Mahkemede kaybından kısa bir süre sonra, Napster mahkeme kararına uymak için kapatıldı.Hierdoor was het makkelijk om Napster stop te zetten na een rechtszaak.
Araştırma sorularının oluşturduğu şemalarda bu farklılıklar açıkça uymayabilir.Tegelijkertijd zullen de punten waar de gegevens van de trend afwijken duidelijk zichtbaar worden.
Babası George, geleneklere uymayan, Anglikan mezhebine bağlı olmayan bir okul öğretmeniydi.Zijn vader, een Jamaicaanse taxichauffeur uit New York, was niet betrokken bij zijn opvoeding.
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Er werd opgemerkt dat de integratie tussen de markten van de lidstaten nog steeds onvoldoende was.
Bu kurala uymayan çoğu istisnai durum Hartree-Fock hesaplamaları ile tahmin edilebilir.Deze methoden worden dan losgelaten op de uitkomst van de Hartree-Fock berekeningen.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.De rechtbank wijst deze vordering af.
Grubun türü kendi türüne uymadığı için ayrılmıştır.Die van de even groep laat je ongemoeid.
Buyurur, iradesine uymayanları cezalandırır.Straszy on karami tych, którzy nie będą postępować zgodnie z prawem.
Bu bağ ise Greg'in duruşuna uymamaktadır.Nie odbyła się z powodu kontuzji Greena.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John nie miał wyboru.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.Lecz nie byli oni przy tym pewni, co świadczy po ich zastrzeżeniach, że nic nie wiedzą o jego pogrzebie.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Wykonuje jego polecenia.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.W jego życiu wszystko jest zgodne z regułami panującymi we współczesnym świecie.
Bu emirlere uymayan askerler ciddi şekilde cezalandırılacaktır.Żołnierze, którzy uchybili przyjętym zasadom byli surowo karani.
ELAS, verilen ültimatoma uymadı.Don Feder: V jak nuda bez treści.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.Wbrew zasadzie, ale zgodnie ze zwyczajem.
Halbuki bu kaynak "gerçek kaynak" tanımlamasına uymamaktadır.Zauważmy, że ta definicja nie używa pojęcia pochodnej.
Bu yetkiyi kaybetmiş bir hükümdara uymaya artık gerek yoktur.Nie jest pewna data objęcia rządów przez tego władcę.
Kurallara uymayan çocukların popolarına şaplak atar.Czy oddziaływania redukujące deficyty wychowawcze u osób naruszających normy prawne mają sens?
Onların kurallarına uymayacaksınız."Metody nie będą do pogodzenia z naszymi zasadami”.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Łatwo przystosowuje się do nowych warunków.
Üçünün de yayım sırası albümlerin özgün yayım sırasına uymaz.Szkoda jedynie, że te chwile nie są kontynuowane na pozostałych utworach płyty.
Sürüye uymak.Man väntar herden.
Alışılmadık nesneler her zaman şekil sabitliği kurallarına uymaz ve bakış açısı değiştiğinde değişebilirler.Okända föremål däremot, följer inte alltid regeln om formkonstant och kan lättare ändra aktuellt perspektiv.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Undervisa andra i det du lärt.
Kolejdeki birinci yılında, okuldaki ödevleri yapmakta ve kurallara uymakta oldukça zorlanmıştır.Under sitt första år på college upplevde han studierna och reglerna som alltför betungande.
Çekoslovak hükümeti 30 Eylül'de antlaşmanın şartlarına uymayı kabul etti.Under de villkoren accepterade Tjeckoslovakiens regering den 21 september att överlämna områdena.
Tipik yönetim danışmanı kalıbına hiçbir zaman uymadı.Någon Rådmansleden kom aldrig till stånd.
Faysal bu ültimatoma uymadı.Sublime har samarbetat med No Doubt.
Kanunlara uymak, onların test edilemeyeceği anlamına gelmez.Om denna modell inte uppfylls, kan lagarna inte tillämpas.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.Diskussioner har förts om att den bör vara en trafikregel.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Han ger då order till sina män att följa efter henne.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Їм було важко пристосуватися до нової ситуації.
Bu durum Helmholtz karşılıklığına prensibine uymaktadır.Як таке воно підпорядковується принципу взаємності Гельмольца.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Джон дотримав свою обіцянку.
Yasağa uymamak ve mahkeme kararına itaatsizlikle suçlandı.Свою провину не визнав і вважав рішення суду незаконним.
Bir programa uymaktır: İşleri zamanında yapmaktır.В даному разі програма задана в часі.
Fakat renkleri centaurların çift renkli yapılaraına uymamaktadır.З двома кольорами його взагалі не можна розфарбувати.
Neden hâlâ hükmümüze uymayı reddediyorsun ve kendine bir kral diyorsun?Але чому ми й досі ще тільки шукаємо свого національного героя?
Ancak Calles anlaşmaya uymadı ve çatışmalar bir süre daha devam etti.Віллем I відмовився підписати таку угоду, і протистояння тривало ще кілька років.
Aldığı kararlara Yürütme uymak zorundadır.Вам потрібно дотримуватись плану, який ви обрали.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Беріг своїх солдатів, навчав їх всьому, що знав.
Bu isteğe uymayan Benazir Butto, 18 Ekim 2007 gecesi, 8 yıllık sürgünden sonra Pakistan'a geri döndü.18 жовтня 2007 року Беназір Бхутто повернулася на батьківщину після 8 років вимушеної еміграції.
Grup uymak zorundadır.Тримається групою.
Grup uymak zorundadır.Skupina se musí schovat.
Omurgasızların birçoğunda formül, anlamsız (belirli bir kurala uymayan) sonuçlar vermiştir.Což rozzuří spoustu obyvatel, kteří čekali na peníze.
Bahçenin açıklığı(şehrin engin manzarasıyla) zamanının göreneklerine uymamaktaydı.Ten však město nedokázal dobýt (vlastně to ani moc nezkoušel) a odtáhl od něj.
Cahit başta bu teklifi reddeder ama ardından plana uymayı kabul eder.Ona zpočátku odmítne, ale později s tím souhlasí.
Okul Mahkemesi, okul kurallarına uymayan öğrenciler ve personelle ilgili karar veren topluluktur.Soudní dvůr je školní shromáždění, které se zabývá lidmi, kteří porušují školní pravidla.
Olası olduğunca 5N 1K kuralına uymalıdır: Kim?Při psaní je nutné dodržovat pravidlo Pět W (What?
Çekoslovak hükümeti 30 Eylül'de antlaşmanın şartlarına uymayı kabul etti.Dne 30. září československá vláda mnichovskou dohodu přijala.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John proto neváhá zasáhnout.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Ninivané se obrací v naději, že i Bůh obrátí a odvrátí od nich (totéž sloveso) svůj hněv a trest.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.A dávám vám přikázání, abyste tyto věci činili.
ELAS, verilen ültimatoma uymadı.Samotná ELAS byla zcela rozpuštěna.
Görgü kurallarına uymaya çok ilgi gösterir.Velice dbal řeholních pravidel.
Sırplar ültimatomun şartlara uymak zorunda kaldı.Proto museli psi zůstat v krutých místních podmínkách.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Děkuji Vám za vše, co jste pro mne učinili.
İnsanların anlaşarak ortaya çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak görülür.Ale lidé teprve zjišťují, jestli je po takovém řešení společenská objednávka.
Kurallara uymayan çocukların popolarına şaplak atar.Snaží se dostat pod čepec všechny neprovdané dívky.