Ana içeriğe geç
Sözlük

uyuşturucu ile cümle

uyuşturucu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Gençliğinde uyuşturucu problemleri yaşamıştır.Hän oli nuorena huumausaineongelmainen.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Se toi mukanaan alkoholin ja hevosen.
禁娼禁毒 (Fahişelik ve Uyuşturucunun Kesinlikle Yasaklanması Üzerine) (Çince).Siirtotyöntekijöiden mielivaltainen karkottaminen on kiellettyä (22.)
Dominic Monaghan, eski bir rock yıldızı ve uyuşturucu bağımlısı Charlie Pace olarak dizide yer aldı.Dominic Monaghan näyttelee ex-rocktähteä ja huumeaddiktia Charlie Pacea.
Çünkü uyuşturucu ile ilgili bir mikrofilmi vardır.Lisäksi siellä on suuri kokoelma mikrofilmejä.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Alkoholi ja lääkkeiden käyttö rapauttivat hänen terveytensä.
Bu dönemde uyuşturucu kullanmaya başladı.Ježov oli tähän aikaan jo huumeriippuvainen.
Bu durum, bazı kimseleri uyuşturucu alışkanlığına sürükler.Jotkut niistä katsotaan huumausaineiksi.
Uyuşturucu korkum... bağımlılık korkum.Viivästykset johtuivat Kiediksen huumeriippuvuudesta.
Bu kişilerden yarıdan fazlasının ise alkol, uyuşturucu, tütün ve seks bağımlısı olduğu gözleniyor.Albumin budjetista kuitenkin puolet kului alkoholiin, huumeisiin ja ruokatarvikkeisiin.
Peki bu kadın kim, yoksa bir uyuşturucu satıcısı mı?Mikä koira olisit, Karri Koira?
Charlie ikinci kez Locke'tan uyuşturucularını ister.Charlie pyytää Lockelta heroiiniaan kolmatta kertaa, mihin Locke suostuu.
Herkes uyuşturucu bağımlısı olduğumu sanırdı. dedi.Väitteeseen mahdollisesta huumausaineidenkäytöstä hän ei uskonut.
Jack, Charlie'yi uyuşturucudan uzak durması için ikna etmeye çalışır, onu iyi olacağına ikna eder.Jack kertoo Charlielle tietävänsä tämän käyttävän huumeita ja sanoo, että tämä tulee kuntoon.
Uyuşturucu kaçakçılığı.Vähentää ihmissalakuljetusta.
Eski bir uyuşturucu bağımlısıdır.Syyläjuuri on vanha lääkekasvi.
Bu yüzden uyuşturucu kullanmayın.Siis: Esko käyttää huumeita.
Sweet tutuklanınca çete uyuşturucuya mahkûm kalır.Ollessaan poissa Doug pidätettiin huumeidenvälityksestä.
Yapılan otopsi sonucu kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadı.Tutkituista saippuatangoista ei ole löytynyt ihmisen DNA:ta.
Şarkıda, uyuşturucu ticaretinin üzerinde durulmaktadır.Riku jää tullissa kiinni huumeiden salakuljetuksesta.
Punk; alkol, sigara, uyuşturucu kullanmaz.Trump ei käytä lainkaan alkoholia eikä huumeita, eikä hän tupakoi.
Uyuşturucuya karşı mücadeleyi destekledi.Hän lupasi myös taistella huumerikollisuutta vastaan.
Oğlu Erdal'ı da uyuşturucu üretmeye alıştırmıştır.Hänen poikansa Harry on huumeiden väärinkäyttäjä.
Aynı zamanda grubun turlarında uyuşturucu nedeniyle kovulana kadar da yer aldı.Hänkään ei tosin kauan yhtyeessä ollut, kun hänet erotettiin huumeongelmien takia.
"Yıllarca uyuşturucu bağımlısı olmakla suçlandım.Myöhemmin hän oli huumeriippuvainen vuosikymmeniä.
Açıkça ifade ettiği eşcinsel eğilimleriyle tanınırdı ve sıklıkla uyuşturucularla ilgili deneyimlerini yazardı.Hän oli avoimesti homoseksuaalinen ja kuvasi aihetta usein teoksissaan.
Uyuşturucu kaçakçılıyla uğraşırken kardeşi tarafından ihbar edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.Epäonnisen viinan salakuljetusmatkan jälkeen poikien isä joutuu vankilaan.
Gençliğinde uyuşturucu problemleri yaşamıştır.Είχε προβλήματα υγείας από νεαρή ηλικία.
Uyuşturucu kaçakçılığı.Έμπορος ναρκωτικών.
Sigara ve uyuşturucu kullanmıyor, içki içiyor.Δεν παίρνω ναρκωτικά και δεν πίνω.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Το αλκοόλ και τα ναρκωτικά την είχαν κάνει να χάσει την επαφή με την πραγματικότητα.
