Vatunun uygulanması da Avustralya dolarının resmî kullanımına son vermiştir.Η εισαγωγή του βάτου έφερε και το τέλος της επίσημης κυκλοφορίας του αυστραλιανού δολαρίου στο Βανουάτου.
Uygulanması kolaydır, evde de imal edilebilir.Μπορεί εύκολα να παρασκευαστεί και στο σπίτι.
Bu öneri Karush-Kuhn-Tucker teoremininin uygulanmasına göre gerçekleşir.Όπως ειπώθηκε παραπάνω, αυτό είναι το θεώρημα Cook–Levin.
Ayrıca Şmita ürünlerinin satışına, tüketimine ve imha edilmesine ilişkin bir dizi yasa da uygulanmaktadır.Αρκετοί νόμοι, επίσης, εφαρμόζονται για το εμπόριο, την κατανάλωση και τη διάθεση προϊόντων του σεμιτάχ.
BM kuruluşundan bugüne kadar uluslararası insan hakları hukukunun uygulanmasında önemli bir rol oynamıştır.Ο Ο.Η.Ε. έπαιξε έναν σημαντικό ρόλο στη διεθνή νομοθεσία για τα ανθρώπινα δικαιώματα από την ίδρυσή του.
24 Ağustos 1995'te Gürcistan Parlamentosu tarafından onaylandı ve 17 Ekim'de uygulanmaya başladı.Εγκρίθηκε από το Κοινοβούλιο της Γεωργίας στις 24 Αυγούστου 1995 και τέθηκε σε ισχύ στις 17 Οκτωβρίου 1995.
Bu iki analizin uygulanmasıyla yapılan analize ise kimyasal analiz denir.Αυτός ο γενικός κλάδος της έρευνας ονομάζεται αρμονική ανάλυση.
Bir Maasainin yaşamının sona ermesinde ise somut bir tören uygulanmaz.Όπως ήταν φυσικό, με τη λήξη του αγώνα δεν έγινε κάποια τελετή.
Hastalığın nadir görüldüğü yerlerde 12 aylıkken uygulanması uygundur. canlı aşı.Σε περιοχές όπου η ασθένεια είναι σπάνια, κρίνεται λογική η χορήγησή του σε ηλικία 12 μηνών.
İstatistik Proses Kontrol Tekniklerinin Bilgisayar Ortamında Uygulanması.Τεχνολογία υπολογιστών Επεξεργαστική ισχύς των υπολογιστών.
Bu fikir kabul edildi ve uygulanmasına karar verildi.Το σχέδιο αυτό εγκρίθηκε και τέθηκε σε ισχύ.
Bilimsel içeriği nedeniyle anlaşılması ve uygulanması ileri derecede uzmanlık gerektirmektedir.Απαιτούν προσοχή και ειδίκευση γιατί εμπεριέχουν ρίσκο.
Bu sistem 1 Ağustos 2007 tarihinden beri uygulanmaktadır.Ο κανονισμός ισχύει σε όλα τα κράτη μέλη από τις 3 Μαρτίου 2013.
Bu maçlarda uluslararası futbol kurallarının tamamı uygulanmazken, bazıları ise değişiklik göstermektedir.Στους αγώνες αυτούς δεν καταρρίφθηκαν παγκόσμια, μολονότι μερικά απειλήθηκαν.
Kurbanlara acil tedavi uygulanmazsa solunum yetmezliğinden ölebilirler.Αν δεν χορηγηθεί άμεσα θεραπεία είναι πολύ πιθανός ο θάνατος.
Bu ikinci bir aldatmacanın, kesik baş aldatmacası nın, uygulanmasını gerektirir.Εξαιτίας της νοθείας επιβάλλεται η διεξαγωγή και δεύτερου γύρου.
Kanunların uygulanmasına ilişkin esasları gösterir.Εφαρμόζει τους νόμους.
Farmakoterapi : Hastalıkların tedavisinde ilaçların uygulanmasını konu alır.Η αλλογενής μεταμόσχευση είναι η θεραπεία εκλογής στις παρακάτω ασθένειες:
Günümüzde Hindistan, Nepal ve Sri Lanka'da uygulanmaktadır.Η εικόνα του βρίσκεται σε ολόκληρη την Ινδία, Σρι Λάνκα και Νεπάλ.
19 Mayıs - Türkiye'de Sigara İçme Yasağı resmen uygulanmaya başlamıştır.Ελλάδα: Αρχίζει η εφαρμογή του μέτρου της απαγόρευσης του καπνίσματος σε δημόσιους χώρους.
Anlaşma Faroe Adaları ve Grönland için uygulanmaz.Anordningen gælder ikke for Færøerne og Grønland.
1996'dan beri Avrupa Yaz Saati, mart ayının son pazar gününden ekim ayının son pazarına kadar uygulanmaktadır.Perioden for sommertid strækker sig i Danmark fra sidste søndag i marts til sidste søndag i oktober.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Men de havde undervurderet effekten af Versaillesaftalen.
Sistem, 1883 tarihli “Pendleton Act”'in ABD’de uygulanmasıyla başlanmıştır.I 1883 blev "The Pendleton Civil Service Reform Act" gennemført.
Kanunların uygulanmasına ilişkin esasları gösterir.Folket har direkte indflydelse på gennemførelsen af love.
Bir Maasainin yaşamının sona ermesinde ise somut bir tören uygulanmaz.At bygge sin religion over en bog alene går aldeles ikke an.
