Zamana ayak uydurmalıyız.We must keep up with the times.
Biz en son araştırmaya ayak uydurmadık.We have not kept pace with the latest research.
Beverly Hills gibi zengin kasabada Joneses ailesine ayak uydurmak zordur.Keeping up with the Joneses is expensive in rich town like Beverly Hills.
Sık sık söylenildiği gibi kendini yeni bir çevreye uydurmak zordur.As is often said, it is difficult to adjust yourself to a new environment.
Bu dergi benim dünyaya ayak uydurmama yardımcı oluyor.This magazine helps me to keep up with what's happening in the world.
Bana ayak uydurmanı istiyorum.I want you to keep up with me.
En son modalara ayak uydurmak çok pahalı.It is very expensive to keep up with the latest fashions.
Sen planlarını benimkine uydurmalısın.You must accommodate your plans to mine.
Zamana ayak uydurmak için kitaplar ve dergiler okurum.I read books and magazines to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak için gazeteler okurum.I read newspapers in order to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak için gazeteler okumalısın.You should read the newspapers in order to keep up with the times.
Yaşlı bir adamın zamana ayak uydurması oldukça zordur.It is rather difficult for an old man to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak için yeni bir bilgisayar aldım.I bought a new computer to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak kolay değil.It's not easy to keep up with the times.
Ona ayak uydurmaya çalış.Try to keep up with him.
Sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çalışıyor.He tries to keep abreast of his classmates.
O sınıfın geri kalanına ayak uydurmayı zor buluyor.He finds it difficult to keep up with the rest of the class.
Bahane uydurmada zekidir.He is clever at making excuses.
İlginç hikayeler uydurmada iyidir.She is good at making up interesting stories.
Arkadaşlarına ayak uydurmadığı için, o sonunda geride kaldı.Unable to keep up with his friends, he fell behind at last.
Gerçekten bir Alice vardı, fakat Harikalar Diyarı hayal gücünün bir uydurmasıdır.There really was an Alice, but Wonderland is a figment of the imagination.
Uydurma hikayeler en eğlenceli saçmalık türüdür.Apocryphal stories are the most fun variety of bullshit.
Tom sınıfın geri kalanına ayak uydurmayı zor buluyor.Tom finds it difficult to keep up with the rest of the class.
Tom modaya ayak uydurmaya bile çalışmaz.Tom doesn't even try to keep up with fashion.
Tom Joneses'lara ayak uydurmaktan bıktığını söylüyor.Tom says he's tired of trying to keep up with the Joneses.
Tom Mary'ye ayak uydurmaya çabalamaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up trying to keep up with Mary.
Ben Tom'un beni onun dar programına uydurmasını umarım.I hope Tom can fit me into his tight schedule.
Tom'un sınıfının geri kalan kısmına ayak uydurma sorunu vardı.Tom has trouble keeping up with the rest of his class.
Onun bize anlattığı her şey sadece uydurmaydı.Everything he told us was pure fabrication.
Herhangi bir şey uydurmadım.I didn't make anything up.
Hiçbir şey uydurmadım.I didn't make anything up.
Onu ben uydurmadım.I didn't make that up.
Tom'un sınıfın geri kalanına ayak uydurmada sorunu var.Tom has trouble keeping up with the rest of the class.
Ayak uydurmaya çalışıyorum.I'm trying to keep up.
O, sınıf arkadaşların ayak uydurmak için mücadele etti.He struggled to keep up with his classmates.
O, sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çalışıyor.He tries to keep up with his classmates.
Kıçından uydurmayı bırak.Stop talking out of your ass.
Bunun uydurma bir hikaye olduğuna birçok kişi inanmak istemedi.Many people did not want to believe that this was a fabricated story.
Tom Mary'ye ayak uydurmaya çalıştı.Tom tried to keep up with Mary.
Bana uydurmamı söyledin.You told me to improvise.
Tom'a ayak uydurmam zor.It's hard for me to keep up with Tom.
Tom Mary'ye ayak uydurmak için acele etti.Tom hurried to keep up with Mary.
Tom sınıfın geriye kalanına ayak uydurmak için sorun yaşıyor.Tom is having trouble keeping up with the rest of the class.
O cevapları uydurmadım.I didn't make those answers up.
Tom uydurma suçlamalarla hapsedildi.Tom was jailed on trumped-up charges.
Tom'a ayak uydurmaya çalışacağım.I'll try to keep up with Tom.
Kızlar Mary hakkında birçok uydurma söylenti ve yalanlar yaydılar.The girls spread many false rumors and lies about Mary.
Sana ayak uydurmak zor.It's hard to keep up with you.
Onlara ayak uydurmak zor.It's hard to keep up with them.
Ona ayak uydurmak zor.It's hard to keep up with him.
Sana ayak uydurmaya çalışacağım.I'll try to keep up with you.
Onlara ayak uydurmaya çalışacağım.I'll try to keep up with them.
Ona ayak uydurmaya çalışacağım.I'll try to keep up with him.
Ona uydurma bir adres verdim.I gave him a fake address.
O, konuşmanın bir bölümünü unuttu ve bir süre uydurmak zorunda kaldı.He forgot a section of the speech and had to improvise for a while.
Tom sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çabaladı.Tom struggled to keep up with his classmates.
Bahane uydurmaya çalışmıyorum.I'm not trying to make excuses.
Polisle konuşurken hikayeler uydurmamalısın ya da yalan söylememelisin.When talking with the police, you shouldn't make up stories or lie.
Amazon kitapları hakkında birçok tüketici yorumları uydurmadır.Many consumer reviews of books on Amazon are fake.
Hastalık uydurmak anlamsızdır.It's futile to feign illness.