uygulamaya ile cümle

uygulamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak tüm bu çalışmalar teorik düzeyde kalmış, uygulamaya geçirilmemiştir.Проте всі ці теорії є настільки слабкими, що не знайшли свого практичного обгрунтування.
Ancak bu teknolojinin uygulamaya geçmesi biraz zaman aldı.Ця проблема суттєво обмежила застосування такої технології.
Bu uzun süren uygulamaya karşın O'nun komuta döneminde U-35, toplam 444 bin tonda 189 gemi batırmıştır.В результаті, при тих же головних розмірах, що й «Київ» повний тоннаж корабля склав 44 490 тонн.
Localar bunu kendi kendilerine uygulamaya başladılar.Користувач повинен сам вводити їх у грі.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Tato organizace soudí, že tam, kde byl tento zákaz zaveden, spotřeba tabákových výrobků klesla o 16 %.
İlk insan denemesi Haziran 2009'da ABD Gıda ve İlaç Yönetimi tarafından uygulamaya kondu.První pokus na lidech byl schválen v roce 2009 americkou Food and Drug Administration.
Doğrudan tüm koşullarıyla bağlayıcıdır ve tüm üye ülkelerde doğrudan uygulamaya girerler.Je závazné v celém rozsahu a přímo použitelné ve všech členských státech.
Bir sonraki aşamada uygulamaya geçiliyor.Další fáze se plánují.
Uygulamaya ile başarı oranı tedaviye sadık kalındığında % 95 oranı civarındadır.Lze léčit snadno, léčba má až 95% účinnost.
Günümüzde geçerli olan versiyon ise 1 Ocak 2011'de uygulamaya giren INCOTERMS 2010'dir.Dnem 1. ledna 2011 vstoupilo v platnost desáté vydání, Incoterms 2010.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.Stavbě druhé dvojice zabránil nedostatek financí.
Eyalet yönetimi 1953'te "Kuzey Programı" adını verdiği bir projeyi uygulamaya koydu.1966 Ústřední výbor zavedl tzv. Nový ekonomický mechanismus.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Karlova samostatná vláda skončila, když se pokusil zavést své náboženské reformy ve Skotsku.
Her uygulamaya ait bir kullanıcı ve bir demet vardır.Každému příchozímu člověku je přidělena jedna přikrývka a jídlo.
1966’da uygulamaya konulmuştur.Roku 1966 byl kvůli tomu i uvězněn.
Bu iki program Türkiye'de yeni uygulamaya geçmiştir.Oba tyto články byly nově zavedeny Lisabonskou smlouvou.
1995 yılında Avrupa Adalet Divanı tarafından alınan kararla, Bosman kuralları uygulamaya geçmiştir.Známý je díky soudnímu případu, ve kterém bylo v roce 1995 zavedeno tzv. Bosmanovo pravidlo.
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.Postul a devenit apoi definitiv și Jaspers nu a mai revenit la practica clinică, ci a rămas la catedră.
"Eddie bir davul seti aldım ve uygulamaya başladı."Abia am angajat-o și deja a făcut o boacănă.
9 Temmuz 1921'de ateşkes imzalanıp, uygulamaya konuldu.La 21 iulie 1992 a fost semnat un acord de încetare a focului.
1660 yılında itibaren Danimarka ve Norveç'te mutlak monarşi sistemini uygulamaya başladı.A instituit în Danemarca monarhia absolută în 1660.
Franklar bir genişleme stratejisi uygulamaya başladılar.Germanii urmau să înfăptuiască o încercuire strategică de amploare.
Ancak bu plan asla uygulamaya konulmadı.Cu toate acestea, planul n-a fost pus niciodată în aplicare.
Sonunda 27 Aralık 1935 tarihinde, kilise konseyi, kale mimarının tavsiyelerini uygulamaya karar verdi.A templomi tanács 1935. december 27-én végül úgy döntött, hogy végre kell hajtani az építész javaslatát.
Titurius en sonunda bir aldatmaca uygulamaya karar verdi.Ferdinánd végül elhatározta trónigénye érvényesítését.
Planını uygulamaya koyar fakat işler beklediği gibi gitmez.Megfontoltak leszünk, de az idő nem nekünk dolgozik.
Fakat Bizanslılar yeni bir strateji uygulamaya başladılar.Emiatt a természetvédők az utóbbi időben újabb stratégiát folytatnak.
CHERUB, renkli tişört sistemini uygulamaya soktu.Géza a szivarjával felrobbantotta az esőkabátját.
Mahkeme, anayasaya aykırı olan alt kanunu uygulamayarak ihmal eder.A Legfelső Bíróság érvényen kívül helyezhette azokat a törvényeket, melyek ellentmondtak az alkotmánynak.
Hukuk eğitimi aldıktan sonra Baro'ya alındı ve uygulamaya başladı.Az orvosi diploma megszerzése után rendelőt nyitott, és praktizálni kezdett.
İlk insan denemesi Haziran 2009'da ABD Gıda ve İlaç Yönetimi tarafından uygulamaya kondu.A Food and Drug Administration 2003 decemberében engedélyezte a készítményt az USA-ban.
Sonunda 27 Aralık 1935 tarihinde, kilise konseyi, kale mimarının tavsiyelerini uygulamaya karar verdi.27. joulukuuta 1935 kirkkohallitus lopulta päätti toteuttaa linna-arkkitehdin ehdotuksen.
