(Penaltı vuruşları henüz uygulanmaya başlanmamıştı.)(Niet alle hier getoonde lijnen zijn al in gebruik genomen.)
Bu kuralın uygulanmadığı senaryolar da mevcut.Er zijn gevallen waarin deze regel niet geldt.
Manipulus bölünmesi uygulanmaya başlandı.Zniesiono obowiązek używania manipularza.
Ülkede % 5 seçim barajı uygulanmaktadır.Obowiązuje pięcioprocentowy próg wyborczy.
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.Metoda jest obecnie stosowana w wielu szkołach.
1918 - Yaz Saati Uygulaması, ABD'de ilk kez uygulanmaya başlandı.1916 – W Wielkiej Brytanii wprowadzono po raz pierwszy czas letni.
İlaç yalnızca bir defa uygulanmaktadır.Lek przyjmuje się jednorazowo.
Uygulanması durumunda ise tek seferde 15 dakika ile sınırlı tutulmalıdır.W przypadku ich stosowania należy ograniczyć czas jednorazowej kąpieli do 15 minut.
O yıl bir ateşkes uygulanmaya başladı.Po południu nastąpiło zawieszenie broni.
Bir kişinin vajinaya, diğer kişinin de anüse girmesi; bu pozisyonun genel uygulanma şeklidir.Czy wkraczając w czyjeś życie, wiążąc się z kimś, bierzemy za tę osobę odpowiedzialność na zawsze?
Dünya genelindeki çabalarının ürünü olarak metodu dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.Ze względu na swoją praktyczność norma ta jest stosowana w większości krajów świata.
Üniversitede klasik (vize-final) sistem uygulanmaktadır.W zespole stosowany jest system absolwentek.
Bu nedenle Ersöz ile ilgili tüm takdiri ve yasal indirimlerin uygulanması gerektiğini düşünüyorum." demiştir.Oznacza to, że ograniczenia i warunki stawiane przez kraje pochodzenia muszą być przestrzegane”.
Kurbanlara acil tedavi uygulanmazsa solunum yetmezliğinden ölebilirler.Bez leczenia surowicą może dojść do szybkiego zgonu.
Televizyonun çıkmasıyla günümüzde pek uygulanmamaktadır.Trudno to sobie wyobrazić teraz, kiedy czas spędzamy przed telewizorem.
Kakma aşı en çok baş parmak kalınlığındaki anaçlara uygulanmaktadır.Kava oddziałuje najsilniej przyjmowana na pusty żołądek.
Töre kültürü uygulanmamaktadır.Dlaczego kultury nie da się zagłuszyć?
Yıkamak gerektiğinde kuru şampuan uygulanmalıdır.W razie potrzeby można kąpać lub używać suchego szamponu.
Ama ardından ortaya çıkan mali ve yönetsel güçlükler, bu projenin uygulanmasını engelledi.Jednakże problemy finansowe i kwestie biurokratyczne uniemożliwiły realizację tego planu.
Her ne kadar bu plan tam olarak uygulanmadıysa da dünyanın her tarafında mimarlara ilham kaynağı oldu.Mimo że budowla była niedokończona, stała się wzorcem dla podobnych konstrukcji w całym świecie greckim.
Uygulanma sırasında asepsi kurallarına uyulmalıdır.Obowiązują zasady zachowania aseptyki.
1 Ocak 2016'da sürücü belgelerine ilişkin yeni yasalar uygulanmaya konuldu.Od 1 lipca 2016 weszły w życie przepisy dotyczące m.in. stosowania niebieskich kartek.
Progressivizm Amerika'nın tipik felsefesi olan pragmatizmin eğitime uygulanmasıdır.Teoria ta wywodzi się z amerykańskiego pragmatyzmu filozoficznego.
Bu çalışma türlerinde oluşan fark ise yöntemin uygulanma biçimidir.W tym przypadku zastosowane oprzyrządowanie odróżnia sposób wykonania.
Isırık bölgesine kesinlikle turnike uygulanmamalıdır.Na Menczył nie prowadzą szlaki turystyczne.
2014 senesinden itibaren Cambridge uluslararasi eğitim sistemi olan IGSCE uygulanmaya baslamıştır.Od 2014 roku dostępne są aplikacje do nauki języka arikara.
Fakat NELSAK kararnamesi hiçbir zaman uygulanmadı.Nierówność Carnapa nie jest zatem nigdy spełniona.
Fakat bu gelenek 1980'li yıllardan itibaren uygulanmamaktadır.Niemniej jednak dyscyplina ta jest uprawiana tam od bardzo dawna, a już od lat 80.
Bu doldurma işlemi güvenli olmadığı için artık uygulanmamaktadır.Ze względu na łatwość łamania tego rodzaju szyfrów, nie są one już stosowane.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.W praktyce warunek ten nie zawsze jest przestrzegany.
