Söylediklerini uygula, lafta bırakma.Put your money where your mouth is.
Bu ülkede, nüfusun çoğunluğu Sünni İslam'ı uygular.In this country, the majority of the population practices Sunni Islam.
Ben uygulama olarak artık bir yetişkinim.I'm practically an adult now.
Tom yarın seni uygulamadan alacağını söyledi.Tom said he'll pick you up from practice tomorrow.
Tom sigarayı bırakmasına yardımcı olmak için hipnoterapi uyguladı.Tom underwent hypnotherapy to help him give up smoking.
Uygulama ile gelişeceksin.You'll improve with practice.
Bando uygulamasında görüşürüz.See you at band practice.
Sizin talimatlar uygulanıyor.Your instructions are being carried out.
Herkes biraz uygulama ile hokkabazlık yapmayı öğrenebilir.Anyone can learn to juggle with a bit of practice.
Basketbol takımı pazartesi günü uygulama yapmaz.The basketball team doesn't practice on Monday.
Kanamayı hemen durdurmak için yaranın üzerine baskı uygulayın.To stop the bleeding immediately press on the wound.
İzlandaca yazma uygulaması yapmak istiyorum.I want to practice to write in Icelandic.
Planımı uygulayabileceğimi umuyorum.I hope that I can carry out my plan.
Uygulama geliştiricileri bir fonksiyonel programlama dili kullanmaya karar verdi.Application developers decided to use a functional programming language.
Bu dönem, öğrenciler istatistiksel örnekleme tekniklerini okuyacaklar ve uygulayacaklar.In this semester, students study and apply statistical sampling techniques.
Bazı kısıtlamalar uygulanabilir.Certain restrictions may apply.
Bu uygulama yardımcı olabilir.This app can help.
Bu plan uygulanabilir mi?Is this plan feasible?
Bizim her pazartesi koro uygulamamız var.We have choir practice every Monday.
Her yerden uygulamalar alıyoruz.We get applications from everywhere.
Uygulamalar şimdi kabul ediliyor.Applications are now being accepted.
Tinder bir popüler online tanışma uygulaması.Tinder is a popular online dating application.
Onun söylediği sözler bu durumda uygulanmaz.The words he said don't apply in this situation.
Ekonomik kriz için sert önlemler uygulamamız gerekir.We should apply severe measures for the economic crisis.
Eğer popüler bir uygulama oluşturursanız bir gecede bir milyoner olabilirsiniz.If you create a popular app, you could become a millionaire overnight.
Tom vaaz verdiğini uygulamıyor.Tom doesn't practice what he preaches.
Bu standart uygulama olmalı.This should become standard practice.
Tom iltihaplı yarasına bir kurutucu ajan uyguladı.Tom applied a drying agent to his weeping wound.
Hemşire Tom'a anestezi uygularken 10'dan geriye doğru saymasını söyledi.The nurse told Tom to count backwards from ten as she administered the anaesthetic.
Hükümet bu sorunu çözmek için uygulama önlemleri benimseyecektir.The government will adopt enforcement measures to solve this problem.
Katı bir şekilde diyeti uyguladım.I followed the diet strictly.
O, planını uygulamada başarısız oldu.He didn't succeed in carrying out his plan.
Sana sansür uygulamıyorum.I'm not censoring you.
O sadece ceza uyguladı.He just carried out the sentence.
Mutluluk telefonunuza indirebileceğiniz bir uygulama değildir.Happiness isn't an app that you can download onto your phone.
Akıllı telefonlar için bir uygulama oluşturmak çok zor mudur?Is it very difficult to create an app for smartphones?
Bu sadece eril isimlere mi uygulanır?Does it only apply to masculine nouns?
Uygulamayı indirin ve kurun.Download and install the application.
Biz yeterince uzun uygulama yaptık.We've practiced long enough.
Teoride, teori ve pratik aynı olmalıdır ama uygulamada değildirler.In theory, theory and practice should be the same, but in practice, they're not.
Sansür korkunç bir uygulamadır.Censorship is a terrible practice.
Bir müzik aletini çalmayı öğrenmek binlerce saat uygulama gerektirir.Learning to play a musical instrument requires thousands of hours of practice.
Pokémon Go gerçek dünyada Pokémonu yakalaman için izin veren bir uygulamadır.Pokémon Go is an app that allows you to catch pokémon in the real world.
Biz düzeltici önlemleri uygulamalıyız.We must apply corrective measures.
Sevinç diyetini uygulayın.Follow the diet of joy.
Farklı bir yöntem uygulamak zorunda olabilirim.I may have to change tack.
Plan hiç uygulanmadı.The plan was never implemented.
Şişliği azaltmak için yaralı bölgeye biraz buz uygulayın.Apply some ice to the injured area to reduce swelling.
Tom bir kara büyü uygulayıcısıdır.Tom is a practitioner in the black arts.
Her gün uygulaman önemlidir.It's important that you practice every day.
Tom boş zamanında bu uygulamayı yarattı.Tom built this app in his spare time.
Tom planı uyguladı.Tom carried out the plan.
Oyun uygulamasını indirdim.I have downloaded the game application.
Tom planını uyguladı.Tom carried out his plan.
Bir sürü uygulamaya ihtiyacımız var.We need a lot of practice.
Zamenhof teorisini uygulamaya koydu.Zamenhof put his theory into practice.
Tom piyanoyu her gün en az otuz dakikalık bir süreyle uygular.Tom practices the piano at least thirty minutes every day.
Bu Boston'da yaygın bir uygulama mıdır?Is this a common practice in Boston?
Tom, Mary'ye CPR'yi nasıl uygulayacağını gösterdi.Tom showed Mary how to perform CPR.
Bugün uygulamada iyi hissettim.I felt good at practice today.