Söylediklerin yaptıklarına uymak zorunda.Tes paroles doivent correspondre à tes actions.
Ona uymaktan başka bir şey yapamam.Je ne peux pas faire autrement que lui obéir.
Onun istediğine uymaya gerek yok.Il ne faut pas céder à leur demande.
Trafik kurallarına uymak çok önemlidir.Il est très important de respecter les règles de la circulation.
Herkes için bu kurallara uymak esastır.Il est indispensable que tous suivent ces règles.
Bazı öğrenciler kurallara uymayı zor buluyor.Certains élèves trouvent cela difficile de suivre les règles.
Neden hâlâ hükmümüze uymayı reddediyorsun ve kendine bir kral diyorsun?Pourquoi refuses-tu encore de te soumettre à ma volonté et continues-tu à te parer du titre de roi ?
Onların kurallarına uymayacaksınız."Votre décret ne leur est pas applicable ».
Tanrı, emirlerine uyanları mükafatlandırır, uymayanları eğer tövbe etmezlerse cezalandırır.Celui-ci pria Allah pendant sa descente d'en faire une bénédiction de Sa part et non un châtiment.
2. Yasa, Bir robot insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır.Celle-ci dit: un robot doit obéir à tout être humain.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Le temps de s'accoutumer à de nouvelles règles.
UEFA'nın kriterlerine uymaktadır.Il répond aux critères de la FIFA.
Avrupa Birliği'nin Euro Emisyon Normlarına uymadığı için üretimi 2000 yılında durdurulmuştur.En 2007 la production sera stoppée pour sa non-conformité à la norme antipollution Euro 3.
Hükümet de halk tarafından seçilmiş bir millet meclisinin kararlarına uymak zorundadır.Le gouverneur est assisté par un conseil provincial élu par la population.
Bu gemiler ablukaya uymadıkları takdirde batırılacaklardı.Ce sera dans des navires qui n'ont pas encore coulé.
Bu kurala uymayan çoğu istisnai durum Hartree-Fock hesaplamaları ile tahmin edilebilir.La plupart du temps, cette base est obtenue par un calcul Hartree-Fock.
Kurallara uymayanlar oyundan elenir.Ceux qui n'obéiront pas aux consignes auront un gage.
İnsanların anlaşarak ortaya çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak görülür.Cet amour qui va à l'encontre des conventions sociales leur vaut d'être traqué par tous.
Ona uyman lazım.Vous le devez à la géhenne.
Konsolos bu şarkıya uymanın sonunda bir felaket getirebileceğini soyler.Ces contretemps, vont finalement, par un heureux hasard, permettre d'ajouter encore à la chanson.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.En accord avec le règlement, il veille au maintien de l'ordre.
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.L’adjudication doit solder les dettes éventuelles.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.Sa circulation est régie par les règles communes du code de la route.
Bhikkuni'lerin uyması gereken kuralların sayısı daha da çoktur.Mais les accusations des Puritains sont bien plus nombreuses.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Il attend donc ses instructions.
Bu bağ ise Greg'in duruşuna uymamaktadır.Cette œuvre n'a pas été complétée par les successeurs de Greg.
Bu yorum da kalitenin mükemmelliği yaklaşımına uymaktadır.Ce défi serait la preuve de l'aspect miraculeux du Coran.
Avrupa'nın elektrik fişleri buradakine uymaz.Las clavijas europeas no valen aquí.
Neden hâlâ hükmümüze uymayı reddediyorsun ve kendine bir kral diyorsun?¿Por qué te empeñas en rechazar nuestra autoridad y te sigues llamando rey?
İspanyol ve Portekiz Yahudileri bu geleneğe uymazlar.Los judíos españoles y portugueses no celebran esas costumbres.
Yükümlülüklerime uymak için, ben en çok acı çekenlerle, mahkum edilenlerle, hor görülenlerle beraberim (...)¡Prefiero serlo con el muerto, conmigo y con vosotros, antes que con esos hombres tan honrados! ...
