Ivo üzüm gördü.Ivo saw the grape.
Hayat kısadır ama yeterince uzundur.Life is short, but it's long enough.
"Burnun akıyor". "Ü-Üzgünüm.""Your nose is dripping." "S-sorry."
O, İngilizcede 100 üzerinden 90 aldı.He got 90% in English.
Arkadaşlarından birini kaybettiğin için üzgün olmalısın.You must be sad since you lost one of your friends.
Üzgünüm ama ben eve gidiyorum.I'm sorry, but I'm going home.
Uzun zaman önce, burada bir köprü vardı.A long time ago, there was a bridge here.
Uzun zaman önce burada bir köprü vardı.A long time ago, there was a bridge here.
Onun bacakları uzun.His legs are long.
Kim daha uzun boylu, Ken'mi yoksa Taro mu?Who is taller, Ken or Taro?
Kim daha uzun, Ken mi yoksa Taro mu?Who is taller, Ken or Taro?
Uzun süre görüşmedik. Ben, işini tekrar değiştirmiş olduğunu duydum.Long time, no see. I hear that you've changed your job again.
Yağmur ormanın üzerine sessizce düştü.The rain fell soundlessly upon the jungle.
Shinano Nehri Japonya'daki herhangi bir nehirden daha uzundur.The Shinano River is longer than any river in Japan.
Alman takımı kaybetti ve şimdi üzgünüm.The German team lost and now I am sad.
Dizlerinin üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmek daha iyidir.Better to die standing than to live on your knees.
Tekneyle bir yolculuk arabayla yolculuktan daha uzun sürer.A trip by boat takes longer than by car.
Hiçbir şeye üzülmeye niyeti yok.He tends to get upset over nothing.
Bu proje üzerinde çalışıyor olmaktan gurur duyuyorum.I'm proud to be working on this project.
Bir arkadaşın için uzun süre beklemek beni sinirlendiriyor.Waiting a long time for a friend makes me nervous.
Telefon uzun zaman çaldı.The phone rang for a long time.
Uzağa gidiyorum.I'm going away.
Üzgünüm, mantıların tümü bitti.I'm sorry, we're all out of manti.
Ben senden biraz daha uzunum.I'm a little taller than you.
Siyatik sinir insan vücudundaki en uzun sinirdir.The sciatic nerve is the longest nerve in the human body.
Oh! Onu duyduğuma üzüldüm.Oh! I'm sorry to hear that.
Onun hakkında üzülme.Don't worry about it.
Siz konuşurken kestiğim için üzgünüm.I'm sorry to interrupt you while you're talking.
Konuşurken sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to disturb you while you're talking.
Kibritin var mı? Üzgünüm ama ben sigara içmiyorum.Do you have a match? I'm sorry, but I don't smoke.
O yaklaştı ve dizlerinin üzerine düştü.He approached and fell on his knees.
Karayolu üzerinde bir trafik sıkışıklığı var.There is a traffic jam on the highway.
Ne kadar uzakta?How far is it?
Ne kadar uzun?How long?
Üzüm ne kadar?How much are the grapes?
Ben, uzun boyluyum.I am tall.
Ben, uzunum.I am tall.
Ben ağaçtan uzağım.I am far from the tree.
Ben bir krem rengi uzun kollu gömlek arıyorum.I am looking for a cream color long sleeve shirt.
Gerçekten çok üzgünüm.I am really sorry.
Arkadaşlarımla internet üzerinde haberleşiyorum.I communicate with my friends on the internet.
Duydum ki sen uzun mesafeli yarışlarda mükemmelsin.I heard, that you are great in long distance races.
Bu duruma çok üzüldük.I regret this very much.
O uzun boylu değil.She is not tall.
Lütfen metre üzerindeki rakamları okuyun.Please read the numbers on the meter.
Lütfen onun üzerinde düşün.Please think it over.
Üzgünüm yanlış numara çevirmiş olmalıyım.Sorry, I must have dialed the wrong number.
25 harf uzunluğunda olan ' anticonstitutionnellement ' Fransızcada en uzun kelimedir.Being 25 letters long, 'anticonstitutionnellement' is the longest word in French.
Köln, Ren üzerinde yer alır.Cologne lies on the Rhine.
O, o kadar uzak değil.It's not that far.
Ben onu uzun zamandır görmedim.I haven't seen her for a long time.
Misissipi ABD'de en uzun nehirdir.The Mississippi is the longest river in the United States.
Üzgünüm. Geç geldim.I'm sorry. I came late.
Masanın üzerindeki CD benim.The CD on the table is mine.
Onu işittiğime üzüldüm.I am sorry to hear that.
Biz kumul üzerinde yürüdük.We walked on the dune.
Sen uzakta iken köpeğe kim baktı?Who cared for the dog when you were away?
Uzağa gittiğim için pişmanım.I regret that I am going away.
Bu otel bir tepenin üzerinde yer almaktadır.This hotel is situated on a hill.
Bu yer bankadan uzak mı?Is this place far from the bank?