Ana içeriğe geç
Sözlük

uydur ile cümle

uydur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.Man kan faktisk tenke seg begge deler.
Asıl sebep ile ilgili ortada sonradan uydurulan birçok dayanaksız görüş bulunmaktadır.Men i realiteten var det nok flere bakenforliggende årsaker bak de sterke reaksjonene.
Hepsinin ötesinde, finansal kiralama şirketleri yeni bir mevzuata ayak uydurmak zorunda kalmaktadır.I tillegg instruerte den alle skatteinnkrevere for å få en mer ordnet form på innkrevingen.
Modern tarihçiler, bununda diğerleri gibi sonradan uydurulduğunu düşünen Lemerle'i izler.Sebagian besar sarjana modern mengikuti Lemerle, yang menganggap ini sebagai fabrikasi berikutnya.
Haberler tamamen uydurmadır.Berita Selalu Keren.
Devlet sektörü gelişen teknolojiye ayak uyduramayabilir.Masyarakat tidak bisa dipisahkan dari perkembangan teknologi.
Hatta İdil, çocukları olduğu yalanını bile uydurur.Lala jadi berani berbohong kepada orang tuanya.
Kuark terimi 1929'da Murray Gell-Mann tarafından uydurulmuştur.Namun, penghargaan fisika tahun 1969 hanya diberikan kepada Murray Gell-Mann.
Ancak bunların tamamen uydurma ve düzmece olduğunu belirten ilahiyatçılar da bulunmaktadır.Apa yang dikatakan Epimenides sebenarnya secara serentak mengandung kebohongan dan kebenaran.
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.Keduanya pun lantas menjalin kerjasama.
Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir.Tổ hỏi: "Là tính chi?"
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.Cách định hướng nhà này vẫn còn được ưa thích ở Triều Tiên hiện đại.
"Atatürk Soyadı Konusunda Uydurmalar ve Gerçekler".Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (bằng tiếng Thổ Nhĩ Kỳ).
Gaga, adı Almanca olan şarkının ilk kısmında ve nakaratın bir bölümünde uydurma bir Almancayla konuşmaktadır.Gaga đọc đoạn đầu và phần điệp khúc của bài hát bằng tiếng Đức, bởi vì tên của bài hát là tiếng Đức.
Çevresine ve çevresindeki toplumun kurallarına ayak uyduramamaktadır.Bạn không thể nào né tránh được môi trường và các điều kiện xã hội quanh bạn.
Kapalı toplum anlayışı, gelişen Dünya’ya ayak uyduramamıştır.Thao trường tập luyện không thể lẫn lộn với đất phát triển kinh tế-xã hội được.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.Chiếc hộp rùng rợn: chứa những thứ ghê gớm đáng sợ để dọa nạt người khác.
Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.''神に対して何かを捏造(ねつぞう)してはならないのである。
Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir.誰が権威を授けたのか」と言った。
Ona göre bütün gerçek, tikel nesnelerden meydana gelmektedir, tümeller ise uydurma şeylerdir.「ぞうたんのごと(ごた)」=ぞうだん(冗談)の、ごと(ようだ)=馬鹿らしい。
Hatta İdil, çocukları olduğu yalanını bile uydurur.虚言癖もあり、主に自らの出生についての嘘をつく。
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.両方の作品とも要約である。
Yahudi Soykırımı konusunda ise şunları belirtti: "Yahudi Soykırımı diye bir şey uydurdular.御史中丞傅咸は司馬亮を諫め「此度のような封侯は古来より例がありません。
Türkçe, kendi ses düzenine yabancı asıllı sözcükleri uydurmaktadır.彼らは異口同音にインディアンのことを話した。
Fakat çağa ayak uyduran bir yapısı vardır.築造時期は中世である。
Kahn’a göre Aeschines'in Aspasia’sındaki her bir bölüm yalnızca uydurma değil aynı zamanda inanılmazdır da.アイスキネスの『アスパシア』にあるどのエピソードも単なる作り事ではなく、にわかに信じがたい話であるとカーンは言っている。
Farklı iklimlere başarılı bir şekilde ayak uydurmuş çok sayıda türleri mevcuttur.さまざまな環境に適応した多様な種が存在する。
Senin planına ayak uyduramam.あなたの計画にはついていけない。