Bir süre uyuşturucu kullandı.Νοσηλεύτηκε πολλές φορές λόγω χρήσης ναρκωτικών.
Endonezya'da 7'si yabancı 8 mahkûm uyuşturucu ticaretinden suçlu bulunarak idam edildi.(Yonhap) Εκτελούνται στην Ινδονησία 8 από τους 9 καταδικασμένους σε θάνατο για εμπορία ναρκωτικών.
Boy George uzun dönem uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etmiştir.Ο Τζόε Τζάκσον φέρεται ότι είχε μια πολύχρονη εξωσυζυγική σχέση.
Uyuşturucu iğrenç bir şey.Η λειτουργία τους είναι αποτροπαϊκή.
Kendileri uyuşturucu kullanıyorlardı ancak babalarından saklıyorlardı.Αφού το έγραψε, φιλήθηκαν και το κράτησαν κρυφό από τους γονείς τους.
Buna rağmen polis soruşturması ilk başta uyuşturucu kaçakçılarının intikamına odaklanmıştır.Οι παθήσεις του προστάτη αρχικά αντιμετωπίζονται με φαρμακευτική αγωγή.
40 yaşında aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle ölmüştür.Σε ηλικία 32 ετών, πέθανε από υπερβολική δόση ναρκωτικών ουσιών.
Ayrıca uyuşturucu madde bağımlılıkları, pedofili ve egzibisyonizm (teşhircilik)de denenmiştir.Αξιοσημείωτες είναι οι αναφορές στην καταδίκη της παιδοφιλίας και της έκτρωσης.
Craven "Lambamı alırsanız, hiçbir uyuşturucuya gerek duymazsınız...Craven sagde: "Hvis du køber min lampe, behøver du ikke stoffer...
Liam hayır der ve Charlie ilk kez uyuşturucu kullanır.Liam siger nej, hvilket får Charlie til at tage heroin for første gang.
Uyuşturucu testi pozitif çıktı.DNA-testen var negativ.
Jack, Charlie'yi uyuşturucudan uzak durması için ikna etmeye çalışır, onu iyi olacağına ikna eder.Jack konfronterer Charlie omkring stofmisbruget og fortæller ham, at det nok skal gå.
Sahne adını, uyuşturucu satıcısı "Freeway" Ricky Ross'tan esinlenerek Rick Ross olarak seçti.Hans kaldenavn er ikke afledt af navnet på den berygtede narkohandler "Freeway" Ricky Ross.
Bu süre zarfında Halit rahat durmamış, İstanbul'da okulların önünde adamlarını uyuşturucu satmaya başlamıştır.På dette tidspunkt startede han også som pusher med at sælge hash til sine skolekammerater.
Bir süre uyuşturucu kullandı.Anderson havde i flere år et narkotikamisbrug.
Ayrıca onun döneminde birçok muhalifin uyuşturucu kaçakçısı damgasıyla idam edildiği iddia edilmektedir.Han selv og mange i hans samtid var overbevist om, at der var tale om giftmord.
Dominic Monaghan, eski bir rock yıldızı ve uyuşturucu bağımlısı Charlie Pace olarak dizide yer aldı.Dominic Monaghan spillede narkomanen Charlie Pace, der var på vej ud af sit misbrug.
Ona göre uyuşturucu tüketimi insan yaşamının önemli bir parçasıdır.Det er mennesker, hvis følelsesliv er en vigtig del af deres liv.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellín'de güvenlik güçlerince öldürüldü.1983 - Den colombianske narkobaron Pablo Escobar bliver skudt.
Charlie uyuşturucuyu verir, Locke da ona gitarının yerini gösterir, bunun üzerine Charlie çok mutlu olur.Charlie giver Locke heroinen, og Locke viser ham, hvor guitaren er.
Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi ajanıdır.Forsvarsministeriets materiel- og indkøbsstyrelse.
2006-günümüz: Meksikalı Uyuşturucu Savaşı.2004: Følelser i kinesisk medicin.
Naceri, daha önce uyuşturucu kullanmak ve şiddet uygulamak suçlarından da yargılanmıştı.Tidligere dømt for besiddelse af narkotika og våbenbrud.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.Han ville derefter sælge frugten for et stort beløb.
Uyuşturucu iğrenç bir şey.Stoffet er et sympatomimetikum.
Punk; alkol, sigara, uyuşturucu kullanmaz.Ikke ryge, drikke alkohol, kaffe eller te.
Liam hayır der ve Charlie ilk kez uyuşturucu kullanır.Liam nekter ham det, og i desperasjonen bruker Charlie heroin for første gang.
Bu kurallardan bir tanesi de uyuşturucu yasağıdır.I noen av disse er det drogeuttrekk.
Birçok ülkede, uyuşturucu kaçakçılığı da kişiyi ölüm cezasına çarptırmaya yetecek bir suç sayılır.I mange land som benytter dødsstraff er narkotikasmugling også en forbrytelse som kan medføre dødsstraff.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod