O her zaman modaya uymayan giysileri giyer.Она всегда носит одежду, которая вышла из моды.
Sürücüler trafik kurallarına uymalıdırlar.Водители должны соблюдать правила дорожного движения.
Emirlerime uymanı istemeliyim.Я должен попросить тебя выполнять мои приказы.
Benim planlarıma uymanız gerekiyor.Вам надо подстроиться под мои планы.
Havari Yuhanna, Tanrı'nın yasasına uyma ile İsa'ya inanç arasında hiçbir çelişki görmedi.Апостол Иоанн не видел никакого противоречия между соблюдением Закона Божьего и верой в Исуса.
İspanyol ve Portekiz Yahudileri bu geleneğe uymazlar.У испанских и португальских евреев этот обычай отсутствует.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Трудно приспосабливалась к новым условиям.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.И он пожелает исполнять твои приказы.
2) Vukûf-ı Adedî Anlamı; zikir sayısına dikkat etmek ve uymaktır.Его многоликость поражает и удивляет, а зачастую и восхищает.
SRc'ler yaklaşık olarak bir dönem-parlaklık bağıntısına uymaktadırlar.У Зосимы они с Алёшей встречаются после некоторого перерыва.
Tüm askeri birlikler ve subaylar bu kararnameye uymalıdır.Все офицеры и солдаты отправляются на задание.
Onun bu tavırları, Sünni inanç ilkelerine pek uymamaktadır.Единственное к чему они могли поставить в вину, это то, что они отреклись от веры своих предков.
Sonuç olarak tüm Raspberry Pi donanımları uymayacaktır.Кроме того, не все аксессуары совместимы с Raspberry Pi.
Cesedi bulan oduncunun ifadesi ise hiçbirisininkine uymaz.Труп на столе её не смущает.
Yasağa uymamak ve mahkeme kararına itaatsizlikle suçlandı.Свою вину не признал и считал решение суда незаконным.
Onların kurallarına uymayacaksınız.""Они не послушались правил!")
Her biri o renkte olan anahtar deliklerine uymakta ve kilitli kapıyı açmaktadır.Каждый ключ имеет свой цвет и открывает соответствующую пещеру.
Mezhebe üye olanların bu kurallara uymaları zorunludur.Призывай своих напарников следовать этим правилам.
Onlar bu öğütlere uymayınca Allah tarafından lanetlendiler, deprem ve ateş yağmuruyla yok edildiler.Отрешаясь от погрязшего в грехах мира, они пытались обрести близость к Богу и, таким образом, спасение.
Bu emirlere uymayan askerler ciddi şekilde cezalandırılacaktır.Лица, не подчиняющиеся приказу, будут нести всю полную ответственность за это.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Мартин не стремился совершать какие-либо подвиги.
Bu isteğe uymayan Benazir Butto, 18 Ekim 2007 gecesi, 8 yıllık sürgünden sonra Pakistan'a geri döndü.18 октября 2007 года Беназир Бхутто вернулась на родину после 8 лет вынужденной ссылки.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.А также, как важно придерживаться правил дорожного движения.
Ona uyman lazım.К ней надо привыкнуть.
Dizayn başlangıçta, bir savaş anıtı için göreneklere uymadığından dolayı tartışmalı bulundu.كان التصميم مثير للجدل في البداية لكونه تصميم غير تقليدي لنصب تذكاري للحرب . .
Çizerler bu esprileri çabucak bulabiliyor ve bazı durumlarda güncel olaylara uyması için değiştirebiliyordu.هذه الدعابات المرسومة يمكن أن نجدها بسرعه ويمكن أن تتغير لكى تناسب الأحداث اليومية في بعض المواقف.
Trafik kurallarına uymayanlara karşı devletler ağır koşullar uygulamaya başlar.وبدأت الدول بتطبيق شروط وعقوبات قاسية ضد أولئك الذين لا يمتثلوا لقواعد المرور.
Bir Yahudi buna uymak zorundadır; aksi takdirde bir Müslüman'a yüklenmek hayatından fazlasına mal olur."وأن يبصق حرفياً على اليهودي، كل هذا ويجب على اليهودي أن يستلم؛ حيث أن حياته يستحق أكثر من ضرب محمدي".
Onların kurallarına uymayacaksınız."إنه لا يمكنه الاستماع إلى أوامرك!"
