Uygun bakım ve beslenme uygulanmalıdır.Mendapatkan pelayanan kesehatan dan makanan yang layak.
Bu gelenek şimdilerde uygulanmamaktadır.Kebiasaan ini sekarang tidaklah diharuskan.
Kakma aşı en çok baş parmak kalınlığındaki anaçlara uygulanmaktadır.Cara perawatannya kontroversial dan diterapkan untuk titik-titik nyeri punggung yang paling parah.
Bu program, birçok ülkede uygulanmaktadır.Sistem ini diterapkan dan digunakan di banyak negara.
Büyük misterler: Bunlar, ilk aşamada edinilen teorik bilgilerin uygulanmasıyla kazanılan bilgilerdi.Pada awalnya berfungsi sebagai madrasah yang mengajarkan ilmu-ilmu Quran.
Eşitlik ilkesi her alanda ve herkesi kapsayacak şekilde uygulanmaya başlar.Dunia politik memang selalu menarik untuk di diskusikan dimanapun dan oleh siapapun.
Bu ülkelerde kapitalist ekonomi modeli uygulanmaktadır.Negara ini paling diuntungkan dalam sistem ekonomi kapitalis.
Ayrıca Şmita ürünlerinin satışına, tüketimine ve imha edilmesine ilişkin bir dizi yasa da uygulanmaktadır.Berbagai hukum diterapkan pula untuk penjualan, pengkonsumsian dan pembuangan hasil-hasil bumi selama shmita.
Bu valiliğin kurulmasıyla birlikte bu illerde olağanüstü hal uygulanmaya başlandı.Setelah menempati rumah itu, hal-hal yang aneh pun mulai terjadi.
Nöbetleşe ekin uygulanmakla birlikte genel verimlilik düşüktü ve hektar başına 1 ton civarındaydı.Namun yang menggembirakan, lanjut dia, realisasi luas lahan padi justru mencapai 81.000 hektare.
Tip III genelde Doğu Afrika'da uygulanmaktadır.Laba-laba ini biasanya banyak ditemui di Afrika Timur.
Kamera hareketleri filmin hikâyesini daha etkili kılacak şekilde uygulanmaya başladı.Beberapa perubahan membuat jalan cerita film tersebut menjadi lebih dramatis.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík kêu gọi người dân đưa ra sáng kiến trong cách áp dụng chương trình cải cách.
Bu öneri Karush-Kuhn-Tucker teoremininin uygulanmasına göre gerçekleşir.Đây chính là ý nghĩa của điều kiện Karush-Kuhn-Tucker.
Bu sözleşmenin uygulanması ise ülkelerin sorumluluğu altındadır.Việc quản lý các lưu vực này trở thành trách nhiệm của các quốc gia chia sẻ nó.
Din polisi ise bu kuralların uygulanmasını sağlamakla görevli idi.Cảnh sát vẫn tin rằng họ đã tuân thủ quy trình.
Dünya Sağlık Örgütü dünyada hastalığın yaygın görüldüğü yerlerde 9 aylıkken uygulanmasını önermektedir.Tổ chức Y tế Thế giới khuyến cáo tiêm chủng vắc xin vào lúc chín tháng tuổi ở những vùng có bệnh lưu hành.
Bu gelenek son yıllarda artık uygulanmaz olmuştur.Cách tính thời gian này đã trở nên thông dụng trong những năm gần đây.
Tek çocuk politikası 1979 yılında aşırı nüfus artışının önlenmesi amacıyla uygulanmaya koyuldu.Chính quyền Trung Quốc thi hành chính sách một con vào năm 1979 để giảm nhẹ vấn đề quá tải dân số.
Bu nedenle bu ilacın uygulanmasında sonraki 24 saat içinde emzirme önerilmez.Sử dụng thuốc này không được khuyến cáo trong hơn bảy ngày.
Avrupa’dan alınan kanunların doğrudan uygulanmasına karşıydı.Pháp luật tương tự đã được ban hành ở châu Âu.
Günümüzde dünyanın dört bir yanında uygulanmaya devam eden bir program olmuştur. ^Nói chung có 4 hệ thống pháp luật đang được thực thi ngày nay trên thế giới.
Bu fikir İngiliz Ordusu tarafından uygulanmaya başlanmıştır.Việc này được cho là do chính phủ Hoa Kỳ thúc đẩy sử dụng tiếng Anh.
Bazı yarışlarda bu kural uygulanmayabilir.Luật này có thể không được áp dụng trong các trận đấu giao hữu.
Ancak filmin yönetici yapımcısı John Lasseter bunu her duygu için uygulanmasını istedi.Tuy nhiên, khi John Lasseter xem nó, ông đã đề nghị thực hiện thiết kế này trên tất cả các cảm xúc khác.
MS 645'te Taika Reformları sistemin uygulanmasının ilk işaretleri idi.Từ năm 645, Cải cách Taika đã hình thành những đặc điểm đầu tiên của hệ thống Ritsuryō.
Uygulamalı matematik, matematiksel bilginin diğer alanlara uygulanmasıyla ilgilidir.Toán học ứng dụng là một ngành toán học áp dụng các kiến thức toán học cho các lĩnh vực khác.
