Bir bölgede birkaç gün yaşayabilirler ve birdenbire kilometrelerce uzağa gidebilirler.Na danym obszarze mogą utrzymywać się przez całą dobę, a nawet kila dni z rzędu.
Olta olabildiğince uzağa atılır ve hafif hafif çekilmeye başlanır.Göra start och stopp så snabba som möjligt.
Yani ses daha uzağa yayılabilir.Även ljud kan refrakteras.
Fakat aşağıya ve uzağa dik dik bakmaktadır.І здалеку видно, і зблизька...
İlk engel başlangıç çizgisinden 13.72 metre uzağa yerleştirilir.Překážek je celkem 10 a první překážka je umístěna ve vzdálenosti 13,72 metru od startovní čáry.
Vahşi doğada kaplanlar 5 m. kadar yükseğe ve 9–10 m. kadar uzağa zıplayabilirler.În timpul vânătorii, tigrul poate sări până la 5 m în înălțime și până la 9–10 m în lungime.
Ne kadar uzağa gitmek zorundayız?Cât de departe trebuie să mergem?
15 km uzağa ateş edebilen sabit toplar kullanıldı.A 30 fokig felemelhető ágyúk lőtávolsága meghaladta a 12 kilométert.
Grup ardından Son Durak'tan mümkün olduğu kadar uzağa gitmeye karar verir.Edetään siitä lähtien mahdollisimman pitkälle...
Olta olabildiğince uzağa atılır ve hafif hafif çekilmeye başlanır.Puutiaisesta tartutaan kiinni mahdollisimman läheltä ihoa, ja se vedetään hitaasti pois.
Voyager 1 ve Voyager 2 tarafından geçilene kadar en uzağa giden sonda olma özelliğini korudu.Tämä oli ensimmäinen tilaisuus Voyager 2:n ohilennon jälkeen.
Biz dinlenmeden daha uzağa gidemeyiz.Jos emme saa levätä, emme pysty menemään kauemmas.
Fakat uzağa taşındı ve Hıristiyanlarca gizli bir yere gömüldü.Μετά τον θάνατό της, η σορός της παρελήφθη και θάφτηκε κρυφά από μερικούς χριστιανούς.
Kinetik enerjinin etkisi, giriş noktasından uzağa doğru yayılan bir sıkıştırma şok dalgası meydana getirir.Den kinetiske energi fra nedslaget danner en trykbølge, som breder sig fra nedslagsstedet.
Top, çok uzağa atış yapabilen ve tahrip gücü yüksek ağır silahlardır.Hind var og er bygget til at modstå ekstrem kraftig beskydning.
Böylelikli ısı havayı daha çok sıkıştırmakta ve torpido daha uzağa gitmekteydi.Lavere temperatur fik havisen til at brede sig, og temperaturen faldt yderligere.
Tom'u uzağa gönder.Send Tom væk.
Sonunda bu enerjinin çoğu Güneş’ten uzağa yayılır.Sebagian besar energi ini akhirnya memancar jauhdari Matahari.
Heigo ise ona uzağa bakmayı yasakladı.Buddha pun tidak mencegahnya untuk mengikuti dirinya.
15 km uzağa ateş edebilen sabit toplar kullanıldı.Dia mampu menembakan peluru meriam sejauh 32 km.
Sonunda bu enerjinin çoğu Güneş’ten uzağa yayılır.Phần lớn năng lượng này cuối cùng phát ra khỏi Mặt Trời.
Voyager 1 ve Voyager 2 tarafından geçilene kadar en uzağa giden sonda olma özelliğini korudu.Và trong một thời gian nó là tàu đi xa Trái Đất nhất, cho tới khi các tàu Voyager 1 và Voyager 2 vượt qua.
Bir bölgede birkaç gün yaşayabilirler ve birdenbire kilometrelerce uzağa gidebilirler.Họ có thể ở bất kỳ một địa điểm nào từ vài ngày đến vài tháng, nhưng cuối cùng họ sẽ luôn đi tiếp.
17:13 Yavru kuşu almadan önce annesini uzağa gönder Deut.Thỏ sơ sinh sau 15 giờ mới biết bú mẹ.
Hemen tüketemediklerini ise saklamak üzere ağaçtan uzağa taşır.追い詰めると木の上に上った獲物に対し吠え続け、逃げられなくする。
Ayaklarınızı tahtanın düzgün dönebilmesi için yeterince tahtadan uzağa çekin.三節棍を足元から掬うようにして振り上げる。
Yani ses daha uzağa yayılabilir.그리하면 종소리가 멀리 울려퍼진다고 한다.
