Sadece planı yapmadım, onu uyguladım.I didn't just make the plan, I carried it out.
Biz o planı uyguladık.We carried out that plan.
Uygulama usta yapar.Practice makes perfect.
Tavsiye ettiğini uygula.Practice what you preach.
Birçok siyasetçi komite üzerine güçlü bir baskı uygulamıştır.Several politicians exerted strong pressure on the committee.
Hükümet, çok yüksek gelirlere özel bir vergi uygulamaya karar verdi.The government decided to impose a special tax on very high incomes.
Vaaz vermek uygulamaktan daha kolaydır.To preach is easier than to practice.
Sendika üzerine yaptırımlar uygulanması uygunsuz.It is improper to impose sanctions upon the union.
Başkalarının söyleyeceği ne olursa olsun, planı uygulamaya koymaya kararlıyım.I am determined to put the plan into practice no matter what others may say.
Planıma kim karşı çıkarsa çıksın, onu uygulayacağım.Whoever opposes my plan, I will carry it out.
Onun için planı uygulamak kolay.It is easy for him to carry out the plan.
Onun planı uygulamaya konulmuştur.His plan was put into action.
O, tıp uygulaması yapıyor.He practices medicine.
O, fikirlerini uygulamaya koydu.He brought his ideas into practice.
O, fikirlerini uygulamaya koymada yavaştı.He was slow in putting his idea into practice.
O, evde her gün uygulama yaptı.He practiced every day at home.
Onun tavsiyesini uygulamadılar, sonuçta şirketleri iflas etti.They neglected his advice, with the result the their company went bankrupt.
O, sınıfta öğrendiğini deneyde uyguladı.She applied what she had learned in class to the experiment.
Yaraya bir bandaj uyguladı.She applied a bandage to the wound.
O, para biriktirmek için kendi planını uygulamaya çalıştı.She tried to carry out her plan to save money.
Askerler onların emirlerini uygulamak zorundadır.Soldiers must carry out their orders.
Her gün uygulama yapman gerekli.It is essential for you to practice every day.
Kendiniz uygulamayın.Don't exert yourself.
Teorik olarak mümkündür, ancak uygulamada çok zor.In theory it is possible, but in practice it is very difficult.
Çünkü romanlar tablolar gibidir, uygulama yapman gerekir.Because novels, just like paintings, need you to practice.
Android uygulamaların gelişmesi bugünden itibaren mümkündür.The development of applications for Android is possible from today.
Bugünün kuramsal matematiği yarının uygulamalı matematiğidir.Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.
O nihayet planı uyguladı.At last, she executed the plan.
Sanırım senin yardımın olmasaydı biz planı uygulayamazdık.I guess we wouldn't have been able to carry out the plan if it weren't for your help.
Tolerans kötülüğe uygulandığında bir suç olur.Tolerance becomes a crime when applied to evil.
Modellerimizi C ++'ya uyguladık.We implemented our models in C++.
Planı uygulama zamanı.It's time to carry out the plan.
Bilime gelince, uygulama teoriden daha önemlidir.When it comes to science, practice is more important than theory.
Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
Bir kesik kanıyorsa, üzerine baskı uygula.If a cut is bleeding, put pressure on it.
Kanamayı durdurmak için yara üstüne baskı uygula.Put pressure on the wound to stop the bleeding.
Birçok şirket 8 saatlik bir çalışma gününü uyguladı.Lots of companies have implemented an eight-hour working day.
Merak ediyorum, ilk defa hangi ülke Tatoeba'ya sansür uygulayacak.I wonder which country will be the first to censor Tatoeba.
Hiç kimse bu planın uygulanmasını engelleyemez.Nobody can prevent this plan from being carried out.
Bu uygulama, tek kelimeyle, pilini tüketiyor.This application just eats up your battery.
Sioux kabilesi hükümetin anlaşmayı uygulamasını istedi.The Sioux tribe asked the government to enforce the treaty.
Yasaları uygulamak çok zordu.The laws were very difficult to enforce.
Eğer sistem istikrarlı değilse, son değer teoremi uygulanmaz.The final value theorem does not apply if the system is not stable.
Onlar yeni bir kavram geliştirmek için bir iletişim politikası uygulamıştır.They implemented a communication policy so as to promote their new concept.
Şüphesiz iyi bir fikir ama uygulamaya koymak zor.It's a good idea, to be sure, but it's hard to put it into practice.
Uygulamaya koymayı zor buldum.I found it difficult to put into practice.
Bu uygulamanın daha fazla özelliğe ihtiyacı var.This application needs more features.
Favori ücretsiz İpad uygulaman nedir?What's your favorite free iPad app?
En sevdiğin ücretsiz yazılım uygulaması nedir?What's your favorite free software application?
Senin gözde ipad uygulaman nedir?What's your favorite iPad app?
Gözde iPhone uygulaman nedir?What's your favorite iPhone app?
O uygulamayı nasıl kullanacağımı öğrenmenin çok zor olmayacağından eminim.I'm sure it wouldn't be too hard to learn how to use that application.
Android uygulaması geliştiriyorum.I'm developing an Android application.
Bu uygulamanın nasıl kullanılacağını Tom'a gösterir misin?Could you show Tom how to use this application?
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Tom, Mary ve John Cumartesi gününü yetenek gösterisi için uygulama yaparak geçirdi.Tom, Mary and John spent Saturday practicing for the talent show.
Tom sonunda kendi bilgisayarına ücretsiz bir veritabanı uygulamasını yüklemeyi anladı.Tom eventually figured out how to install a free database application on his computer.
Tom Mary'nin planının uygulanabilir olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think Mary's plan is feasible.
Polis memuru medeni hukuku uygular.The police officer enforces civil law.
Uygulama, vücut kütle indeks oranını hızlı bir şekilde hesaplamanı sağlıyor.The application allows you to quickly calculate the ratio of body mass index - BMI.