1991 yılından beri yaz saati uygulaması uygulanmamıştır.Thời gian tiết kiệm ánh sáng ban ngày đã không được quan sát kể từ năm 1991.
Asla birisine vurulmasına göz yummam ve asla şiddet uygulanması gerektiğini düşünmem.Hắn không nỡ làm người khác bị thương, chứ đừng nói gì tới chuyện xuống tay sát hại ai bao giờ.
İkisinin eğitim sistemi Bologna Süreci'ne göre uygulanmaktadır.Hiện tại, mô hình đào tạo của trường dựa theo yêu cầu của hệ thống Bologna.
Manevi sebeplerden dolayı bu istek uygulanmadı.Nhưng vì nhiều lý do, tâm nguyện này chưa được thực hiện.
Vatunun uygulanması da Avustralya dolarının resmî kullanımına son vermiştir.Lời giới thiệu của vatu cũng kết thúc sự lưu hành chính thức của đô la Úc ở Vanuatu.
Bu nedenle Ersöz ile ilgili tüm takdiri ve yasal indirimlerin uygulanması gerektiğini düşünüyorum." demiştir.法と証拠に基づき厳正に対処していく」と訓示した。
Burada alınan kararların uygulanmasına hemen geçildi.与えられた指示を実行する。
Çoğu algoritmalar bilgisayar olarak uygulanmak üzere tasarlanmıştır.多くのアルゴリズムは、コンピュータプログラムとして実装されることを意図している。
1 Ocak - Ölçüler Kanunu uygulanmaya başlandı.1月1日 - メートル法が実施される。
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.これは多数の学校で行われている。
Titreşimli uyarı: uygulanmadı.当たったらしょうがない」と助言する一幕もあった。
Yıkamak gerektiğinde kuru şampuan uygulanmalıdır.洗浄の際にはたわしが用いられる。
Donanma Polisinin başlıca görevi, Gazze ablukasının uygulanmasına kadar Gazze'deki karasuları korumaktı.生き残った乗員はニューヨークに到着するまで警察の保護が必要であった。
Ritmi geri getirmek için kalp masajı uygulanmaya başlanır.義太夫のリズムを動きにいかす心が大切です。
Bu sözleşmenin uygulanması ise ülkelerin sorumluluğu altındadır.この協定の遂行に各国は責任を負う。
1918 - Yaz Saati Uygulaması, ABD'de ilk kez uygulanmaya başlandı.1918年 - アメリカ合衆国で初めてサマータイムを実施。
2005 ve 2008 yılları arasında Mahmud Ahmedinecad kararı ile yaz saati uygulaması İran'da uygulanmamıştır.2005年から2008年の期間はマフムード・アフマディーネジャード大統領(当時)の決定により夏時間を実施しなかった。
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.保健衛生及び職場の安全に留意する習慣をつけさせる。
Harmanlanmış öğrenme metodunun uygulanması için genel geçer kurallar yoktur.向き癖を防止するなどの科学的根拠はない。
Günümüzde bu görevler Avrupa Savunma Ajansı'nca uygulanmaktadır.これらの組織は欧州防衛機関に引き継がれている。
Benzeri protokol paketler diğer ağa yönlendirilmediğinde de uygulanmaktadır.このようなプロトコルパケットはその他のネットワークに転送されない。
Gebe kadınlara ancak açık bir biçimde gerekliliği saptanmış vakalara uygulanmalıdır.真性のマゾ女性しか受け入れられない責めである。
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.特にヴェルサイユ条約の撤廃を強く主張した。
Tip III genelde Doğu Afrika'da uygulanmaktadır.ハプログループL3は東アフリカでもっともよく見られるタイプである。
Sınavın tek basamak olarak uygulanmasına devam edilmiştir.試験は1次試験のみの形式が続いた。
Despina Don Alfonso'dan kızları kandırmak için kendi planının uygulanmasını ister.ドン・アルフォンソはデスピーナと姉妹を陥落させる計画を進める。
Bu fikir İngiliz Ordusu tarafından uygulanmaya başlanmıştır.この作戦がイギリス軍に漏れていた。
Vücudun bazı parçalarına uygulanması için daha küçük taşınabilir akümülatörler üretti.機体の特定部分に装着できる補助パーツ。
Üniversitede klasik (vize-final) sistem uygulanmaktadır.最近は塾統(練成会のテスト)を共同で実施している。
Okulda kıyafetle ilgili herhangi bir zorunluluk uygulanmamaktadır.学童服着用義務がある。
Imperio: Uygulanması Sihir Bakanlığı tarafından yasak olan 3 Affedilmez Lanet'ten biridir.禁じられた呪いの魔法、『呪術』を習得している騎士。
Bağdad'da Şii gelenek ve görenekler uygulanmaya başlandı.これらはバスティッド内の自由と慣習とは、線引きされていた。
Ancak gazeteye halen hükümet tarafından sansür uygulanmaktadır.しかし、それでもメディアは政府によって一定の規制の下に置かれている。