Atıcılar çeliği mümkün olduğunca uzağa atarak rakip takımı yormaya çalışır.플레이어는 가능한 빨리 발사 버튼을 반복적으로 누름으로써 보스의 레이저를 제압해야 한다.
Aksonlar sinir impulslarını hücre vücudundan uzağa, dendritler hücre vücuduna doğru iletirler.תפקידו הוא להוליך דחפים עצביים למרחק ניכר מגוף התא.
Ayrıca, ressam tarafından bilinçli bir şekilde birbirlerinden uzağa yerleştirilmişlerdi.בנוסף לציורים משותפים הם גם ציירו בנפרד.
Sonunda bu enerjinin çoğu Güneş’ten uzağa yayılır.Повечето от тази енергия накрая бива излъчвана от Слънцето.
Fazla uzağa gidemedik, utanç vericiydi çünkü onlar gerçekten iyiydi.Път дотам нямало, това им е добре дошло .
Örneğin, bir gözlemci Dünya’dan uzağa bir yolculuk yapabilir ve bağıl hızda geri dönebilir.Например, един коридор може да изглежда много дълъг или земята може да изглежда прекалено близко.
Onu tam uzağa fırlatacakken elinde patlar.Той я държи вързана, когато излиза.
Oyun oynanan saha büyükse havadaki çeliğe bir daha vurarak mümkün olduğunca uzağa gönderir.Igrač se mora što prije snaći u prostoru, inače će ga noćne more ubiti.
Sarışın, altınların yarısını alır ve Tuco'yu asıp ellerini bağlayarak uzağa gider.Blondie uzima polovicu plijena i odlazi na konju dok Tuco preklinje za pomoć.
Fakat yorgun kafileler fazla uzağa gidemeden yeniden durakladı.Popúšťaný chrbát sa zmŕštil, kým ostrie ostalo dlhšie.
Ağırlık uzağa çekilince salınım hızlanıyor, yaklaştırılınca da yavaşlıyor.Ko se izvor približuje, je frekvenca večja, ko se oddaljuje, pa manjša.
İlk engel başlangıç çizgisinden 13.72 metre uzağa yerleştirilir.Vyrų 110 m distancijoje pirmasis barjeras stovi 13.72 m nuo starto linijos.
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.15000파운드의 돌을 1마일 넘어까지 발사하는 괴물대포와
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.Turcy sprowadzili swoją super broń: olbrzymią armatę, miotającą 70-kilowe pociski na milę.
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.תותח ענק שיכל לירות אבנים במשקל 750 קילו למרחק של יותר מקילומטר וחצי.
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.وهو مدفع عملاق يستطيع إطلاق قذيفة حجرية بوزن 1500 باوند لمسافة تبلغ الميل "1,6كم".
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.De nem jutottunk sokáig, mikor érthetetlenül kezdtem beszélni.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik."두서없는 이야기를 하느라 리포트는 별로 성과가 없었다." "두서없는 이야기를 하느라 리포트는 별로 성과가 없었다."
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Maar het duurde niet lang voor ik praatte op onsamenhangende wijze.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Ma dopo poco ho iniziato a parlare in un modo che non aveva senso.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Mas não íamos longe quando eu comecei a falar de modo que não fazia sentido.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.N-a trecut mult până când am început să vorbesc aiurea.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Nedostaly jsme se však příliš daleko, protože moje řeč nedávala smysl.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Nhưng chúng tôi đã không đi quá xa trước khi tôi nói chuyện theo cách thật ngớ ngẩn.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Nie zdążyłyśmy zrobić wiele, kiedy zaczęłam mówić od rzeczy.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Pero no pasó mucho tiempo antes de que yo hablara de una manera que no tenía ningún sentido.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Vi kom inte långt innan jag pratade på ett sätt som var helt obegripligt.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Αλλά δεν είχαμε προχωρήσει πολύ όταν άρχισα να μιλάω ακαταλαβίστικα.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Но не отидохме надалеч преди да започна да говоря по начин, който нямаше смисъл.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.Однако мы ненамного продвинулись, когда моя речь стала бессвязной.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.אבל לא התקדמנו הרבה וכבר התחלתי לדבר דיבורים חסרי-הגיון.
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.و قبل أن نبدأ. أصبحت أتكلم بالطرق التي هي بلا معنى
Ama ben hiçbir anlam ifade etmeyen bir biçimde konuşmaya başladığımda çok da uzağa gidememiştik.意味不明な話をし始めました 『覚書は神の言葉だ』 私は告げました