Bu olayla ilgili bilgi verici fakat muhtemelen de uydurma olan bir hikâye vardır.關於這一點,有一則有啟發性的,雖然可能是偽造的軼事。
Ona göre bütün gerçek, tikel nesnelerden meydana gelmektedir, tümeller ise uydurma şeylerdir.」 《過去現在因果經》:「一切諸法本,因緣生無主,若能解此者,則得真實道。
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.但兩者亦屬二次創作。
Bu hızlı gelişmeye sosyal yaşam da ayak uydurmuştur.三:经济发展要保持一定速度。
Uydurma bir masal.動畫組自創故事。
Dizi için uydurulmuştur.固稱為圖種。
Şarkı Uydurma dil dilinde seslendirilmiştir.譬如在唱說語言方面作大膽嘗試。
Öğrenciler de kısa sürede bu sisteme ayak uydurmaktadır.与此同时他的学生在逐步接管这些工作。
Terim, Yunanca bir kelime olan acme'den türetilerek "İnsanın en iyi çağı" olarak uyduruldu.“阿克梅”是在希腊语“άκμη (akme)”的基础上创造出来的,即“人类最好的年龄”。
Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir.因此,此音樂廳可以迎合各種形式的音樂演出。
Bunun üzerine Ali taraftarları bu uydurma süfyan karakterinin aleyhine hadisler uydurarak yaydılar.於是其他民族異想天開地捏造了關於這種令人難以置信的織物來源的各種各樣傳聞。
Kimono giyenler, kumaşı kendi bedenlerine uydurabilmek için katlayarak vücutlarına sarar.벨트는 사람이 물 속에서 직립하여 몸을 바르게 지탱할 수 있도록 도와 준다.
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.이 경우의 정견은 부정견(不正見) 또는 악견(惡見)의 반대이다.
İlk başlarda, grup bir "pseudo-felsefe" olan "lachrymology" nedeni ile kuruldukları hikâyesini uydurdu.초기에, 그들은 "lachrymology"란 가상 철학 때문에 밴드가 결성된 이야기를 지어냈다.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.질문이나 하면 그때 가서 거짓말을 하든지 말든지(웃음소리).
Mehdî’ye birçok vasıflar yükleyerek, hakkında rivayetler uydurdular.이때 전영보는 자섬사사(資贍司使)로서 많은 은폐(銀幣)를 횡령한 혐의로 심하게 문책을 당하였다.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.상인들을 괴롭히는 순사들에게 짱돌이라도 던져야 속이 시원한 청년이다.
Herkesin ona alışması zor olmuş ama Chibi-Usa onlara çok kolay ayak uydurmuştur.אנשי האוג'יבווה נפוצו לכל קצוות אמריקה ולאסיביקאשי נהיה קשה להגיע לילדים.
Richard'ın tahta yükselişine karşı olan Lord Hastings bir uydurma suç ile suçlanıp tutuklanır ve idam edilir.לורד הייסטינגס, המתנגד לריצ'רד, נעצר ומוצא-להורג באשמת שווא.
Dizi için uydurulmuştur.והוגלה לאשור.
Çeşitli bahaneler uydurur.הם מביאים כמה תירוצים.
Bir süre sonra, Alex'de ondaki kafiyeleri uydurma yeteneğini görür ve yardım etmesini ister.אלכס מצליח לפרוץ לבתי האנשים לאחר שהוא משכנע אותם שהוא זקוק לעזרה.
Yürüyüşe ayak uyduramayanlar, düştükleri yerde vurularak öldürülüyordu.מי שלא היה יכול ללכת נורה מייד בחצר.
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.Този начин на строеж все още се предпочита в модерна Корея.
Yeni yaşama ortamına ayak uyduramayan ve adapte olamayan diğer tüm türler yavaş yavaş yok olmaya başladı.Тези, които не са могли да се приспособят към променящите се външни условия, постепенно са изчезнали.
Büyük ihtimalle propaganda için uydurulmuş bir Alman Binbaşı.Смятан е за създател на немскоезичния афоризъм.
Hatta İdil, çocukları olduğu yalanını bile uydurur.Интересна е и частта, в която Медея убива децата си.
Vıcık kelimesi sonradan uydurma bir kelimedir.Čitav poglavičin „govor“ je kasnija izmišljotina.
Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir.Danas je na ovom glazbalu moguće svirati bilo koju vrstu glazbe.
Bu ifade aslında John Bunyan tarafından "tüketim"le (tüberküloz) ilişkili olarak uydurulmuştur.Ovakav opis originalno je smislio John Bunyan, opisujući “sušicu” (tuberkulozu).
İç satışlar da, üretime ayak uydurmuştur.Vlasnici i dalje izravno interveniraju u uređivačku politiku.
Anlamlı veya tamamen uydurma olabilir.Môže ísť o situáciu reálnu alebo vymyslenú.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod