Bu, Rusya'da seyahat etmek için en uygun dönemdir.This is the most favourable period for travelling in Russia.
Bu daire oldukça uygun fiyatlı görünüyor.This apartment seems pretty affordable.
Her gün saatlerce uygulama yapıyorum.I practice many hours every day.
Bu iş bana uygun değil.This work doesn't suit me.
Kuralları ben koymuyorum. Onları sadece uyguluyorum.I don't make the rules. I just enforce them.
Rapor konusu uygun zamanda ilan edilecek.The report topic will be announced at the appropriate time.
Konsept iyi, ancak uygulama berbat.The concept is good, but the implementation is awful.
Tom birçok şapka denedi ama ona uygun bir tane bulamadı.Tom tried on many hats, but he couldn't find one that fit.
Şu anda bu platform için katil uygulaması yok.There is currently no killer app for this platform.
Onun için bir uygulama var.There's an app for that.
Leyla suçu dikkatlice planlayıp uyguladı.Layla carefully planned and executed the crime.
Leyla uygun bir anne değildi.Layla was an unfit mother.
Sebepsiz şiddet uyguluyorlar.They're violent for no reason.
Bu sorular uygun mudur?Are these questions appropriate?
Bu sorular uygun mu?Are these questions relevant?
Benim için daha uygun olduğu için sol elimle yazıyorum.I write with my left hand because it's more convenient for me.
Leyla kendi evinde özel bir uygulama yürüttü.Layla ran a private practise in her home.
O barbarca bir uygulamadır.That is a barbaric practice.
O barbarca bir uygulama.That's a barbaric practice.
Uygar bir toplumda o uygulamanın hiçbir yeri yoktur.That practice has no place in a civilized society.
Çok uygun bir çeviri buldunuz.You've found a very apt translation.
Sanırım yaptığın şey uygunsuzdu.I think that what you did was inappropriate.
Sanırım onu yapmak uygun olmazdı.I think that doing that would be inappropriate.
Tom uygun şekilde giyinmiş.Tom is dressed appropriately.
Tom uygun olarak giyindi.Tom was dressed appropriately.
Tom uygun giyinmemiş.Tom isn't dressed appropriately.
Tom onu uygun şekilde yapacak.Tom is going to do that properly.
Leyla uygun olmayan bir anne olarak kabul edildi.Layla was considered an unfit mother.
Birçok geleneksel uygulama ahlak dışıdır.Many traditional practices are immoral.
Test incelemesi çok kısıtlayıcı bir uygulamadır.Test examining is a very restrictive practice.
Uygulama en iyi öğretmendir.Practice is the best teacher.
Bir uygulama oluşturmamız gerekiyor.We need to build an app.
Cümleyi silmeli miyiz? Bence bu uygun olur.Should we delete that sentence? I think it would be convenient.
Şu an uygun sözleri bulamıyorum.At this moment I can't find the appropriate words.
Uygun kelimeler arıyordum.I was looking for suitable words.
Uygun sözler arıyordum.I was looking for appropriate words.
Sözlerinizin gerçeğe uygun olup olmadığından emin değilim.I'm not sure whether your words correspond to the truth.
Onu uygulamak için birkaç fırsatları vardı.They had few opportunities to practice it.
Bu doğru ve uygun!That's right and proper!
Uygulamanızla birlikte son iki renkli fotoğraf ekleyin.Include two recent colour photos with your application.
Bir Amerikalı Kızılderili daha uygun bir şekilde Yerli Amerikalı olarak bilinir.An American Indian is more properly called a Native American.
Tom'un hâlâ uygulamaya ihtiyacı var.Tom still needs practice.
Şimdi yemek yemek için uygun mudur?Is it all right to eat now?
Tom'un giydiği şey uygun değil.What Tom is wearing is inappropriate.
Sami bütün Müslümanların kadınlara şiddet uyguladığını düşünüyordu.Sami thought that all Muslims hit ladies.
Sami sonuna kadar İslam'ı uyguladı.Sami practised Islam to its fullest.
Tom konuşmasını aynanın önüne uyguladı.Tom practiced his speech in front of the mirror.
Bence bu uygulamayı indirmelisin.I think you should download this app.
O çiçek yemeye uygun.That flower is edible.
Tom, Mary'nin cezasının uygun olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought that Mary's punishment was appropriate.
Tom'un bu iş için uygun olduğunu düşünmüyorum.I don't think Tom is fit for the job.
Tom'un planının uygulanabilir olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom's plan is feasible.
Sami'nin bir kral için uygun bir bahçesi vardı.Sami had a garden fit for a king.
Sami uygunsuz yorumlar yaptı.Sami made inappropriate comments.
Sami fazla uygunsuz yorumlar yaptı.Sami made more inappropriate comments.
Sami, Leyla'nın yaşam tarzını çok fazla uygun görmüyordu.Sami disapproved very much Layla's lifestyle.
Sami oğluna şiddet uyguluyordu.Sami violated his son.
Sami vaazlarını uyguluyor.Sami practises what he preaches.
Sami tarikatın uygulamaları hakkındaki her şeyi biliyordu.Sami knew all about the cult's practices.
Uygun olmayan bir şey devam ediyordu.Something improper was going on.