Ancak bu kurallar her sözlükte uygulanmayabilir.Denne ordbogsregel bliver dog ikke taget så nøje til daglig.
1981'de birinci beş yıllık plan uygulanmaya başlandı.I 1951 trådte den første femårs-plan i kraft.
1991 yılından beri yaz saati uygulaması uygulanmamıştır.Kontrakten var dog først gældende fra sommeren 2011 af.
Bu durum bu tür bir güç için uygulanması gereken standart prosedür idi.En sådan progressiv strømning havde brug for modstand.
Ritmi geri getirmek için kalp masajı uygulanmaya başlanır.Her giver man hjertet et stød, for at få det tilbage i rytme igen.
Fakat NELSAK kararnamesi hiçbir zaman uygulanmadı.Dronningekammeret har aldrig været i brug.
Ama ardından ortaya çıkan mali ve yönetsel güçlükler, bu projenin uygulanmasını engelledi.Men landets finansielle afmagt forårsaget af krigen hindrede planens udførelse.
1918 - Yaz Saati Uygulaması, ABD'de ilk kez uygulanmaya başlandı.1918 – Sommertid blir tatt i bruk for første gang i USA.
Titreşimli uyarı: uygulanmadı.Det ble med ryktene; intet håndfast ble noensinne fremlagt.
Uygulanması yasak olan ve cezası çok ağır olan 3 Affedilmez Lanetten birisidir.Torturforbannelsen, og en av de tre utilgivelige forbannelser.
Vatunun uygulanması da Avustralya dolarının resmî kullanımına son vermiştir.Innføringen av vatu betød også slutten på den offisielle bruken av australsk dollar i Vanuatu.
Bu sebeple taşımalı eğitim uygulanmaktadır.Derfor må det trenes. ...
Din polisi ise bu kuralların uygulanmasını sağlamakla görevli idi.Politiet ble pålagt å følge med på at forskriftene ble overhold.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Rådet skulle stå for gjennomføringen av bestemmelsene i Versaillestraktaten.
Bu tarihten sonra hemen hemen her çocuk en az lise öğrenimini tamamlamıştır. taşımalı eğitim uygulanmaktadır.Men etter hvert blir dette mer enn den unge studenten kan håndtere.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.I praksis ble ikke alltid dette respektert.
Lizbon Antlaşması ile getirilen nitelikli çoğunluğa ilişkin yöntemin uygulanması 2014 yılına kadar ertelendi.De nåværende stemmereglene fra Nice-traktaten beholdes fram til 2014.
Bu not tutma yöntemi Kur'an dersleri hariç hemen hemen bütün derslerde uygulanmaktaydı.Disse tekstene ble nesten uten unntak brukt ved universitetene.
Bu da başarıyla çalışan bir sistemin kurulmasını ve etkin politikaların tasarlanıp uygulanmasını gerektirir.For å få igang en nyttig dialog, må vi skape passende og stimulerende politiske omstendigheter.
(Penaltı vuruşları henüz uygulanmaya başlanmamıştı.)(Sølibat var ennå ikke innført).
TOBB ETÜ’de ortak eğitim 2005 yılında uygulanmaya başlamıştır.Hva kan gjøres for å sikre fortsatt drift av Skjærgårdsskolen også i 2005 og videre fremover?»
Medikal genetik, kısaca, genetiğin tıbba uygulanmasıdır.Medisinsk Genetikk er anvendelsen av kunnskap om genetikk til medisinske formål.
Geniş kapsamlı sanayileşme programları uygulanmaya çalışıldı.Samtidig ble det utarbeidet store utbyggingsplaner.
Demokratik ülkelerde çeşitli seçim sistemleri, değişik usullerle uygulanmaktadır.I Storbritannia brukes forskjellige valgordninger i forskjellige regioner.
Ettinger bu işlemin 'tam ölüm anında' kendisine uygulanmasını da öngörüyordu.Napoleon hadde personlig «bestilt» denne dødsdommen.
Kurbanlara acil tedavi uygulanmazsa solunum yetmezliğinden ölebilirler.Hvis den absorberte dosen ikke er for høy, kan døden unngås hvis motgift injiseres øyeblikkelig.
Bu gelenek şimdilerde uygulanmamaktadır.I dag er systemet ikke i alminnelig bruk.
Bir kuvvetin uygulanma noktasını değiştirmek o kadar da zor değildir.Det er vanskelig å vurdere krigstrusselen.
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.Dette inkluderer overvåking av operativ trygghet og trygghet og helse på arbeidsplassen.
MS 645'te Taika Reformları sistemin uygulanmasının ilk işaretleri idi.Pada tahun 645, Reformasi Taika merupakan tanda-tanda pertama dari implementasi sistem tersebut.
Çoğu algoritmalar bilgisayar olarak uygulanmak üzere tasarlanmıştır.Kebanyakan algoritme ditujukan untuk diimplementasikan sebagai program komputer.
Barbekü dünyanın birçok yerinde uygulanmaktadır ve çok sayıda bölgesel farklılıklar vardır.Barbekyu memiliki banyak variasi regional dan dipraktikkan di banyak wilayah di dunia.
Uygulanması durumunda ise tek seferde 15 dakika ile sınırlı tutulmalıdır.Dan jika hal ini dilakukan, harus dibatasi hanya selama 15 menit saja setiap kali.
Bu fikir kabul edildi ve uygulanmasına karar verildi.Kemudian proposal itu disetujui dan diperintahkan untuk dilaksanakan.