İnekler kocaman ve uysal görünüyordu.The cows looked big and docile.
Ayı tamamen uysal ve ısırmaz.The bear is quite tame and doesn't bite.
Bu aslan çok uysal.This lion is very tame.
Doğuştan oldukça uysal bir adam.He is by nature quite an easy-going man.
Onun köpeği uysal olduğu kadar çok sadık değildir.Her dog is not so much faithful as tame.
Tanrılar kadınları erkekleri uysallaştırmaları için yarattı.Gods created women to tame men.
Tom uysaldır.You're easygoing.
Biz uysalız.We're easygoing.
Tom uysal.Tom is easy-going.
Sen uysal mısın?Are you easy-going?
At çok uysaldır ve yeni başlayanlar için idealdir.The horse is very docile and is ideal for beginner riders.
Ben uysalım.I'm easy-going.
Tom çok uysal, değil mi?Tom is very obedient, isn't he?
Tom uysalca bekledi.Tom waited obediently.
O daha uysal oldu.He has become more easy-going.
Tom uysal bir tip.Tom is the easy-going sort.
O fazla uysal.She is too meek.
Tom uysal bir adam.Tom is an easy-going guy.
Hiç kaplumbağa kadar uysal bir hayvan görmedim.I have never seen an animal as tame as a turtle.
Tom babası kadar uysal görünüyor.Tom seems as easy-going as his father.
Bizim çok uysallığımız yok.We don't have much flexibility.
Tom kaderini uysal bir şekilde kabul etti.Tom has resignedly accepted his fate.
Mary'nin köpeği çok uysaldır.Mary's dog is very docile.
Bunun üzerine Necip Uysal, "Hayır, sakın üzülme.Then Snorri said: Eigi skal höggva!—"Do not strike!"
Aksine, açıklık uysallığı getirir."It strikes me as a clear allusion."
Genelde zararsız ve uysaldırlar.It is usually painless and persistent.
Sabit akımları genellikle aksi benzer kararsız akışları daha uysal bulunmaktadır.Steady flows are often more tractable than otherwise similar unsteady flows.
İzmir Deneme Sahnesi; Yön.: Abdullah Uysal, (2010).Serafettin Celik; Cihat Ozdemir; Salih Ozdemir (2001).
Insanlara yönelmiş uysal tipin aksine kazanmak için kavgaya tutuşan, zafer isteyen insanlardır.One who will resort to unfair means in order to win.
Çok sakindir ve uysaldır.She is tired and falls asleep.
Ethan Claire'e onu uysal tutmak ve mutlu kalmasını sağlamak için ona sakinleştiri verir.Thankfully, Ethan is there to pass her a guitar and reassure her.
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.And it is not appropriate for the Most Merciful that He should take a son.
Birçok konuda çok açık görüşlü, gayet rahat ve uysal biri.They are very understanding and kind and firm in a way.
Mart Tavşanı. Mart Tavşanı 'BEST tereyağı,' uysalca cevap verdi.'It was the BEST butter,' the March Hare meekly replied.
'Ben zor nefes' Ben yardım edemem, 'Alice çok uysalca söyledi:'I can hardly breathe.' 'I can't help it,' said Alice very meekly:
O kadar uysal değilimdir.- It's little too late. I'm not so flexible you see.
Aynı zamanda, uysal hayvanlar yetiştirdiler.People also domesticated docile, local animals.
Gücü yaratıyorsun ve onu uysallaştırıyorsun.You know, you create power, then you tame it.
Uysallığınız bütün insanlarca bilinsin. Rabbin gelişi yakındır.Let your gentleness be known to all men. The Lord is at hand.
Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin.Let a woman learn in quietness with all subjection.
Şarap düşkünü, zorba olmamalı; uysal, kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalı.not a drinker, not violent, not greedy for money, but gentle, not quarrelsome, not covetous;
Kimseyi kötülemesinler. Kavgacı değil, uysal olsunlar. Herkese her zaman yumuşak davransınlar.to speak evil of no one, not to be contentious, to be gentle, showing all humility toward all men.
Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler.They say of their brethren, while they themselves staid: had they obeyed us they had not been slain.
Onlar oturup, akrabaları için şunu söylediler: "Bize uysalardı öldürülmeyeceklerdi."They say of their brethren, while they themselves staid: had they obeyed us they had not been slain.
Erişim tarihi: 5 May 2018. ↑ Uysal, Erhan (2 August 2017).Retrieved 5 May 2018. ↑ Uysal, Erhan (2 August 2017).
Leopar, "Sana Sevgiden Başka Hiçbir Şey Veremem, Bebek" şarkısını duyunca uysallaşmaktadır.Its tameness is helped by hearing the song "I Can't Give You Anything But Love."
Dr. Baker, Sil'in daha uysal bir klonu olan Eve üzerinde çalışıyor.There, Dr. Baker has been working on Eve, a more docile clone of Sil.
"Sağlıklı vücuda, kıvrak zekaya ve uysal fıtrata sahip olandır."[1]"He who has a healthy body, a resourceful mind and a docile nature."[1]
1949 yılında plantasyon sahipleri, Annamca'yı "daha uysal" Cava diliyle değiştirmek istediler.In 1949 the plantation owners wished to replace Annamese by "more docile" Javanese.
Bunun üzerine Necip Uysal, "Hayır, sakın üzülme.Von da an stand sein Schaffen unter dem Motto: „Lebe nicht um deiner selbst willen!
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Meistens sind sie dämmerungs- und nachtaktiv.
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.Der König (Pharao) galt als ihr Sohn.
Uysaldır fakat kızdığında düşmanlaşmışcasına mücadele eder.Er ist ungeschickt und zeigt Bedauern, jedoch greift er seine Feinde mit einer Axt an.
Görünüşü ile hırsızları ve kurtları ürkütse de uysal bir ev köpeği olarak da yetiştirilebilir.Mit seinem ruhigen Wesen und seiner Geduld kann er auch gut als Familienhund gehalten werden.
Kaplumbağa kadar uysal bir hayvan henüz görmedim.Je n'ai jamais encore vu animal si docile qu'une tortue.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Elles sont généralement actives et très voraces.
Ethan Claire'e onu uysal tutmak ve mutlu kalmasını sağlamak için ona sakinleştiri verir.Heureusement, Claire réussit à la calmer et arrivent à destination.
Uysal gibi gözükse de, gerçekte tehlikeli olup son derece zehirlidir.Mais c’est dangereux, bien sûr, terriblement dangereux.
Kendisi uysal bir kalbi ve aklı olan, zeki ve kibar biriydi.C’était surtout un homme plein de cœur et d’intelligence, bon et généreux.
Bu deve herkesin onu sürebileceği kadar uysaldır.Este camello es tan dócil que cualquiera puede montarlo.