Yasaları uygulamamız gerekiyor.We need to enforce the law.
Harita uygulamasını açmak için iPad ekranındaki dünya simgesine dokun.Tap on the earth icon on the iPad screen to launch the map app.
Harita uygulamasını açmak için iPad ekranındaki dünya simgesine dokunun.Tap on the earth icon on the iPad screen to launch the map app.
Tom ve Maria kötü gülüşlerini birlikte uyguladılar.Tom and Maria practiced their evil laughs together.
Bunu ne kadar süre uyguladın?How long have you practiced this?
Sen hâlâ gitarınla her gün uygulama yapıyor musun?Are you still practicing the guitar every day?
Fadıl'ın, kanlı planını uygulamasını hiçbir şey durduramaz.Nothing can stop Fadil from executing his murderous plan.
Bu uygulama, İngilizce düzeyinizi geliştirmenize yardımcı olacaktır.This app will help you improve your English level.
Bu planın nasıl uygulanması gerekir?How should this plan be carried out?
O kanunu nasıl uygulayacaklar?How are they going to enforce that law?
Telefonumda, nadiren kullandığım düzinelerce uygulamam var.I have dozens of apps on my phone that I seldom use.
Tom aynanın önünde uyguladı.Tom practiced in front of the mirror.
Mary konuşmasını ayna önünde uyguladı.Mary practiced her speech in front of the mirror.
Fadıl artık dinini açıkça uygulayabilir.Fadil can practise his religion openly now.
Fadıl becerilerini uygulamaya koydu.Fadil put his skills to use.
Uygulama yapmazsan akıcı olamazsın.You can't become fluent if you don't practice.
Tom, büyü uygulama konusunda suçlanıyordu.Tom was accused of practicing witchcraft.
Mary, büyü uygulama konusunda suçlanıyordu.Mary was accused of practicing witchcraft.
Sınırlayıcı uygulamalar sanayiler için zararlı olabilir.Restrictive practices can be damaging for industries.
Her gün saatlerce uygulama yapıyorum.I practice many hours every day.
Konsept iyi, ancak uygulama berbat.The concept is good, but the implementation is awful.
Şu anda bu platform için katil uygulaması yok.There is currently no killer app for this platform.
Onun için bir uygulama var.There's an app for that.
Leyla suçu dikkatlice planlayıp uyguladı.Layla carefully planned and executed the crime.
Leyla kendi evinde özel bir uygulama yürüttü.Layla ran a private practise in her home.
O barbarca bir uygulamadır.That is a barbaric practice.
O barbarca bir uygulama.That's a barbaric practice.
Uygar bir toplumda o uygulamanın hiçbir yeri yoktur.That practice has no place in a civilized society.
Birçok geleneksel uygulama ahlak dışıdır.Many traditional practices are immoral.
Test incelemesi çok kısıtlayıcı bir uygulamadır.Test examining is a very restrictive practice.
Uygulama en iyi öğretmendir.Practice is the best teacher.
Bir uygulama oluşturmamız gerekiyor.We need to build an app.
Onu uygulamak için birkaç fırsatları vardı.They had few opportunities to practice it.
Uygulamanızla birlikte son iki renkli fotoğraf ekleyin.Include two recent colour photos with your application.
Tom'un hâlâ uygulamaya ihtiyacı var.Tom still needs practice.
Sami bütün Müslümanların kadınlara şiddet uyguladığını düşünüyordu.Sami thought that all Muslims hit ladies.
Sami sonuna kadar İslam'ı uyguladı.Sami practised Islam to its fullest.
Tom konuşmasını aynanın önüne uyguladı.Tom practiced his speech in front of the mirror.
Bence bu uygulamayı indirmelisin.I think you should download this app.
Tom'un planının uygulanabilir olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom's plan is feasible.
Sami tarikatın uygulamaları hakkındaki her şeyi biliyordu.Sami knew all about the cult's practices.
Neden uygulamadın?Why didn't you practice?
Sami, Leyla'ya CPR'yi uyguladı.Sami administered CPR to Layla.
Tedaviyi sonuna kadar uygulamalısınız.You must complete the treatment until the end.
Sami uygulamayı indirdi.Sami downloaded the app.
Sami uygulamayı download etti.Sami downloaded the app.
Tom bir Tai Chi uygulayıcısıdır.Tom is a Tai Chi practitioner.
Bu yasa sadece yabancılara uygulanır.This law only applies to foreigners.
Her gün uygulama yapıyor musun?Do you practice every day?
Tom verdiği öğütleri uygular.Tom practices what he preaches.
Bu standart bir uygulama.That's standard practice.
İyi bir doktor kendi yöntemlerini uygular.A good doctor follows his own directions.
İslam'ı uygulayış biçimleri paganist ögeler barındırıyor.They practice Islam with paganistic elements.
Uygulanabilirliğine ikna oldum.I'm convinced that it's feasible.
O uygulamayı kaldır. Vakit kaybından başka bir şey değil.Uninstall that app. It's nothing but a waste of time.
Uygulanan devasa yaptırımlar finansal bir nükleer savaş olarak değerlendiriliyor.The huge sanctions imposed are considered a financial nuclear war.
Ek ücretler uygulanabilir.Additional fees may apply.
Bazı durumlarda istisnalar uygulanabilir.Exemptions may apply in some cases.
Şimdi son dokunuşları uygulama vakti.It's time to apply the final touches.
Kolay değil ama uygulanabilir.It's not easy, but it's feasible.