Bu nedenle diğer bir strateji uygulamaya karar verildi.Siten päätettiin tehdä uusi suunnitelma.
Günümüzde geçerli olan versiyon ise 1 Ocak 2011'de uygulamaya giren INCOTERMS 2010'dir.Uusin Incotermsien versio on vuodelta 2010.
Bu uygulamaya daha önce konulmuştur.Se lienee ollut muodoltaan jo toteutetun mukainen.
Kısa zaman sonra Saruman, Rohan'ı fetih planlarını açıkça uygulamaya başladı.Pian tämän jälkeen Sarén alkoi suunnitella vaatteita kenkien oheen.
Finlandiya'da aylık 800 euro olarak uygulamaya geçirilmesi tartışılmaktadır.Toiminnan avulla voitaisiin säästää Suomessa noin 800 miljoonaa euroa.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Αξιολογούν ότι τέτοιες απαγορεύσεις μείωσαν την κατανάλωση καπνού κατά 16%, όπου ασκήθηκαν.
Bu uygulamaya Mart 1977’de devam etti ve Mayıs ayında tüm siyasi tutuklular affedildi.Συνέχισε αυτήν την πολιτική τον Μάρτιο του 1977, και τελικά έδωσε καθολική αμνηστία τον Μάιο του ίδιου έτους.
Ayrıca İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nin esasları uygulamaya konuldu.Επίσης, καθιερώθηκε η ισότητα δικαιωμάτων και υποχρεώσεων των πολιτών.
Ancak bu durum uygulamanın karmaşıklığı arttıracağı düşünülerek uygulamaya hiçbir zaman konmadı.Αλλά δεν βγάζει νόημα to να πιστεύεις ότι μπρούμε να ποσοτικοποιήσουμε κάτι σαν αυτό.
10 Nisan 2009'da Apple, milyarıncı uygulamaya geri sayacağını açıkladı.Στις 6 Ιανουαρίου 2009, αποκάλυψε ότι θα εκπροσωπήσει το Μάλι σε επίπεδο ανδρών.
1660 yılında itibaren Danimarka ve Norveç'te mutlak monarşi sistemini uygulamaya başladı.Μέχρι το 1661, η Κοπεγχάγη είχε εδραιώσει της θέση της ως πρωτεύουσα της Δανίας και της Νορβηγίας.
Eski görenekleri ve eski dili yeniden uygulamaya sokmuştu.Επίσης, αποκατέστησε παλαιά έθιμα και μαζί την αρχαϊκή γλώσσα.
Bir sonraki aşamada uygulamaya geçiliyor.Herefter sker søgningen i følgende trin.
Fakat Bizanslılar yeni bir strateji uygulamaya başladılar.På samme tid begyndte englænderne en ny strategi.
Bunun üzerine General Zod planlarını uygulamaya başlarlar.Som følge heraf udformede general Guy Simonds planerne for Operation Spring.
Bu uygulamaya daha önce konulmuştur.Men ordet har været brugt tidligere.
Localar bunu kendi kendilerine uygulamaya başladılar.Brugere skal selv printe den.
Fakat büyücü Medea bir plan yapmış ve bunu uygulamaya koyulmuştur.Men skaftet på spaden (reka) brakk, og trollet kastet spaden fra seg.
Yani, Allah'ın emirlerini uygulamayan veya uygulayamayan müminler günahkâr olurlar.I de troende lever Gud og selv om deres kropp begår grove synder er de uten skyld.
Sonunda 27 Aralık 1935 tarihinde, kilise konseyi, kale mimarının tavsiyelerini uygulamaya karar verdi.Den 27. desember 1935 bestemte til slutt menighetsrådet seg for å gjennomføre slottsarkitektens forslag.
İlerleyen yıllarda uygulamaya Windsor Sarayı ve Balmoral Sarayı da katıldı.I senere år ble praksisen også fulgt ved slottene Windsor og Balmoral.
Almanlar hükümeti devraldıktan sonra "Nihai Çözüm"ü uygulamaya giriştiler.Den tyske regjeringen vegret seg mot en endelig beslutning.
Uygulamaya dair en kötü etkiler yoğun savaşlar döneminde yaşanmıştır.Gjør motstand mot ondskapen noen som helst virkning i slike usikre tider?
Fakat büyücü Medea bir plan yapmış ve bunu uygulamaya koyulmuştur.Ia bersikeras agar Kiritsugu mengajarinya ilmu sihir (魔術, majutsu).
Boykot uygulamayan Moritanya, 1999'da İsrail'le diplomatik ilişkiler kurdu.Mauritania, yang tidak pernah melakukan pemboikotan, menjalin hubungan diplomatik dengan Israel pada 1999.
Amin 104 gün sürecek kısa iktidarı boyunca, yönetimde kolektif liderlik ilkesini uygulamaya çalıştı.Dalam masa kepemimpinanya yang singkat (104 hari), Amin berusaha membentuk kepemimpinan bersama.
Daha deneyimli donanmalar, "diekplous" olarak adlandırılan bir manevra uygulamaya başlamışlardı.Armada laut yang lebih berpengalaman pada masa itu juga mulai menggunakan manuver yang disebut diekplous.
1995 yılında Avrupa Adalet Divanı tarafından alınan kararla, Bosman kuralları uygulamaya geçmiştir.1995 - Pengadilan Masyarakat Eropa untuk Keadilan menyetujui Peraturan Bosman.
İlgili Sayfalar