ELAS, verilen ültimatoma uymadı.إل إس دى غير قابل للإدمان.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.المساعدة على تقبل الأوضاع الجديدة.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.فالعباد لابد لهم من مدبر حكيم وسايس عليم لأنهم لا يملكون لأنفسهم ضرا ولا نفعا ولا موتا ولا حياة ولا نشورا.
Çekoslovakya hükumeti anlaşmaya uymayı kabul etti.الحكومة التشيكوسلوفاكية وافقت على الالتزام بالاتفاق.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.أن يفترض أنهم يتصرفون بناء على أوامر.
Doğu Roma, antlaşmayı imzalasa da antlaşmanın şartlarına uymamıştır.بالنسبة لباقي دول الحلفاء، فقد رفضت اليونان الحدود المرسومة ولم تصدّق على المعاهدة.
Neden hâlâ hükmümüze uymayı reddediyorsun ve kendine bir kral diyorsun?لماذا لا تسمع صوتك، تدعوني عدوك ؟!
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.لا تستطيع التفاعل مع متطلبات الحياة العصرية.
Onların kurallarına uymayacaksınız."Eu não vou seguir essas regras ".
Çekoslovak hükümeti 30 Eylül'de antlaşmanın şartlarına uymayı kabul etti.O governo checoslovaco capitulou em 30 de setembro e concordou em cumprir o acordo.
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.O processo obedece a leis da mecânica de buraco negro.
Mac işletim sistemindeki 68000 emülatörü 8KB’a uymadı ve bu yüzden bilgisayar aşırı derecede yavaşladı.O emulador 68000 do Mac OS não coube no 8 KiB e portanto reduziu drasticamente a velocidade do computador.
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Pagar-lhes-ás conforme os seus pecados, ó Deus; sobrevenha-lhes de acordo com suas obras.
Bu kurala uymayan sözcükler öz Türkçe değillerdir.Estes sítios e suas conversas não são, em si, ilegais.
İnsanların anlaşarak ortaya çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak görülür.Certamente apresentar esta prestação de contas a população é sentir o dever cumprido para com a sociedade.
Bir Yahudi buna uymak zorundadır; aksi takdirde bir Müslüman'a yüklenmek hayatından fazlasına mal olur."A tudo isso, o judeu é obrigado a submeter-se, seria mais do que sua vida valia atacar um maometano."
Anlatım Amenemhat'ın öğretisine de uymaktadır.O outro ensinamento real é as Instruções de Amenemhat.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.Todos adaptam-se a novos modos de vida.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Ele ordena você em sua busca.
Bu önlemlere uymayanlar için ağır cezalar uyguladı.Ele também instituiu duras penalidades para os que se recusassem.
Sonuç olarak tüm Raspberry Pi donanımları uymayacaktır.Hierdoor zullen niet alle Raspberry Pi-accessoires passen.
Mac işletim sistemindeki 68000 emülatörü 8KB’a uymadı ve bu yüzden bilgisayar aşırı derecede yavaşladı.De 68000-emulator in het Mac-besturingssysteem paste niet in 8 kB, wat de computer dramatisch traag maakte.
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.De "formule" in de naam verwijst naar een pakket regels waar alle deelnemers en auto's aan moeten voldoen.
Bu emirlere uymayan askerler ciddi şekilde cezalandırılacaktır.Manschappen die hem ongehoorzaam waren, werden onverbiddelijk gestraft.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Aarzelend volgt hij het bevel op.
Ancak müşteri, Geyşa Birliği'nin koymuş olduğu kurallara uymak zorundadır.Gerstengrund laat zijn bestuurstaken uitvoeren door de stad Geisa.
Uymayan kimselere ‘töresiz’ denir.Bij de medeklinkers valt op, dat de h niet uitgesproken wordt (h-deletie).
Bhikkuni'lerin uyması gereken kuralların sayısı daha da çoktur.Voor bhikkhuni's is er echter een striktere discipline.
Kanunlara uymak, onların test edilemeyeceği anlamına gelmez.Wordt de wet niet toegepast, dan kan het verhoor geen enkel bewijs opleveren.
Yasağa uymayan işletmelere gereken cezalar kesildi.Boetes voor het niet naleven van het contract.
Tanrının da uymak zorunda olduğu bazı ahlak kuralları vardır.Er zijn echter wel religieuze voorschriften waaraan de vorst zich moet houden.