Ana içeriğe geç
Sözlük

uydur ile cümle

uydur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kara Atena Eski Yunanistan Uydurmacası Nasıl İmal Edildi? 1785-1985.La invención de la antigua Grecia, 1785-1985.
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.(A quien afecta y a quien beneficia) Beneficios o Maleficios.
Uyduruk görüntülerle halkı galeyana sürükleyemezler.No podemos nosotros mentir a la comunidad internacional llevando pasajeros fantasma.
Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir.Dijeron, ‘Quién le mató?
Teknolojiye ayak uydurmaya gayret etmektedirler.Promover la implementación de tecnologías.
Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Marge y Homer les dan las buenas noches a sus hijos pero todo no está planeado.
Tenrekgiller arasında Samur sivrifaresi suda yaşamaya ayak uydurmuş Su samuruna benzemiştir.Las mías, en cambio, son huellas en la arena que borra el agua marina del tiempo.
Morgan bu protestocularla tanıştıktan sonra hikâyenin aslında uydurma olduğunu itiraf etti.Christian se suicidó después de escuchar la noticia.
Fakat bu sözcük Anadolu kökenli bir adın Antik Yunancaya uydurulmuş biçmi de olabilir.Probablemente, este nombre tendría un sentido astrológico en la antigua Roma.
Bir süre sonra, Alex'de ondaki kafiyeleri uydurma yeteneğini görür ve yardım etmesini ister.Alex se aproxima y le intenta ayudar a conseguir lo que ella quería.
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.Questo orientamento è ancora preferito nella Corea moderna.
Kahn’a göre Aeschines'in Aspasia’sındaki her bir bölüm yalnızca uydurma değil aynı zamanda inanılmazdır da.Per Kahn, ogni singolo episodio dell'Aspasia di Eschine non è solo fittizio, ma persino incredibile.
Mark Arm yıllar sonra "Tabii ki grunge'ı ben uydurmadım.Anni dopo Arm dichiarò: "Ovviamente, non ho inventato .
Bir şey deneyle ters düşüyor ve buna hemen başka bir açıklama uyduruyorlar.Ma qualcosa va storto e devono ricorrere ad un altro espediente.
Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir.Credete che possa fabbricarne?».
Ama sadece bir animedeki konunun bir başka animeye uydurulmasından ibaret değil sanırım."Diavolo, spero di non ricevere più un'altra nomination».
İç satışlar da, üretime ayak uydurmuştur.Mamma: Sei andato a fare la spesa al mercato?
Bu ifade aslında John Bunyan tarafından "tüketim"le (tüberküloz) ilişkili olarak uydurulmuştur.Questa frase fu originariamente coniata da John Bunyan in riferimento proprio alla tubercolosi.
Haberler tamamen uydurmadır.Altre notizie sono invece del tutto inventate.
Bunu kim uydurdu?Кто это выдумал?
Ona acıklı bir hayat hikâyesi uydurur.Рассказывает жалостливую историю о своей жизни.
Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir.Убай спросил: «Так созданы джины?!»
Yahudi Soykırımı konusunda ise şunları belirtti: "Yahudi Soykırımı diye bir şey uydurdular.Услышав это, царь и вожди Иудейского народа смирились и сказали: «Праведен Господь!».
Richard'ın tahta yükselişine karşı olan Lord Hastings bir uydurma suç ile suçlanıp tutuklanır ve idam edilir.Лорд Гастингс, который возражает против коронации Ричарда, арестован и казнен по сфабрикованному обвинению.
15 senedir Can'ın zeka geriliğinin nedenlerini ve dış dünyaya ayak uydurmasını sağlamaya çalışmaktadır.Через 15 лет инспектор расследует причины закрытия перспективной планеты.
Zamanla soğuğa ayak uydurmuşlardır.На обратном пути она сильно простудилась.
Yürüyüşe ayak uyduramayanlar, düştükleri yerde vurularak öldürülüyordu.Тех, кто не мог идти, расстреливали на месте.
Fakat onu çekemeyenler onun hakkında bir dedikodu uydurmuşlar.Те, кто не относился ни к одному сословию, назывались разночинцы.
Ben'in Doktor'u buraya çekmek için bir gizem uydurduğunu söyler.Бен просит Джима организовать встречу с доктором.
Kayış - Çocukları korkutmak için uydurulmuş kötücül varlık.Старик, чувствующий себя обузой детям.
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.В современном Алатыре преобладает частная застройка.
