Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.I only follow what is revealed to me; I am only a clear warner.'
Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın.To you the warner came; taste you now!
(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.that he may warn whosoever is living, and that the Word may be realized against the unbelievers.
O, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat insanların çoğu yüz çevirmişlerdir.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
De ki: “Ben sadece uyaran bir peygamberim.Say: 'I am only a warner.
Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin.Yet pardon them, and forgive; surely God loves the good-doers.
Sizi ve ulaştığı herkesi uyarmak için bana bu Kuran verildi.Do you indeed testify that there are other gods with God?'
Arkadaşlarında hiç bir delilik yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.No madness is in their comrade; he is naught but a plain warner.
Ki ALLAH'tan başkasına tapmayasınız. Kuşkusuz ben, O'ndan size bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.'Serve you none but God' (I am to you a warner from Him and a bearer of good tidings)
İnkarcılar, "Ona bir mucize inmeli değil miydi," diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın.The unbelievers say, 'Why has a sign not been sent down upon him from his Lord?'
Fakat ona haksızlık ettiler. Biz mucizeleri yalnızca uyarı amacıyla gönderirizAnd We do not send the signs, except to frighten.
Ona uyarsanız, doğruyu bulursunuz.If you obey him, you will be guided.
Kim ALLAH'a ve elçisine uyarsa büyük bir zafer kazanmıştır.Whosoever obeys God and His Messenger has won a mighty triumph.
Size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse tadın.To you the warner came; taste you now!
Dediler ki, "Uğursuzluğunuz sizden kaynaklanmaktadır. Size uyarıda bulunulduğu için mi?They said, 'Your augury is with you; if you are reminded?
Dirileri uyarır ve inkarcıları açığa çıkarır.that he may warn whosoever is living, and that the Word may be realized against the unbelievers.
De ki, "Ben sadece bir uyarıcıyım.Say: 'I am only a warner.
Onlar ki sözü (kavl) dinlerler ve en güzeline uyarlar.who give ear to the Word and follow the fairest of it.
Bir müjdeci ve bir uyarıcıdır. Ancak onların çoğunluğu ondan yüz çevirmiştir; onlar işitmezler.good tidings to bear, and warning, but most of them have turned away, and do not give ear.
Ben, ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."I only follow what is revealed to me; I am only a clear warner.'
Sizin için büyük bir günün azabından korkarım," diyen nice uyarıcılar geçmişti.Truly I fear for you the chastisement of a dreadful day.
ALLAH'a ve elçisine uyarsanız yaptıklarınızdan hiç bir şeyi eksiltmez.If you obey God and His Messenger, He will not diminish you anything of your works.
ALLAH ile birlikte başka tanrılar edinmeyin. Ben O'nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcıyım.And set not up with God another god; I am a clear warner from Him to you.
(Allah) "(defol) git, dedi, onlardan kim sana uyarsa cezanız cehennemdir, mükemmel bir ceza (size)!"Allah said: be thou gone; then who soever of them followeth thee, Hell is your meed, a meed ample.
Ama uyarılar fayda vermiyor.But warnings avail not.
Demişti ki: "Git, onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz sizin cezanız cehennemdir; eksiksiz bir ceza."Allah said: be thou gone; then who soever of them followeth thee, Hell is your meed, a meed ample.
Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan'ı indiren (Allah) ne Yücedir.Blest be He who hath revealed the Criterion unto His bondman thathe may be unto the worlds a warner.
Ama uyarılar yarar sağlamıyor.But warnings avail not.
İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar.And they marvel that there should come Unto them a warner from among themselves.
Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.But warnings avail not.
Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.Ra.
Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım" de.I am unto you only a warner manifest.
Doğrusu seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.Verily We!
Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde, nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın.Be he rich or poor, Allah is nigher unto either wherefore follow not the passion, lest ye deviate.
Bu da bizim, kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir kitap.And this is a Book We have sent down, blest, and confirming that which hath been before it.
Düşünmediler mi ki, o arkadaşlarında cinnetten eser yok. Apaçık bir uyarıcıdan başkası değildir o.Reflect they not that in their companions there is no madness! he is naught but a manifest warner.
Allah buyurdu: "Defol git! Onlardan kim sana uyarsa, cezanız cehennem olacaktır.Allah said: be thou gone; then who soever of them followeth thee, Hell is your meed, a meed ample.
Kendi içlerinden kendilerine bir uyarıcı geldi diye şaşıp kaldılar.And they marvel that there should come Unto them a warner from among themselves.
Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir.Allah said: be thou gone; then who soever of them followeth thee, Hell is your meed, a meed ample.
Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.I am unto you only a warner manifest.
Âlemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed'e Furkan'ı indiren, Allah, yüceler yücesidir.Blest be He who hath revealed the Criterion unto His bondman thathe may be unto the worlds a warner.
Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!But warnings avail not.
Allah'tan korkun. Allah size gerçekten bir uyarıcı (kitap) indirmiştir.Surely He hath sent down Unto you an admonition.
Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım."I am unto you only a warner manifest.
Benim görevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir.I am unto you only a warner manifest.
Uyarmalar kâr etmiyor. [6,149; 10,101]But warnings avail not.
Gerçekten bu bir öğüttür, bir uyarıdır.Verily this Qur'an is an Admonition.
Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz.Verily We!
Çünkü o ayetler öğüttür, uyarıdır.Verily it is an admonition.
Yaptıkları kötülükler konusunda birbirlerini uyarmıyorlardı. Yaptıkları ne kötü idi.They were wont not to desist from the evil they committed; vile is that which they have been doing!
Biz mucizeleri yalnızca uyarı amacıyla gönderirizAnd We send not the signs save to frighten.
Tüm dünyaya bir uyarı olarak, Yasalar Kitabını kuluna indiren çok Yücedir.Blest be He who hath revealed the Criterion unto His bondman thathe may be unto the worlds a warner.
Onlara, kendilerinden bir uyarıcının gelmesini yadırgadılar.And they marvel that there should come Unto them a warner from among themselves.
ALLAH kullarını böylece uyarır.Therewith Allah affrighteth His bondmen.
İşte size müjdeleyici ve uyarıcı geldi.But now has come unto you a bringer of glad tidings and a warner.
Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"So We blinded their eyes, "Then taste you My Torment and My Warnings."
Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık.But now has come unto you a bringer of glad tidings and a warner.
Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'They follow nothing but conjectures, and they do nothing but lie.
Sen yalnızca bir uyarıcısın.But you are only a warner.
Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."So We blinded their eyes, "Then taste you My Torment and My Warnings."