Süt sıcak bir günde uzun süre tutulmaz.Milk does not keep long on a hot day.
Uzun bir sıcak hava dönemi geçirdik.We have had a long spell of hot weather.
Öğrenmeniz gereken ilk şey, kendi fikirleriniz üzerinde durmak.The first thing you must learn is to stand on your own ideas.
Bir uzman tavsiye için çağrıldı.An expert was called for advice.
Gözünüz kızların üzerinde olsun.Keep an eye on the girls.
Bir kadının saçı uzun, diliyse daha da uzundur.A woman's hair is long; her tongue is longer.
Kadın masadaki bıçağa uzandı.The woman reached for the knife on the table.
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerden daha uzun yaşar.Women usually live longer than men.
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşama eğilimindedir.Women tend to live longer than men.
Kadınlar çoğunlukla erkeklerden daha uzun yaşıyorlar.Women commonly live longer than men.
Aktris, sahne üzerinde geriye düştü.The actress fell backward over the stage.
Üzgünüm, daha küçük bozuk param yok.I'm sorry, I don't have smaller change.
Sanırım bir süre uzanacağım.I think I'll lie down for a while.
Uzaktan bakıldığında, kaya, çömelen bir insan figürüne benziyor.Seen at a distance, the rock looks like a squatting human figure.
Uzaktan bakıldığında, kaya, bir insan yüzü gibi görünüyordu.Seen at a distance, the rock looked like a human face.
Kız üzüntüye yenik düştü.The girl was overcome with grief.
Çocuk kanepeye uzandı.The boy lay on the sofa.
Sonunda babasını boy olarak geçinceye kadar, çocuk gittikçe uzadı.The boy grew taller and taller, till at last he exceeded his father in height.
Çocuk göle atlamak üzereydi.The boy was about to jump into the lake.
Çocuk, çitin üzerinden atladı.The boy skipped over the fence.
Erkek çocuğu ağacın üzerine adını kazıdı.The boy carved his name on the tree.
Bütün çocuklar uzaklaştı.All the boys went away.
Bir filin uzun bir burnu vardır.An elephant has a long nose.
Ceketimi masanın üzerine koydum.I put my coat on the table.
O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu.He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.
Mürettebat uzaya yolculuk yapmak için hazırlanmakla meşgul.The crew is busy preparing for the voyage into outer space.
Manzara Batı Virginia'nın uzak bir kesimindeki küçük bir dağ köyüydü.The scene was a tiny mountain village in a remote section of West Virginia.
Japonya'daki başka bir nehir Shinano'dan daha uzun değil.No other river in Japan is longer than the Shinano.
Japonya'daki hiçbir nehir Şinano'dan uzun değildir.No other river in Japan is longer than the Shinano.
Shinano Japonya'daki başka herhangi bir nehirden daha uzundur.The Shinano is longer than any other river in Japan.
Beni aradığında yatmak üzereydim.I was about to go to bed when he called me up.
O beni aradığında yatmak üzereydim.I was about to go to bed when he called me up.
Üzülme. Seninle ilgileneceğim.Don't worry. I'll take care of you.
Nehir üzerine yeni bir köprü inşa ediliyor.A new bridge is being built over the river.
Ben yeni kitabım üzerinde çalışıyorum.I am working on my new book.
Yeni tünel eskisinin iki katı uzunluğunda.The new tunnel is twice as long as the old one.
Yeni tünel eskisinin iki katı kadar uzun.The new tunnel is twice as long as the old one.
Seninle basından uzak konuşmak istiyorum.I'd like to talk to you away from the press.
Üzgünüm, hiç boş yerimiz yok.I'm sorry, we have no vacancies.
Üzgünüm, uçuş dolu.I'm sorry, the flight is full.
Üzgünüm, çek kabul etmiyoruz.I'm sorry, we don't accept checks.
Üzgünüm, bir fikrim yok.I'm sorry, I have no idea.
Üzgünüm, bu tablo satılık değil.I'm sorry, this painting is not for sale.
Üzgünüm, ama yarın için daha önceden verilmiş bir randevum var.I'm sorry, but I have a previous appointment for tomorrow.
Üzgünüm, sana birinci sınıfta bir yer alamadık.I'm sorry we couldn't get you a seat on first class.
Üzgünüm, ama bu imkansız.I'm sorry, but it's impossible.
Üzgünüm ama bana verdiğin kitabı bulamıyorum.I'm sorry, but I can't find the book you lent me.
Baba ve oğul uzun bir ayrılıktan sonra buluştu.The father and son met after a long separation.
İnsanların hayvanlar ve kuşlar üzerinde hakimiyeti var mıdır?Does mankind have dominion over animals and birds?
İnsanlar artık erkeklerin saçlarını uzatmalarına acayip olarak bakmıyorlar.People no longer consider it strange for men to let their hair grow long.
İnsanlar onun ani ölümüne derinden üzüldüler.People regretted his sudden death deeply.
Yaşam uzun ve dolambaçlı bir yoldur.Life is a long and winding road.
İnsanoğlu uzaya uçmayı başardı.Human beings succeeded in flying into space.
Seni uzun zamandır görmedim. Seni en son ne zaman gördüğümü hatırlıyor musun?I haven't seen you for ages. Do you remember when I saw you last?
Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.Several politicians exerted strong pressure on the committee.
Sanırım birkaç gün buradan uzaklaşmalıyız.I think we should get away from here for a few days.
Dünyanın en uzun nehri hangisidir?What is the longest river in the world?
Dünyanın en uzun nehri nedir?What is the longest river in the world?
Seto Köprüsü ne kadar uzunluktadır?How long is the Seto Bridge?