Despina Don Alfonso'dan kızları kandırmak için kendi planının uygulanmasını ister.Chcą nawet pojedynkować się z Don Alfonsem w obronie honoru swoich dziewcząt.
Bu hakkın uygulanması ülkelere göre farklılık gösterebilmektedir.Używanie tego prawa różniło się jednak w zależności od krajów.
Kamera hareketleri filmin hikâyesini daha etkili kılacak şekilde uygulanmaya başladı.Takie restrykcje zdecydowanie przyspieszają działanie naszego filmu.
Bu gelenek son yıllarda artık uygulanmaz olmuştur.Tradycja ta była kontynuowana w następnych latach.
Doğu Cephesi'nde savaşan Nazi birliklerinin yalnızca bir bölümü bu emrin uygulanmamasını tavsiye etmiştir.Tylko w jednej dywizji walczącej na froncie wschodnim oficjalnie zalecono niestosowanie rozkazu.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík uppmanade folket att se till att genomföra reformprogrammet.
Uygulanması durumunda ise tek seferde 15 dakika ile sınırlı tutulmalıdır.Om de används bör de begränsas till 15 minuter åt gången.
Enfeksiyon tehlikesi bulunan kadınlara, gammaglobulin uygulanmalıdır.Drabbade personer behandlas med gammaglobulin.
Uygulanması kolaydır, evde de imal edilebilir.Den är möjlig att tillverka hemma.
Tek çocuk politikası 1979 yılında aşırı nüfus artışının önlenmesi amacıyla uygulanmaya koyuldu.Regeringen började den ettbarnspolitiken år 1979 för att hindra ökningen av befolkningsmängden.
Ülkede % 5 seçim barajı uygulanmaktadır.I val till parlamentet tillämpas en femprocentspärr.
1926'da, gazetelerde yeni bir basım tekniği uygulanmaya başlandı.År 1928 utgav man Ny Militär Tidskrift.
1991 yılından beri yaz saati uygulaması uygulanmamıştır.Sommartidsomställningar sker sedan 2011 inte.
Bu revizyonlar uygulanmasından sonra karşı çıkanlar aforoz edildi.Efter ajournering beslöt de som röstade emot att lägga ner sina röster.
Sicim kuramının uygulanmasında altı boyutlu Calabi-Yau dağıtımları göz önüne alınır.För att koppla ihop 6 dimensioner används Calabi-Yau-rymder.
O yıl bir ateşkes uygulanmaya başladı.Det slutade med vapenvila.
1976'da uygulanmaya konulup 1994'te iptal edilmiş fakat 2007'de tekrar kullanılmaya başlanmıştır.Denna examen avskaffades 1969 men återinfördes på 1993.
Bunlar dışında pek çok test daha uygulanmaktadır.Men det tillkommer en stor mängd tester utöver dessa med helt andra krav.
1978'de bölgede sıkıyönetim uygulanmaya başlanmıştı.1978 infördes undantagstillstånd.
Kartografik sansür Google Maps tarafından da uygulanmaktadır.Det finns också möjlighet att få tillgång till trafikinformation med hjälp av Google Maps.
Seçim kanunu değişiklikleri, yürürlük tarihinden başlayarak 1 yıl içinde olacak seçimlerde uygulanmaz.Om det säkerhetspolitiska läget förändrades skulle full krigsduglighet nås inom ett år.
Günümüzde bu kuram, matematiğin tüm alanlarında uygulanmaktadır.I dagsläget dricks det i alla samhällsklasser.
Aşı tavuk hücrelerinde gelişse de, yumurta alerjisi olanlara uygulanmasında sakınca yoktur.Trots att vaccinet utvecklas i kycklingceller, kan de med äggallergi vaccineras.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra, 1972'den beri infaz edilmeyen ölüm cezaları uygulanmaya başladı.De hotade att börja döda av gisslan den 1 juli 1976 om dessa krav inte uppfylldes.
1 Ocak - Ölçüler Kanunu uygulanmaya başlandı.1 januari – Tidaholms stadsprivilegier börjar gälla.
Bu fikir kabul edildi ve uygulanmasına karar verildi.Projektet genomfördes och godkändes.
Bazı İslamcı topluluklarda din polisi adı verilen ve şeriatın uygulanmasını denetleyen kurumlar bulunmaktadır.Det finns så kallade personsäkerhetsenheter vid Polismyndigheten som utreder och beslutar.
Genellikle bir başka tahribatsız muayene metodunun uygulanmasından önce yapılması gereken bir çalışmadır.Det är oftast nödvändigt att förbereda provet på något sätt innan det går att använda.
Anlaşma Faroe Adaları ve Grönland için uygulanmaz.Konventionen omfattade inte de danska territorierna Färöarna och Grönland.
Gebe kadınlara ancak açık bir biçimde gerekliliği saptanmış vakalara uygulanmalıdır.Жінкам бас подавати не прийнято (за деяким винятком).