Tarihçilerin çoğu bunun Çeka tarafından uydurulmuş br yalan olduğunu düşünür.Большая часть историков считает это событие выдумкой.
Şimdiki inanışa göre, İspanyol Engizisyonu tarafından Yahudilerin İspanya'dan kovulması için uyduruldu.Считается, что изначально подобный суп готовили испанские евреи ещё до изгнания.
Büyük ihtimalle propaganda için uydurulmuş bir Alman Binbaşı.Участвовал в немецкой пропагандисткой кампании.
Sünni inanışa göre böyle bir kitap yoktur, hakkındaki rivayetler uydurmadır.لم نعد نؤمن بالله والمسيح والملائكة بسبب أن آيات الكتاب المقدس قالت ذلك.
Devlerin Kitabı, Tanah'taki bir anlatıyı genişleten bir uydurma bir Yahudi kitabıdır.الله أم يَهْوَه؟ أيُّهما إله اليهود؟ مصادر التوراة.
Alltaki metni yazan kişi bu kadar çok seyi nasil uydurmuş.وسيكون رسولى الذي لأجله خلقت كل الأشياء.
Bu yüzden Stephanie, bir hamilelik yalanı uydurdu.واستكذبت يوسف، أي صادفته كاذباً.
Yahudi Soykırımı konusunda ise şunları belirtti: "Yahudi Soykırımı diye bir şey uydurdular.فقال له: كنت يهوديًا فأسلمت, فقال له هارون: فبئس ما صنعت!
Elbiseleri modaya ayak uyduramıyor.ثيابه لا تتماشى مع الموضة.
Bahane uydurmada zekidir.إنه ذكي في صنع الأعذار
Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Marge e Homer dizem boa noite para os seus filhos, mas nem tudo sai como planejado.
Dünya sizi değiştirecektir, siz ya buna ayak uydurmak zorunda kalacak ya da ölmeyi tercih edeceksiniz.O mundo vai mudar você - você tem que se adaptar ou morrer.
Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir.Dessa forma, ele podia ouvir todo o tipo de música.
Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.''Um mentiroso não cumpre um dos seus deveres para com Deus: a confissão.
Sünni inanışa göre böyle bir kitap yoktur, hakkındaki rivayetler uydurmadır.Assim como a maçonaria não impõe uma crença especifica no Livro da Lei, o mesmo ocorre com o conceito de Deus.
Diğer yazarlar ise bunun yaranmak için uydurulmuş bir yalan olduğuna inanırlar.Alguns autores pensam que se trata de uma malformação.
Devlerin Kitabı, Tanah'taki bir anlatıyı genişleten bir uydurma bir Yahudi kitabıdır.Ə, ə (schwa) é uma letra do alfabeto latino usada na língua azeri.
Billy, yeni düzenlerine ayak uyduramamıştır.Alice não se adaptou imediatamente ao seu novo ambiente.
Enflasyon terimini uyduran Guth oldu.LabPop busca a fórmula do sucesso.
Bu bilgi tamamen uydurmadır.A informação é perfeita.
Onun deyimiyle bu giysiler uyduruk çakma şeylerdir.Özellikle Kore generallerinin üzerinde vardır.Durante a carreira marcaria outros gols fantásticos, principalmente com a camisa do Corinthians.
Kachorra yalnız yaşamaya ve şehir yaşantısına ayak uydurmaya çalışır.Fakat bütün işler onun için ters gider.Ela decide partir para a grande cidade e procurar trabalho, mas todos os homens querem abusar dela.
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.Fallible (Feilbaar) - In staat om een fout te maken of zich te vergissen.
Bunu kim uydurmuş?” dediğini belirtmiştir.Bijvoorbeeld: "Hebde gij dat al gedaan?"
Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.''Geen leugen komt over hun lippen, er valt niets op hen aan te merken."
Sünni inanışa göre böyle bir kitap yoktur, hakkındaki rivayetler uydurmadır.Moge zijn naam ook niet ontbreken in het Boek van God, in wie hij onder vallen en opstaan heeft geloofd."
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.De speler heeft ook de mogelijkheid om niet te antwoorden of te liegen.
Kendim bir şey icat edip, bir de isim uydurunca çok iyi tuttu.In de jaren dat hij voor zichzelf werkt heeft hij een zeer goede naam opgebouwd.
Sanırım o hikayeyi o uydurdu.Ik denk, dat ze dit verhaal heeft verzonnen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod