Ana içeriğe geç
Sözlük

uzak tutmak ile cümle

uzak tutmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Çit kurtları uzak tutmak için yeterince yüksek değildi.The fence was not high enough to keep the wolves out.
Buradaki ağ, sivrisinekleri uzak tutmak içindir.This net here is to keep off mosquitoes.
Bazen en iyi yanıt, kendinizi yanıt vermekten uzak tutmaktır.Sometimes, the best response is to restrain yourself from responding.
Onları sebzelerden uzak tutmak için bahçemdeki tavşanları bir su tabancası ile vurdum.I shoot the rabbits in my garden with a squirt gun to keep them away from the vegetables.
Leyla, çocuklarını her türlü zarardan uzak tutmak istiyordu.Layla wanted to keep her kids away from all harm.
Temel görevi, Muggleları büyücü dünyasından uzak tutmaktır.The basilisks are gathering what is left of the world's magic.
Bates'i ondan uzak tutmak için yapabileceğim her şeyi denedim" demiştir.Williamson explained "We did everything we could to save him.
Annesi onu sinemadan uzak tutmak istese de o hep bir aktris olmak istedi.Her foster parents wanted to keep her away from the theatre, but she wanted to become an actress.
Mem-Sahib o görüş, çocuğun mümkün olduğu kadar uzak tutmak gerekir.Mem Sahib she must keep the child out of sight as much as possible.
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,FRlAR I'll give thee armour to keep off that word; Adversity's sweet milk, philosophy,
Onları yaptıkları kötülükten döndürmek, Gururdan uzak tutmak,That he may withdraw man from his purpose, and hide pride from man.
Karadağlı liderler kendilerini Miloseviç rejiminden uzak tutmak için büyük mesafeler kat ettiler.Montenegro's leaders have gone to great lengths to distance themselves from the Milosevic regime.
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Daher suchte er nach einer Möglichkeit, dem Kaffee das Koffein zu entziehen.
Annesi onu sinemadan uzak tutmak istese de o hep bir aktris olmak istedi.Ses parents voulaient initialement l'éloigner du monde théâtre mais elle souhaitait devenir actrice.
Tom, Mary'yi John'dan uzak tutmak istiyor.Tom quiere que Mary se mantenga alejada de John.
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Filtrar el agua para eliminar las hojas.
Annesi onu sinemadan uzak tutmak istese de o hep bir aktris olmak istedi.В то же самое время, однако, по словам её матери, она всегда хотела быть актрисой.
Tom, Mary'yi John'dan uzak tutmak istiyor.Том хоче, щоб Мері трималася від Джона подалі.
Onu Zeus'tan uzak tutmak adına Argos Panoptis adlı canavarın gözetimine bırakır.Ta jej naopak varuje před tím, co lze čekat od žárlivého Alcida.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Zraněná Vida odchází od milence.
Bates'i ondan uzak tutmak için yapabileceğim her şeyi denedim" demiştir.Jeg gjorde alt, hvad jeg kunne, for at undgå det".
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.茶巾筒 他の道具の水濡れを避けるために茶巾を収納する。
Onun dolayı insanları çevreye zarar vermekten ve böylece aynı hatayı yapmaktan uzak tutmak için uyarırlar.この段階では、加害者は被害者に罪悪感を与え、周囲には被害者が悪いと思わせようとする。
Çocuk gelişimi için oldukça tehlikeli olan bu sektörden çocukları uzak tutmak ve korumak gerekmektedir.これら有害なものから子供たちをいかにして守るか、これもみんなで真剣に考えなければなりません。
Onun dolayı insanları çevreye zarar vermekten ve böylece aynı hatayı yapmaktan uzak tutmak için uyarırlar.如今應加強包圍,防備他們突圍逃跑,而且要想方設法使他們判斷失誤。
Bu tarafsızlık, Avrupa'nın her köşesini kasıp kavuran Siyasi-Dini çatışmalardan ülkeyi uzak tutmak için yetti.그러한 긴장의 원인으로서는 서방 세계의 십자군에 의한 동방 세계의 파괴와 약탈을 들 수 있다.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Той не може да откъсне погледа си от любимата.
Temel görevi, Muggleları büyücü dünyasından uzak tutmaktır.Единствената цел на клана е да отърве света от магически същества.
Vanilya önceleri tapınaklarda koku vermek veya kötü ruhları uzak tutmak için kullanılırdı.Ovidijus rašė, kad šios šventės metu buvo įprasta raminti ar išvaryti blogąsias dvasias.
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Į puodą įstatomas filtras, kad nepraleistų kavos grūdelių.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Acolo oamenii se luptă să împiedice companiile de petrol să construiască drumuri în pădurile lor.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Där dessa människor kämpar för att försöka hålla oljebolagen, och vägbyggandet borta från sina skogar.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Deze mensen strijden daar om de oliemaatschappijen en de wegen buiten hun bossen te houden.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Dove questa gente lotta per tenere le compagnie petrolifere e le strade lontano dalle loro foreste.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Ezek az emberek azért küzdenek, hogy távol tartsák az olajtársaságokat és az utakat az őserdőjüktől.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.그곳에서 이들은 정유회사와 도로확장으로 숲을 지켜내기 위해 싸우고 있습니다.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Onde estas pessoas estão a lutar para manter as petrolíferas e as estradas longe das suas florestas.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Tam ci ludzie walczą, by firmy wydobywcze i drogi nie wdarły się w ich las.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Tito lidé se snaží zabránit tomu, aby ropné společnosti a nové silnice pronikly do jejich lesů.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Звідти, де люди боряться за те, аби не пустити нафтові компанії і дороги в свої праліси.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Там, където тези хора се борят да спрат петролните компании и да пазят пътищата далеч от техните гори.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.במקום שבו האנשים נלחמים כדי לדאוג שחברות הנפט, ולדאוג שהכבישים ישארו מחוץ ליערות שלהם.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.حيث يناضل هؤلاء الناس في محاولة لإبعاد شركات النفط، والطرق، بعيدا عن غاباتهم.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.森林を守ろうと頑張っています 汚染されていない きれいな森林の中で
Kendim stresten uzak tutmak için uzun süredir onu öcüleştirdiğimi söyledim.저는 10년 넘게 스트레스를 적으로 만들었고 그걸 만회하고 싶어요.
Kendim stresten uzak tutmak için uzun süredir onu öcüleştirdiğimi söyledim.Так вот, я уже сказала, что более десяти лет очерняла стресс с целью избегнуть его.
Kendim stresten uzak tutmak için uzun süredir onu öcüleştirdiğimi söyledim.私の不名誉の挽回に もう一つ治療介入をしましょう
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,FRIAR Ich gebe dir Rüstung zu halten off dieses Wort; Missgeschick ist süße Milch, Philosophie,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,Friar Ik geef u armor om af te houden dat woord; tegenspoed's zoete melk, filosofie,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,Brat dam ci zbroję trzymać z daleka, że słowo, przeciwności losu jest słodkie mleko, filozofii,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,Călugăr voi da-i armele pentru a păstra în afara acest cuvânt, lapte dulce Adversitatea lui, filosofia,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,CAPUCIN Je vais te donner l'armure pour éloigner ce mot; lait sucré adversité, la philosophie,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,FRADE eu vou te dar armaduras para evitar essa palavra; doce de leite da adversidade, a filosofia,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,FRATE io ti darò armatura di tenere fuori quella parola; latte dolce avversità, la filosofia,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,Friar Aku akan memberikan kepadamu baju besi untuk menjaga dari kata itu; susu manis Kesulitan, filosofi,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,Friar Jeg vil give dig rustning til at holde ud, at ordet; Modgang er sød mælk, filosofi,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,Friar Θα δώσω σοι πανοπλία για να κρατήσει μακριά αυτή τη λέξη? Γλυκό γάλα αντιξοότητες, η φιλοσοφία,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,HERMANO te daré armas para mantener fuera de la palabra, dulce de leche adversidad, la filosofía,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,KAPUCINUS adok neked páncélt tartani le ezt a szót; csapások édes tej, a filozófia,
Keşiş sana o sözcüğün uzak tutmak için zırh vereceğim; sıkıntı tatlı süt, felsefe,수사 나는 그대에게 그 단어를 계속 갑옷을주지, 역경의 달콤한 우유, 철학,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod