Bence, bu oldukça uygunsuzdur.In my opinion, this is quite unsuitable.
Onun ofisi istasyon için uygundur.His office is convenient for the station.
Bu yer, toplu taşıma araçları için uygun değildir.This place isn't convenient for public transportation.
Üzgünüm, sana adımı söyleyemem. Fazlasıyla uygunsuz.Sorry, I can't tell you my name. It's too indecent.
Esperanto uluslararası iletişim için çok uygun olan modern bir dildir.Esperanto is a modern language that is very suitable for international communication.
Vejetaryenler ve veganlar için uygundur.Suitable for vegetarians and vegans.
Bu oda uyumak için uygun değil.This room is not suitable for sleeping.
Yukarıda bahsedilen posta öğesi usulüne uygun şekilde teslim edilmiştir.The above-mentioned mail item has been duly delivered.
Şu kılıç bir prens için uygun.That sword is fit for a prince.
Bir yarı zamanlı iş ev hanımları için uygundur.A part-time job is suitable for housewives.
Yarı zamanlı bir iş ev kadınları için uygundur.A part-time job is convenient for housewives.
O, uygundu.It was convenient.
Onun hakkında konuşmak için uygun bir zaman değil, değil mi?It's not a convenient time to speak about that, is it?
Uygunluk özgürlüğün gardiyanı ve büyümenin düşmanıdır.Conformity is the jailer of freedom and the enemy of growth.
Bu müzik türü herkesin zevkine uygun değil.This type of music is not to everyone's taste.
Bu çok daha uygun.It's much more convenient.
Keşke fötr şapka modaya uygun geri gelse.I wish the fedora would come back in style.
Eğer uygunsa, lütfen bu gece buraya gel.If it's convenient, please come here tonight.
Araba kapısı uygun şekilde kapanmıyor.The car door doesn't close properly.
Onun ceketi ortam için uygun değildi.Her coat wasn't appropriate for the occasion.
Onun hikayesi durum için uygun değildi.His story wasn't appropriate for the occasion.
Kedimi beslediğim aynı şeyle köpeğimi beslemek uygun mudur?Is it OK to feed my dog the same thing that I feed my cat?
Bazı köpek sahipleri köpeklerini balıkla beslemenin uygun olup olmadığını merak ediyorlar.Some dog owners wonder if it's OK to feed their dogs fish.
Eğer köpeğini uygun şekilde beslersen, onun ömrünü uzatabilirsin.If you feed your dog properly, you can increase his lifespan.
Sanırım uygun bir kamera almamın zamanıdır.I think it's time for me to buy a decent camera.
Sanırım kızıma uygun bir bilgisayar almamın zamanıdır.I think it's time for me to buy my daughter a decent computer.
Sanırım onu uygun olarak nasıl yapacağını sana göstermemin zamanıdır.I think it's time for me to show you how to do that properly.
Ben ona uygun değilim.I am not equal to it.
O, oldukça uygunsuz.It is highly improper.
Yeşil su içmeye uygun değildir.The green water is not suitable for drinking.
Ben seninle daha uygun bir zamanda konuşacağım.I'll speak to you at a more convenient time.
Tom en uygun fiyatlarla almak için nereye gideceğini biliyor.Tom knows where to go to get the best prices.
Tom bu işe uygun değildir.Tom is unfit for that job.
Tom toplantıyı düzenlemek için uygun bir yer arıyor.Tom is looking for a suitable place to hold the meeting.
Tom'un işi uygun şekilde yapmak için zamanı yoktu.Tom didn't have time to do the job properly.
Tom Mary'nin iş için uygun olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think Mary is fit for the job.
Tom Mary'nin giydiğinin ortam için uygun olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think what Mary was wearing was appropriate for the occasion.
Tom ve Mary birbirleri için uygun görünüyorlar.Tom and Mary seem to be suited for each other.
Tom Mary'nin giydiğinin resmî bir parti için uygun olmadığını düşünüyordu.Tom thought what Mary was wearing wasn't appropriate for a formal party.
Tom Mary'nin elbisesinin etkinlik için uygun olmadığını düşündü.Tom thought Mary's dress wasn't appropriate for the occasion.
Tom Mary'nin davranışının uygun olmadığını düşündü.Tom thought Mary's behavior was inappropriate.
Tom işe uygun olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he is up to the job.
Japonya'da uygun bir dükkân bulmak için asla çok uzağa gitmek zorunda değilsin.In Japan, you never have to go too far to find a convenience store.
Programa uygun gidiyoruz.We're on schedule.
En uygun çözümü bulmak önemsiz değildir.Finding an optimal solution isn't trivial.
Bu tür yorumları sansür edebilsek çok uygun olurdu.It'd be very convenient if we could censor this kind of comment.
Bazı insanlar Tom'un davranışının uygunsuz olduğunu hissetti.Some people felt that Tom's behavior was inappropriate.
Tom, akşam yemeğinden sonra yüzmenin uygun olacağını söyledi.Tom said it would be OK to swim after dinner.
Bu şarkı uygun görünüyordu.This song seemed appropriate.
O bir öğretmen olmak için uygun değil.He's not fit to be a teacher.
Bayan, akşam için herhangi bir uygun oda var mı?Miss, are there any available rooms for tonight?
Şu anda, tatil sırasında giymek için bazı uygun kıyafetler seçiyorum.Right now, I'm choosing some suitable clothes to wear during the vacation.
En uygun çözümü bulmak biraz zaman alacak.Finding an optimal solution will take some time.
Görünen o ki, Tatoeba yeniden uygun şekilde çalışıyor.It seems that Tatoeba is working properly again.
O askerliğe uygun, bu yüzden o orduya katılacak.He's able-bodied, so he's gonna join the army.
O, iş için uygun değildir.She's unfit for the job.
O birkaç tane uygun soru sordu.He asked a few pertinent questions.
İngilizce Vikipedi bugün kullanıma uygun olmayacak.English Wikipedia will be unavailable today.
O bir uygun mini etekle yeşil bir ceket giyiyordu.She was wearing a green coat with a matching mini-skirt.
Tom'un performansı onun hayranlarının beklentilerine uygun değildi.Tom's performance was not up to his fans' expectations.