Kışın, ben her zaman yün çorapla uyurum.Pe timpul iernii, eu întotdeauna dorm cu șosete din lână.
Pencereleri açık uyur.Az ablakok egyenes záródásúak.
Uyurken bile konuşmaları dinleyebilme yeteneği vardır.Képes alvás közben olvasni.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.A társaság végül egy barlangban talál menedéket, ahol lepihennek éjszakára.
Suda yemek yer, ürer ve uyur.Párban él, csapatosan alszik és táplálkozik.
Artık tam olarak uyurgezer olmasa da, güçlü kabusları hala onu tehlikeli yerlere götürüyordu.Bár újabb nagy hadjáratokra nem került sor, a folyamatos háborúskodás felemésztette Zrínyi erejét.
Pencereleri açık uyur.Nukun silmät auki.
Neredeyse her zaman uyur.Hän nukkuu usein.
Kanepeye geçer ve uyur.Jos nukun kiltisti sohvalla...
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.He lötävät pienen yösijan metsästä, johon jäävät nukkumaan.
Hutter uyur.Uuno nukahtaa.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Jotkut väittävät omistavansa oman herättäjän, joka valvoo heidän untaan.
Atlar gibi zebralar da ayakta uyurlar.Basenjit ravaavat myös välillä kuin hevoset.
Gece ortaya çıkarlar. gündüz mağaralar gibi karanlık yerlerde uyurlar.Päivällä ne nukkuvat piilossa, esimerkiksi luolissa.
Harran Evleri Eshab-ı Kehf Dağı : Yedi Uyurlar'ın mağarasının bulunduğu dağLegenda pitää ihmeen tapahtumapaikkana ns. Seitsemän nukkujan luolaa (turk.
Sabahları 05.00'de güne başlayıp öğlenleri 2 saat uyurlar.Liikenne alkaa kuudelta aamulla ja päättyy kahdelta yöllä.
Çıplak uyurum.Minä nukun alasti.
Yedi Uyurlar yıllarca burada kalır.Όλοι σας 7 χρόνια καθόσασταν εδώ πάνω!
Çok fazla uyur.Δεν μπορεί να κοιμηθεί.
Neredeyse her zaman uyur.Σπάνια κοιμάμαι καλά".
Gündüzleri serin, karanlık ve ıslak bir yer bulup uyurlar.Κατά τη διάρκεια της μέρας βρίσκουν δροσερά, σκοτεινά και υγρά μέρη για να κοιμηθούν.
Uyurken yorganı yataktan taşırmamak.Ο ποιητής δεν κοιμάται στο κρεβάτι.
Suda yemek yer, ürer ve uyur.Εκεί έφαγε, ξάπλωσε και κοιμήθηκε.
Geceleri eski ağaç köklerinde saklanarak uyurlar.Το βράδυ κοιμούνται στα ψηλά κλαδιά ενός δέντρου.
Bu pozisyonda uyur, yer, çiftleşir ve hatta doğururlar.Με βάση τους κανόνες αυτούς, κινούνται, ζευγαρώνουν, γεννούν και πεθαίνουν, ή ακόμα τρέφονται.
Hepimizin içinde bir polis uyur."Ενώ η Αμερική κοιμάται".
Biz Kanada'da yatakta uyuruz, yerde değil.Στον Καναδά κοιμόμαστε στο κρεβάτι, όχι στο πάτωμα.
Kıtmir, katmir, ketmir; yedi uyurlar olarak da bilinen Eshab-ı Kehf'in köpeğinin ismidir.Han er medstifter og formand for partiet Xisbiga Nabadda Iyo Horumarka.
Uyurken yorganı yataktan taşırmamak.Undgå at dit barn får det for varmt, når det sover.
Bu milyonlarca sinek bizi uyurken de rahat bırakmıyordu.Det er altså ikke sikkert, at fugle sover mens de flyver.
Çok fazla uyur.Han falder straks i søvn.
Hutter uyur.Vores empati falder i søvn.
Hutter uyur.Dystoni forsvinner under søvn.
Çok fazla uyur.Hun liker veldig godt å sove.
Filmin ilk sahnesinde onu burada uyurken buluruz.Første natt i leiligheten finner de ham død i sengen.
Onları uyurken bulur.Han holder rundt henne når hun sover.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Om kvelden samles de også i store flokker i skogen for å overnatte, de sover i underskogen.
Hepimizin içinde bir polis uyur.Noen har vært der inne mens hun sov.
Argos uyurken bile birkaç gözü açık kaldığından, her şeyi görür.Argos' øyne byttet på å sove, så noen var alltid åpne.
Ana madde: Rüya Rüya insanların uyurken deneyimlediği olaylardır.Drømmetydning er prosessen med å finne meninger med drømmer.
Neredeyse her zaman uyur.Hampir sepanjang waktu ia mengantuk.
Günde ortalama 3 ilâ 4 saat arası uyurlar.Tidur minimal 4 jam sehari.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Melepaskan pikiran yang mengganggu tidurnya.
Kısa bir süre sonra da ailesini gece uyurlarken öldürdü.Ia mencari cara bagaimana membunuh suaminya ketika ia tidur.
Asıl geceleri yere yatarak uyurlar.Berbaring sajalah tidur sampai pagi."
Çok fazla uyur.Ia tidur dengan nyenyak sekali.
Uyurken yorganı yataktan taşırmamak.Bahkan tak mengerti kenapa harus tidur sekamar.
Genellikle derslerde uyur.Anh thường xuyên ngủ trong lớp.
Neredeyse her zaman uyur.Ông mất ngủ thường xuyên.
Çok fazla uyur.Ngủ đủ giấc.
Tipik olarak bir gün boyunca aynı ağaçta uyur ve beslenir.Ban ngày, chúng thường đậu và ngủ trên một nhánh cây nằm ngang trên thân cây.
Uyurken bile konuşmaları dinleyebilme yeteneği vardır.Cô ấy có khuynh hướng nói chuyện khi ngủ.
Gece koyun ve keçi otlatırken çobanlar içinde uyur.Những người bao quanh cừu và dê của họ vào ban đêm.
Geceleri birbirlerine yaslanarak uyur ve karşılıklı postlarını temizlerler.また夜間の明るい光への暴露を避け、そして昼寝をなくす。
Nasıl uyursun sen?” dedi, “Kalk, tanrına yalvar, belki halimizi görür de yok olmayız.”」(編曲) 「Laugh away」(編曲) 「Find me」(編曲) 「Love is all」(編曲) 「We will go」(編曲) 「OH YEAH」(編曲) 「Am I wrong?
Rocco ve Leonere ona bir mezar kazmak için gelirler ve onu uyur bulurlar.ロッコとレオノーレは彼の墓穴を掘りにやってきて、フロレスタンが眠っているのを見つける。
Ancak kısa aralıklarla (ve gözleri açık olarak) uyurlar.仮眠(かみん)とは短時間の睡眠を取ることである。
Genellikle derslerde uyur.授業中によく寝る。
Vücut ihtiyaçlarını karşılamazlar (örneğin; çok az uyurlar.)反対は、からがこまい(身体が小さい)。
Genelde evin tavanına yapışarak uyur.常に部屋の天井にぶらさがっている。