Ana içeriğe geç
Sözlük

uygula ile cümle

uygula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kuralların artık neden uygulanmadığını bana açıklar mısın?Could you explain to me why you think these rules don't apply anymore?
Planı uygulamayı denedin ama başaramadın.You tried to carry out the plan but you didn't succeed.
Toprak reformunu tartıştılar ama asla uygulayamadılar.They debated land reform but never carried it out.
O, planını uygulayamazdı.He could not execute his plan.
Şimdi uygulama zamanı.Now's the time to apply.
Onun için bir uygulama var mı?Is there an app for that?
Bir yıllık uygulamadan sonra zar zor piyano çalabiliyor.After practicing for a year, she is barely able to play the piano.
O, gece geç saatlere kadar gitar çalma uygulaması yapar.He practices playing the guitar until late at night.
Mike dünkü uygulamaya katılmadı.Mike didn't take part in yesterday's practice.
Sana lokal anastezi uygulayacağım.I'll give you a local anesthetic.
Kanunu uygulayanlar kanuna uymalıdırlar.Those who enforce the law must obey the law.
Yüzme suda uygulanan bir spordur.Swimming is a sport that is practised in water.
Polisin kitaplarda olan yasaları uygulaması gerektiğini düşünüyorum.I think the police should enforce the laws that are on the books.
Uygulama için geç kalmak istemiyorsun.You don't want to be late for practice.
O uygulamayı henüz indirmedin mi?You haven't downloaded that app yet?
Uygulama yapmama izin verin.Let me practice.
Şimdi uygulamaya git.Now go practice.
Tom'un direktiflerini uyguladım.I carried out Tom's instructions.
Ben uygulamayı kullanabilirim.I could use the practice.
En çok hangi uygulamaları seversin?Which applications do you like best?
Katolik rahipler bekârlık uygularlar.Catholic priests practice celibacy.
Bu şeyi uygulamaya koymanın zor olduğunu fark ettim.I realized that putting this thing into practice was hard.
Uygulama, teoriden daha iyidir.Practice is better than theory.
Sözlük şimdi Android telefonlar için bir uygulama olarak kullanılabilir.The dictionary is now available as an app for Android phones.
Benim bir farkındalık meditasyonu uygulamam var.I have a mindfulness meditation practice.
Fakat koro uygulamasından önce değil.But not before choir practice.
Futbol uygulamasından sonra evde olacağım.I'll be home after football practice.
Uygulamadan sonra görüşürüz.I'll see you after practice.
Bu uygulamak için bir plan.It's a plan to implement.
Basketbol uygulamasına gidiyoruz.We're off to basketball practice.
Bu talimatları tam olarak uyguladığınızdan emin olun.Be sure to follow these instructions exactly.
Emirlerim uygulanmalıdır.My orders should be carried out.
Şu anda bir android uygulaması geliştiriyoruz.We're developing an Android application at the moment.
Uygulama problemleri için cevaplar kitabın sonunda.The answers for the practice problems are at the end of the book.
Ben bu planın en kısa sürede onaylanmasını ve uygulanmasını talep ediyorum.I demand that this plan be approved and enforced as soon as possible.
Bu senin için gerçekten iyi bir uygulama, değil mi?This is really good practice for you, isn't it?
Bu uygulama Tom'un telefonunda çalışıyor ama Mary'ninkinde değil.This application runs on Tom's phone, but not on Mary's.
Alabileceğim tüm uygulamaya ihtiyacım var.I need all the practice I can get.
Uygulamayı açmak için uygulamanın simgesine çift tıklamalısın.You need to double-click on the application's icon to open the application.
Tom'un alabildiği tüm uygulamaya ihtiyacı var.Tom needs all the practice he can get.
Araç sürmeyi öğrenmek birçok uygulama gerektirir.Learning to drive requires a lot of practice.
Tom bütün gün ölçeklerini uyguladı.Tom practiced his scales all day.
Bu kremi yüzüne uygula.Apply this cream to your face.
Bizi fahiş fiyat uygulamasıyla mı suçluyorsun?Are you accusing us of price gouging?
Pinochet askeri bir diktatörlük uyguladı.Pinochet applied a military dictatorship.
Sana bir emir verdiğimde onun uygulanmasını beklerim.When I give you an order, I expect it to be carried out.
Tom planı uygulamaya koydu.Tom put the plan into practice.
Kadın üç defa kürtaj uyguladı.The woman practiced abortion three times.
Üzgünüm yapamam. Yoga uygulamam var.Sorry, I can't. I have yoga practice.
Tom bir bedensel denge terapisi uygulayıcısı olarak, sık sık şarlatanlıkla suçlandı.As a practitioner of craniosacral therapy, Tom is often denounced as a charlatan.
Sadece uygulama yapmalısın.You just need to practice.
Sadece uygulamaya ihtiyacın var.You just need practice.
Teras çiftçiliği Çin'in dağlık bölgelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır.Terrace farming is widely practiced in the mountainous regions of China.
Neden onu uygulamıyorsun?Why don't you implement it?
Ebeveynim bana her gün piyano uygulama yaptırdı.My parents made me practice the piano every day.
Tom bugün uygulama için erken geldi.Tom showed up early for practice today.
Şirket, önümüzdeki aydan itibaren yeni yönetim sistemini uygulamaya başlıyor.The company is starting to implement the new management system from next month.
Mary makyajını yeniden uygulamak için banyoya gitti.Mary went to the bathroom to reapply her makeup.
Botanik, uygulamalı bir bilim dalıdır.Botany is an applied science.
Teorini uygulamaya koydum.I put your theory into practice.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod