beladan uzak tut.Keep Tom out of trouble.
Uzak durmalıydın.You should've stayed away.
Uzak durmalıydınız.You should've stayed away.
Uzakta kalmalıydın.You should've stayed away.
Pencereden uzak dur.Go away from the window.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town not too far from Boston.
Tom'un yolundan uzak dur.Stay out of Tom's way.
Lütfen Tom'dan uzak dur.Please stay away from Tom.
Tom uzaktan kumandada bir butona bastı.Tom pressed a button on the remote control.
Tom arabasına döndü ve uzaklaştı.Tom got back in his car and drove away.
O, evden uzaktaydı.He was away from home.
Tom bir testte kopya çekerken yakalandı ve okuldan uzaklaştırıldı.Tom got caught cheating on a test and was suspended from school.
Yolumdan uzak durmanızı öneririm.I suggest you stay out of my way.
Tom'tan uzak durmanızı öneririm.I suggest you stay away from Tom.
Kesinlikle Tom'un yolundan uzak durmanızı öneririm.I strongly suggest you stay out of Tom's way.
Silahlarınızı uzaklaştırın.Put your guns away.
Bu uzaklaştırılmalı.It must be removed.
Tom, Mary'yle konuşmak istedi ama o uzaklaştı.Tom wanted to talk to Mary, but she walked away.
Buradan uzak kal.Stay away from here.
Ondan uzak dur, Tom.Stay out of it, Tom.