Tipik yönetim danışmanı kalıbına hiçbir zaman uymadı.Nunca le faltó consejo de compañero.
Anlatım Amenemhat'ın öğretisine de uymaktadır.Instrucciones de Amenemhat.
Yeniden üretim işgücünün düzenin kurallarına uymasının sürdürülmesidir.Verificar el cumplimiento de la normativa laboral vigente.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.No creo que John haya colaborado en ella.
Kurallara uymayanlar oyundan elenir.El que irrespeta las reglas, queda fuera del juego.
Grup uymak zorundadır.El grupo debe seguir a pie.
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.El mundo se explica por meras leyes mecánicas.
En son hükümet verileri, diğer kuruluşların ettiği tahminlerine daha fazla uymaktadır.El resto de títulos el autor los mantiene en secreto para más expectación.
Wolpert'e göre bilim bizim doğal beklentilerimize uymaz.En opinión de Gould, la ciencia es irrelevante para las afirmaciones morales.
Pope V.Clement onları Hristiyanlığa uymayan davranışlarda bulunmakla suçluyordu.El papa Clemente V no creyó en las acusaciones de herejía.
Ona uyman lazım.Pero hay que seguirla.
Çekoslovak hükümeti 30 Eylül'de antlaşmanın şartlarına uymayı kabul etti.El gobierno checo capituló el 30 de septiembre y accedió a regañadientes a cumplir el acuerdo.
Her biri o renkte olan anahtar deliklerine uymakta ve kilitli kapıyı açmaktadır.Las demás llaves abrían cada llave la cerradura de su color.
Taraflar 15 yıl ateşkese uymayı taahhüt ederler.Los colonos volvieron a vivir tranquilos durante 15 años.
İspanyol ve Portekiz Yahudileri bu geleneğe uymazlar.Gli ebrei spagnoli e portoghesi non osservano questa tradizione.
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.Il processo obbedisce alle leggi della meccanica del buco nero.
Onların kurallarına uymayacaksınız."Non le faccio io le regole».
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.Ognuno dei generali si vede costretta ad adeguarsi allo stile di vita moderno.
Bağlaç olan "de" ve "da" ayrı yazıldığı için yazımda ünsüz sertleşmesi kuralına uymaz.Inoltre si tatua le parole “si” e “no” sui palmi delle mani.
Cinayet mahalinde tespit edilmiş olan ayak izleri de Jesse'nin ayak izlerine uymaktaydı.Emergono inoltre i passi in avanti fatti dalla polizia che potrebbe essere sulle tracce di Jesse.
Ermenistan’ı ateşkese uymaya ve çatışmalara bir an önce son vermeye davet etti.Chiese pertanto l'immediata cessazione delle ostilità.
Cahit başta bu teklifi reddeder ama ardından plana uymayı kabul eder.Kanan inizialmente rifiuterà, ma si aggiungerà in seguito.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Gli consegnò tutte le cose concesse a suo uso.
Ancak Calles anlaşmaya uymadı ve çatışmalar bir süre daha devam etti.Carlo I riuscì però a fuggire e la guerra continuò ancora per un anno.
Okul Mahkemesi, okul kurallarına uymayan öğrenciler ve personelle ilgili karar veren topluluktur.Il tribunale è l'incontro scolastico che si occupa dei bambini che infrangono le regole.
Bu tanım Halkapınar'a uymaktadır.È il seguito di Dèmoni.
Tüm askeri birlikler ve subaylar bu kararnameye uymalıdır.Tutte le autorità ed i funzionari accompagneranno il feretro.
Mac işletim sistemindeki 68000 emülatörü 8KB’a uymadı ve bu yüzden bilgisayar aşırı derecede yavaşladı.L'emulatore non riusciva ad entrare negli 8 KB della cache e quindi la macchina era molto lenta.
Bu bağ ise Greg'in duruşuna uymamaktadır.Queste tracce non appartengono ai genitori di Gregory.